İkiliye göre, Güneydoğu Asya hükümetleri, bu meyveyi Çin ile iyi ilişkiler kurmak için bir diplomatik araç olarak kullanıyor.
2024 yılında Malezya Kralı İbrahim, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e, meyvenin prestijli Musang King çeşidinden iki kutu hediye etmişti.
Bu gelenek aslında yeni değil; 1975 yılında dönemin Tayland Başbakanı da Pekin ziyaretinde Çinli liderlere 200 adet durian sunmuştu.
Malezya Başbakan Yardımcısı Ahmad Zahid Hamidi, durumu şu sözlerle özetlemişti: “Bu sadece diplomasi değil, bu bir ‘durian işi’. Çinli iş insanlarıyla birlikte çalışmalı ve bu sektörü büyütmeliyiz.”
Ekonomik mucize
Çin’in meyveye yönelik devasa talebi, bölgedeki yoksul tarım alanlarını da refah merkezlerine dönüştürdü.
New York Times’a konuşan Malezyalı çiftçi Eric Chan, durian satışları sayesinde bölgedeki evlerin ahşaptan tuğlaya dönüştüğünü ve ailelerin çocuklarını yurt dışındaki üniversitelere gönderebildiğini belirtiyor.
Vietnam ise durian ihracatı sayesinde diğer tarım ürünleri için de Çin pazarının kapısını aralamayı başardı.
Çin için durian ticareti, Şi Cinping’in “Gıda İpek Yolu” stratejisinin bir parçası. Pekin; Şili’den kiraz, Yeni Zelanda’dan kivi ve Kenya’dan avokado ithal ederek gıda güvenliğini çeşitlendirmeye çalışıyor.
Özellikle ABD’de Donald Trump’ın gümrük vergisi politikalarıyla yarattığı belirsizlik, Güneydoğu Asya ülkelerini Pekin’in nüfuz alanına daha çok itiyor. 2025’in ilk çeyreğinde Çin’in bölgeden yaptığı tarım ithalatı bir önceki yıla göre yüzde 14 arttı.
Öte yandan Gao ve Rosendal, bölge ülkelerinin, tedarik zincirleri üzerindeki yabancı kontrolün artması ve küresel ekonomideki belirsizlikler nedeniyle Çin pazarına aşırı bağımlı hale gelmekten endişe ettiğini yazıyor.
Çevresel riskler
Bunun yanı sıra söz konusu meyve siyasetinin çevresel bedelleri de var.
Örneğin Endonezya, Laos ve Malezya’da yeni durian plantasyonları açmak için binlerce hektar orman yok ediliyor. Bu durum, Malaya kaplanı gibi nesli tükenmekte olan türlerin yaşam alanlarını tehlikeye atıyor.
