Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, mevcut statükonun sürdürülebilir olmadığını belirterek, Kıbrıs’ta çözüme ulaşmanın tarihi bir sorumluluk olduğunu vurguladı. İncirli, Kıbrıs sorununun sadece siyasi bir anlaşmazlık değil; insan hakları, sosyal adalet, ekonomik refah ve gençlerin geleceğiyle doğrudan bağlantılı bir mesele olduğunu ifade etti.
Alexis Tsipras Enstitüsü ve Promitheas Araştırma Enstitüsü iş birliğiyle Lefkoşa’da düzenlenen 3. Uluslararası Konferans’a katılan İncirli, “Çoklu Krizler Döneminde Barış ve Sosyal Adalet” başlıklı oturumda konuştu. Konferansta İncirli’ye Milletvekili Armağan Candan ve CTP Örgütlenme Sekreteri Koral Aşam eşlik etti.
“Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de barışın merkezi olabilir”
Konuşmasında savaşlar, iklim krizi ve ekonomik eşitsizlik gibi küresel sorunlara dikkat çeken İncirli, Kıbrıs’ın çözümle birlikte Doğu Akdeniz’de bir gerilim kaynağı olmaktan çıkıp, barış ve iş birliğinin kalıcı bir örneğine dönüşebileceğini belirtti. İncirli, Türkiye-AB ilişkilerinin normalleşmesinin de çözüm sürecine olumlu katkı sağlayacağını ifade etti.
“Gençler belirsizliği değil, refahı hak ediyor”
Çözümsüzlüğün toplumlar arasındaki mesafeyi açtığını ve ağır sosyo-ekonomik maliyetler doğurduğunu kaydeden İncirli, Kıbrıslı Türklerin çözüm iradesini 2004 Annan Planı referandumu ve Crans-Montana süreci gibi dönüm noktalarında defalarca ortaya koyduğunu hatırlattı. İncirli, “Gençler, belirsiz değil güven ve refah içinde bir geleceği hak ediyor” dedi.
“Ortak tehditlere karşı ortak çözümler”
Federal çözümün bir yönetim modelinden öte, bir ortak yaşam kültürü olduğunu vurgulayan İncirli, şunları kaydetti
“Doğal afetlerden bölgesel güvenlik sorunlarına kadar birçok mesele tüm adayı etkiliyor. Ortak riskler ve tehditler karşısında birlikte hareket etmeliyiz. Statüko sürdürülebilir değildir; Kıbrıs’ta çözüme ulaşmak tarihi sorumluluğumuzdur.”
İncirli, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin’in yürüttüğü çalışmaları desteklediklerini belirterek, sonuç odaklı, siyasi eşitliğe dayalı ve takvimli bir müzakere sürecinin önemine dikkat çekti. CTP’nin iki toplumlu, iki kesimli ve uluslararası hukuka uygun bir çözüm için çalışmaya devam edeceğini vurguladı.









