Erdoğan’dan BM Güvenlik Konseyi’nin veto hakkının kaldırılması çağrısı

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ankara, 22
Eylül 26Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Güvenlik
Konseyinde veto imtiyazının kaldırılmasının reform için şart olduğunu
belirterek, “Daha adil dünya için farklı coğrafyaların tecrübesini ortak
zeminde buluşturmalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan,
bugün BM 81. Genel Kurulu’ndaki konuşması öncesinde BM Genel Konseyi’nde veto
hakkının kaldırılması çağrısında bulundu.

Amerikan
Bloomberg yayınında yayımlanan yazısında Erdoğan, son yıllarda dünya genelinde
yaşanan krizlerin, çözüm için “birkaç başkentin iradesine bırakmanın
bugünün gerçekleriyle bağdaşmadığını gösterdiğini” söyledi.

Buna ek
olarak Erdoğan, uluslararası karar alma mekanizmasının daha demokratik hale
getirilmesini önerdi.

Çözümün
Güvenlik Konseyi’ne yeni daimi üyeler eklemek yerine, hiçbir ülkenin
uluslararası toplumun çoğunluğunun iradesini tek başına engelleyemeyeceği bir
düzen kurma önerisinde bulundu.

Veto yetkisi
yalnızca BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesine aitÇin, Fransa, Rusya,
Birleşik Krallık ve ABD. Bir daimi üyenin olumsuz oy vermesi, Konsey’deki esas
nitelikteki bir karar tasarısını tek başına engelleyebilir.

– Erdoğan’ın
“veto imtiyazının kaldırılması” çağrısı

AA’nın aktardığına göre Bloomberg
için “BM, Güvenlik Konseyi’nin veto hakkını kaldırmalıdır” başlıklı
makale kaleme alan Erdoğan, son yıllarda dünyanın tanık olduğu salgınlar,
enerji krizleri, tedarik zincirlerindeki kırılmalar ve bölgesel çatışmalar gibi
trajedilerin, dünyanın karşı karşıya olduğu krizlerin çözümünü birkaç başkentin
iradesine bırakmanın bugünün gerçekleriyle bağdaşmadığını gösterdiğini
belirtti.

Küresel
karar alma mekanizmalarının bugünün şartlarına uyum sağlamasının artık
ertelenemez olduğunu vurgulayan Erdoğan, Birleşmiş Milletler Güvenlik
Konseyinin hala İkinci Dünya Savaşı sonrasının yapısını yansıttığına işaret
etti.

Daha etkin,
adil ve hesap verebilir bir temsil anlayışının zorunluluk arz ettiğini, bunun
yolunun da temsili genişletmenin yanında, liderlik sorumluluğunu adil biçimde
paylaşmaktan geçtiğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti

“Farklı
coğrafyaların tecrübesini, kapasitesini ve iradesini küresel ve bölgesel
meselelerin çözümüne dahil etmek mecburiyetindeyiz. ‘Dünya 5’ten büyüktür’
çağrımız, bu yönüyle daha geniş bir sorumluluk anlayışına davettir. Reform
ihtiyacını artık somut bir yol haritasına dönüştürmek elzemdir. Bu yol
haritasının merkezinde ise veto imtiyazının ilgası yer almalıdır. Çünkü
Güvenlik Konseyine ayrıcalıklı yeni üyeler eklemek, karar alma gücünün birkaç
devletin elinde toplanması sorununu çözmez ve imtiyazlı yapının kapsamını
genişletir. Veto imtiyazının kaldırılması, anlamlı her türlü reformun hem
başlangıç noktası hem de temel stratejik hedefi olmalıdır. Reform, aynı
imtiyazın başka devletlere de tanınması anlamına gelemez. Genel Kurul
bünyesinde, hiçbir devletin uluslararası toplumun çoğunluğunun iradesini kalıcı
olarak engelleme yetkisine sahip olmaması ilkesi etrafında geniş bir koalisyon
oluşturulmalıdır.”


“Hesap verebilirlik artırılmalı”

Güvenlik
Konseyi ile Genel Kurul arasındaki dengenin de yeniden kurulması gerektiğini
vurgulayan Erdoğan, şunları ifade etti

“Genel
Kurul’un yetkileri güçlendirilmeli, daimi üyeliklerin bulunmadığı, Güvenlik
Konseyi üyelerinin Genel Kurul tarafından belirli süreler için dönüşümlü olarak
seçildiği, yeniden görev almak isteyen ülkelerin seçimlerde üyelerin
çoğunluğunun güvenini yeniden kazandığı bir yapıyla Güvenlik Konseyinin temsil
kapasitesi ve Genel Kurul karşısındaki hesap verebilirliği artırılmalıdır.
Geleceğin uluslararası düzenini geçmişin hiyerarşilerini muhafaza ederek
kuramayız.

Dünya tarihi
bakımından oldukça kısa sayılabilecek son çeyrek asırda yaşanan gelişmeler,
hiçbir güç dengesinin ve hiçbir uluslararası nizamın baki olmadığını gösterdi.
İnsanlığa barış, istikrar ve ortak refah vadeden sistem, yeni savaşları
önlemekte, eşitsizlikleri azaltmakta ve değişen güç dengelerine cevap vermekte
yetersiz kaldı.”

Erdoğan,
ekonomiden güvenliğe, teknolojiden diplomasiye kadar yeni güç merkezleri ortaya
çıkarken, uluslararası kurumların bu dönüşüme aynı hızla uyum sağlayamadığına
işaret etti.


“Finansmana erişimi güvence altına alınmalı”

Savaşlar,
iklim krizi, düzensiz göç ve ekonomik kırılganlıkların, devletlerin güçlü
kurumlara, dayanıklı ekonomilere ve caydırıcı savunma yeteneklerine sahip
olmalarının önemini bir kez daha ortaya koyduğunun altını çizen Erdoğan,
ticaret, lojistik, ulaştırma ve enerji koridorlarının güvenlik ve
sürdürülebilirliğinin daha belirleyici hale geldiğini belirtti.

Asya’nın
ekonomik ağırlığı artarken, Afrika’nın da potansiyeliyle uyumlu daha güçlü bir
temsil talep ettiğini, gelişmekte olan ülkelerin kendi önceliklerini daha
yüksek sesle dile getirdiğini aktaran Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu

“Bazı
bölgesel aktörlerin artan nüfuzu, kendi coğrafyalarında daha fazla sorumluluk
üstlenmelerini beraberinde getiriyor. Her bölgenin meselelerini dışarıdan
belirlenen yöntemlerle çözmek mümkün değildir. İlgili ülkelerin iradesini,
yerel şartları ve müşterek menfaatleri esas alan yaklaşımların daha kalıcı ve
istikrarlı sonuçlar üreteceğine inanıyoruz. Diplomatik kapasitesi, ekonomik
imkanları ve farklı taraflarla iletişim kurabilme kabiliyeti bulunan ülkelerin
barışın ve istikrarın tesisinde daha etkin roller üstlenmesi, kaçınılmaz bir
gerekliliktir.

Küreselleşmenin
refahı yayacağı yönündeki beklentiler tam anlamıyla karşılanmadı. Gelir
dağılımındaki adaletsizlikler derinleşirken teknoloji ve ekonomik bağımlılıklar
yeni rekabet alanlarına dönüştü. Bu değişen koşullarda küresel adaletin temini
için mesuliyetler hakkaniyetle paylaşılmalı, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma
hakkı ve ihtiyaç duydukları finansmana erişimi güvence altına
alınmalıdır.”


“Genel Kurul’un rolünün güçlendirilmesi çabasını destekliyoruz”

Böylesi bir
değişimin geniş bir uluslararası iradenin ortaya konulmasını zaruri kıldığını
belirten Erdoğan, Türkiye’nin güçlü küresel ilişkileri ve çok taraflı diplomasi
tecrübesini bu reform arayışının hizmetinde kullanmaya devam edeceğini
vurguladı.

Veto
imtiyazının kaldırılması, seçilmiş üyelerin karar alma süreçlerinde daha fazla
ağırlık kazanması ve Genel Kurul’un rolünün güçlendirilmesi yönündeki çabayı
desteklediklerinin altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti

“Farklı
bölgelerden ülkelerin bu müşterek zeminde buluşması, uluslararası sistemin
meşruiyetini ve temsil kabiliyetini güçlendirecektir. Bugünün dünyasında kalıcı
barışın, birbirinden kopuk ve birbiriyle konuşmayan blokların çoğalmasıyla
kurulamayacağı açıktır. ‘Daha adil bir dünya’ için farklı coğrafyaların
tecrübesini, kapasitesini ve iradesini ortak bir zeminde buluşturmalıyız.
Türkiye, köklü devlet geleneği, diplomatik kapasitesi ve farklı coğrafyalarla
kurduğu güçlü ilişkilerle bu reform arayışında üzerine düşen sorumluluğu
üstlenmeye devam edecektir.”

-BM’de
oylama sistemi nasıl çalışıyor?

BM Genel
Kurul’da tüm üye devletlerin bir oyu var ve hiçbir ülkenin veto yetkisi yok.

Ancak Genel
Kurul kararları çoğu durumda tavsiye niteliğinde, Güvenlik Konseyi kararları
gibi bağlayıcı değil.

Bu nedenle
BM Genel Kurulu’nun veto hakkı yok. Veto yetkisi yalnızca BM Güvenlik
Konseyi’nin beş daimi üyesine ait. Bunlar Çin, Fransa, Rusya, Birleşik Krallık
ve ABD.

Bir daimi
üyenin olumsuz oy vermesi, Konsey’deki esas nitelikteki bir karar tasarısını
tek başına engelleyebiliryor.

-İngiltere’den
veto hakkından feragat etme girişimine destek

Diğer yandan
Birleşik Krallık, Fransa ve Meksika’nın öncülük ettiği, Birleşmiş Milletler
Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinin “kitlesel zulüm” durumlarında
veto haklarını kullanmaktan gönüllü olarak vazgeçmesini öngören girişime
katıldı.

Bu adımla
Londra, Paris’in ardından söz konusu girişimi destekleyen ikinci daimi Güvenlik
Konseyi üyesi oldu. Girişim halihazırda 128 ülkenin desteğini almış durumda.

İngiltere
Dışişleri Bakanlığı, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “veto
hakkının sorumlu şekilde kullanılmasına yönelik taahhüdünü” sürdürdüğünü
söyledi.

Erdoğan’dan BM Güvenlik Konseyi’nin veto hakkının kaldırılması çağrısı
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter