Avrupa Birliği’nin 2015 göç krizinin ardından hazırladığı ve uzun müzakereler sonucunda kabul edilen Göç ve İltica Paktı, yarın itibarıyla tüm üye ülkelerde uygulanmaya başlanıyor. Mayıs 2024’te kabul edilen ve AB’nin yeni göç politikasını belirleyen bu kapsamlı düzenleme, sınır prosedürlerini sıkılaştırırken üye ülkeler arasında yeni bir dayanışma mekanizması kurmayı hedefliyor.
Yeni Sistem Neleri Değiştiriyor?
AB’nin ilk kapsamlı göç ve iltica çerçevesi olan pakt, temel olarak dış sınırların daha etkin korunması, iltica süreçlerinin hızlandırılması ve sorumluluk paylaşımı ilkelerine dayanıyor. Yeni sistemin getirdiği başlıca düzenlemeler şunlar
- Sıkı Sınır Kontrolleri AB dış sınırlarından düzensiz giriş yapan tüm göçmenler güvenlik taramasından geçirilecek ve zorunlu olarak kayıt altına alınacak.
- Hızlandırılmış İşlemler Korunma ihtiyacı bulunmadığı değerlendirilen, güvenlik riski taşıyan veya yanlış beyanda bulunan kişiler için sınır bölgelerinde hızlı geri gönderme süreçleri işletilecek.
- İltica Süreçlerinde Hız Başvurular daha kısa sürede sonuçlandırılacak ve kötüye kullanımın önüne geçmek için daha sıkı kurallar uygulanacak.
- Zorunlu Dayanışma Göç baskısı altındaki üye ülkelere destek sağlamak amacıyla, her ülkenin kendi koşullarına göre katkıda bulunacağı esnek bir dayanışma mekanizması kurulacak.
İnsan Hakları Kuruluşlarından Eleştiriler
Yeni kurallar, yürürlüğe girmesine saatler kala çeşitli kesimlerin eleştirilerine de konu oluyor. Uluslararası insan hakları kuruluşları, sınır kontrollerinin genişletilmesinin göçmenlerin kabul merkezlerinde uzun süre tutulmasına yol açabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Özellikle üçüncü ülkelerde kurulması planlanan geri gönderme merkezleri, denetim eksikliği ve insan hakları standartlarının zayıflaması riski nedeniyle uzmanlar tarafından endişeyle karşılanıyor. Bazı üye ülkeler ise zorunlu dayanışma mekanizmasının ulusal göç politikaları üzerindeki kontrolü azaltabileceği gerekçesiyle uygulamaya mesafeli yaklaşıyor.
AB Komisyonu ise yeni sistemin temel hakların korunmasına yönelik güvenceler içerdiğini ve sınır taramaları ile iltica prosedürlerinin bağımsız izleme mekanizmalarıyla denetleneceğini vurguluyor.







