YAPILANI GÖRMEK, EMEĞİN HAKKINI TESLİM ETMEK GEREKİR..
BAZEN SARILIP ÖPMEK, KUCAKLAMAK, KOKLAMAK, EVİNİN İÇİNE KATKI KOYMAKTIR, ÇOCUĞUMUZUN, GENCİMİZİN GELECEĞİNİ GÖREBİLMEKTİR
Emekliye verilen destek, ömrünün en güzel yıllarını çalışarak, üreterek ve ülkesine emek vererek geçirmiş insanların unutulmadığının, emeklerine duyulan vefanın naçizane bir ifadesidir.
Çünkü devlet dediğimiz şey insandır, vicdandır, sevgidir, vatandaşını kucaklamak ve yıllarca verilen emeğe sahip çıkmaktır…
Beni bilen eş, dost, arkadaş ve yıllardır beni sevgiyle takip eden insanımız bilir…
Doğrudan hiç şaşmadım.
Toplumumun mutluluğu, refahı omuzlarımdaki birinci sorumluluğumdur her zaman…
Siyasette bir partinin üyesi olmadım ama “başarı hikayesi” olan parti yönetimlerini ve hükümet icraatlarını açık açık alkışladım.
DEVLET LABORATUVARI YENİDEN AÇILIYOR
Bugün yıllardır tamiratı yapılamayan, hepimiz için hayati önem taşıyan Devlet Laboratuvarı yeniden açılıyor. Sağlık açısından çok önemli olan, yediğimiz her şeyin teknolojik ortamda tahlillerinin yapılabileceği laboratuvar artık hizmet verebilecek.
GÜZELYURT HASTANESİ BÖLGE HALKINA HİZMET VERMEYE BAŞLAYACAK
Cuma günü Türkiye Cumhuriyeti Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla “Güzelyurt Hastanesi” teknolojik altyapısıyla bölge halkına hizmet vermeye başlayacak ve açılış Başbakan Ünal Üstel tarafından yapılacak.
GİRNE HASTANESİ: MUHTEŞEM BİR YATIRIM, MUHTEŞEM BİR TEKNOLOJİK DONANIM
Önümüzdeki günlerde Girne Hastanesi, belki de bugünkü pozisyonuyla en donanımlı hastane olarak açılışı yapılarak halkımıza hizmet vermeye başlayacak. Muhteşem bir yatırım, muhteşem bir teknolojik donanım. Ben sadece “Allah düşürmesin” ama emeği geçen herkesten de Allah razı olsun derim.
Bu noktada Başbakan olarak Ünal Üstel’e, aslında bir hekim olarak da, hakkını hemen teslim etmek isterim…
Tarihe iş bitiren Başbakan olarak adını yazdı, yazmaya da devam ediyor…
Ben siyasette istikrarın önemli olduğuna inanıyorum.
Çünkü hükümetlerin sürekli değiştiği, başlayan projelerin yarım kaldığı bir yapıda uzun vadeli kalkınma politikalarının hayata geçirilmesi kolay değildir. Ünal Üstel’in başbakanlığı döneminde oluşan siyasi istikrarın, birçok projenin takip edilerek sonuçlandırılmasına önemli katkı sağladığını düşünüyorum.
Elbette yapılacak daha çok iş vardır.
Söylemden çok icraat, tartışmadan çok hizmet üretme gayreti.
Uzun zamandır çok yakından takip edebilme fırsatım oldu…
Gittiği köylerde nasıl sevgi seli ile karşılandığına şahit oldum…
“Çok iş yaptın, hizmet verdin ama yeteri kadar duyuramadın” diyen büyüklerimizin telkinlerine şahit oldum…
Sanırım şimdi hepimizin, icraatlarıyla toplumuna gece gündüz demeden köy köy gezen, hayvancısına, tarımcısına, gençlere sarılan, onları dinleyen, düşük maaşlarla ayakta durmaya çalışan sigorta emeklilerini düşünen, dertlerine çare bulan Ünal Üstel’i yazmak boynumun borcudur…
Bunun son örneği Sosyal Sigorta emeklilerimiz için açıklanan karardır.
SOSYAL SİGORTA EMEKLİLERİNE 40 BİN TL İKRAMİYE
Sosyal Sigortalar Kurumu’nun 50’nci kuruluş yılı dolayısıyla yaklaşık 48 bin Sosyal Sigorta emeklisine Kasım ayında kişi başı 40 bin TL ikramiye verilmesi kararlaştırıldı. Bunun yanında emeklilere vaat edilen yüzde 10’luk maaş artışının, hayat pahalılığı artışına ilave edilerek 1 Ocak 2027’den itibaren uygulanacağının açıklanması da son derece önemlidir.
Sosyal Sigortalar Kurumu’nun 50’nci yılı dolayısıyla yaklaşık 48 bin Sosyal Sigorta emeklisine yapılacağı açıklanan 40 bin TL’lik ikramiyeyi de yalnızca bir para olarak görmüyorum.
O paranın arkasında hayatlar var.
Belki torununa bir hediye almak isteyen bir dede…
Belki ay sonunu biraz daha rahat getirmek isteyen bir anne…
Belki evinin bir ihtiyacını karşılayacak, ilacını alacak, borcunun bir bölümünü kapatacak bir emekli…
Rakamların arkasındaki insanı görmediğimiz zaman siyasetin gerçek anlamını da kaybediyoruz.
Hayat pahalılığının özellikle sabit gelirli vatandaşlarımız üzerindeki yükünü hepimiz biliyoruz. Bu nedenle 40 bin TL’lik katkıyı yalnızca rakamsal bir ödeme olarak değerlendirmiyorum.
Bunu yıllarca çalışarak ülkesine hizmet etmiş insanlara devletin uzattığı bir el ve sosyal devlet anlayışının önemli bir göstergesi olarak görüyorum.
Ancak Ünal Üstel hükümetini değerlendirirken yalnızca bu karara bakmak da eksik olur.
Mayıs 2022’den bu yana geçen dönemde yıllardır konuşulan veya yarım kalan birçok projenin yeniden gündeme alınması, tamamlanması ya da yapım aşamasına getirilmesi dikkat çekicidir.
Yeni Ercan Havalimanı’nın hizmete girmesinden karayolu projelerine; sağlık yatırımlarından yeni hastane ve sağlık merkezlerine; eğitim altyapısından dijital dönüşüme; sosyal konut projelerinden kırsal kesim arsalarına kadar geniş bir alanda çalışma yürütüldüğünü görüyoruz.
Bu yazımın alamayacağı onlarca hizmetler ve gerçekleşen projeler zinciri var…
Allah’tan “UBP ÇALIŞIYOR” sloganını buldular… Ve altını gururla doldurma zamanı şimdilerde…
VATANDAŞIN EKONOMİK SIKINTILARI VAR
Vatandaşın ekonomik sıkıntıları vardır. Hayat pahalılığı vardır. Sağlıkta, eğitimde, trafikte, enerjide ve altyapıda çözüm bekleyen sorunlarımız vardır. Hiçbir hükümet için “her şey tamamlandı” demek mümkün değildir.
Ancak eleştirmek kadar yapılanı teslim etmenin de gazeteciliğin ve vicdanın gereği olduğuna inanıyorum.
Bugün ortaya konulan eserlere baktığımızda, Başbakan Ünal Üstel’in yönetimindeki UBP hükümetinin ülkenin kronikleşmiş sorunlarını çözme ve yarım kalan yatırımları tamamlama konusunda güçlü bir irade ortaya koyduğunu söylemek lazım…
Türkiye Cumhuriyeti ile kurulan güçlü iş birliğinin yatırıma, altyapıya ve ekonomik kaynağa dönüştürülmesi de bu dönemin en önemli özelliklerinden biridir.
Devlet yönetmek, insana dokunabilmektir.
Emekliye, çalışana, üreticiye, gence ve ihtiyaç sahibine “Devletim benim yanımda” duygusunu verebilmektir.
Eksikler elbette konuşulacaktır, eleştiriler elbette yapılacaktır. Demokrasi de bunu gerektirir.
Ama yapılanı da görmek gerekir.
Çünkü siyasette en güçlü söz, geride bırakılan eserdir.
YAPILANI GÖRMEK, EMEĞİN HAKKINI TESLİM ETMEK GEREKİR
Bazen günlük hayatın telaşı içerisinde yapılanları unutuyoruz.
Yeni açılan bir yolu birkaç gün sonra sıradanlaştırıyor, yıllarca beklediğimiz bir sağlık yatırımını hizmete girdikten sonra hayatımızın doğal bir parçası kabul ediyoruz. Bir hastane, bir sağlık merkezi, bir okul, bir yol tamamlandığında, onun arkasında kaç yıllık beklenti, ne kadar emek ve ne kadar mücadele bulunduğunu zaman zaman gözden kaçırıyoruz.
Oysa hafızamızı tazelemek gerekiyor.
Çünkü bir ülkenin geleceğine karar verirken yalnızca bugünün tartışmalarına değil, dün nerede olduğumuza ve bugün nereye geldiğimize de bakmak gerekir.
Başbakan Ünal Üstel’in hükümet dönemini değerlendirirken benim baktığım yer tam da burasıdır.
Yıllardır konuşulan projelerin tamamlanması, yarım kalan yatırımların yeniden ele alınması, sağlıkta, ulaşımda, sosyal konutta ve altyapıda atılan adımlar benim için yalnızca birer siyasi başlık değildir.
Çünkü yapılan her yolun sonunda bir insan vardır.
Yapılan her sağlık merkezinin kapısından şifa umuduyla giren bir anne, bir baba, bir çocuk vardır.
Yeni bir hastane yatırımı demek, belki de yarın hayatı kurtulacak bir insan demektir.
Bir sosyal konut projesi, yıllarca kendi evinin hayalini kurmuş genç bir çiftin umududur.
İşte bu nedenle Sosyal Sigortalar Kurumu’nun 50’nci yılı dolayısıyla yaklaşık 48 bin Sosyal Sigorta emeklisine yapılacağı açıklanan 40 bin TL’lik ikramiyeyi de yalnızca bir para olarak görmüyorum.
O paranın arkasında hayatlar var.
Belki torununa bir hediye almak isteyen bir dede…
Belki ay sonunu biraz daha rahat getirmek isteyen bir anne…
Belki evinin bir ihtiyacını karşılayacak, ilacını alacak, borcunun bir bölümünü kapatacak bir emekli…
Rakamların arkasındaki insanı görmediğimiz zaman siyasetin gerçek anlamını da kaybediyoruz.
Bu yüzden vatandaşın da ülkesinde yapılan her hizmeti dikkatle takip etmesinin önemli olduğuna inanıyorum. Ne yapılanı görmezden gelmek ne de eksikleri yok saymak doğru olur.
Vicdanlı değerlendirme tam da budur.
Yapılmayanı soracağız ama yapılanı da unutmayacağız.
Eleştireceğiz ama emeğin hakkını da teslim edeceğiz.
Daha iyisini isteyeceğiz ama bugün elimizde bulunan kazanımların hangi süreçlerden geçerek hayatımıza girdiğini de hatırlayacağız.
Çünkü bu ülke hepimizin.
Benim gönlümden geçen, bunca emeğin ve hizmetin halkın vicdanında karşılığını bulmasıdır…
Çünkü milletin takdiriyle alınan her sorumluluk, beraberinde daha çok çalışma ve daha çok hizmet etme yükümlülüğünü getirir.
Bazen sarılıp öpmek, kucaklamak, koklamak, evinin içine katkı koymaktır, çocuğumuzun, gencimizin geleceğini görebilmektir.
Çok öpenlerin değil, çok iş yapanların sevgisine inanmak gerekir…











