Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasındaki Sağlık Hizmet Desteği Protokolünün Uygun Bulunmasına İlişkin Yasa Tasarısı” görüşülüyor.
Toplantıda ilk olarak Hukuk, Siyasi İşler, Dış İlişkiler ve Savunma Komitesi Başkanı Yasemi Öztürk, tasarıya ilişkin komite raporunu okuyarak milletvekillerine bilgi verdi.
Filiz Besim“Bu Protokol Sağlık Hizmetlerinin Çöküşü Anlamına Geliyor”
Raporun okunmasının ardından söz alan Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Filiz Besim, Türkiye ile KKTC arasında çeşitli alanlarda birçok protokol imzalandığını anımsattı. Girne Askeri Hastanesi’nin sivil halka da hizmet vermesinin neden gerekli görüldüğünün sorgulanması gerektiğini belirten Besim, 1963 yılından bu yana faaliyette olan bu hastaneyle ilgili yeni bir protokol yapılmasını anlamlandıramadıklarını ifade etti. Besim, bu adımın sağlık hizmetlerinin çöküşü anlamına geldiğini savundu.
Hekimlerin Tabipler Birliği’ne üye olma zorunluluğunun gerekçelerini aktaran Besim, hükümetin askeri hekimlerin birliğe üye olmasının önünü açmaya yanaşmamasını eleştirdi. Komite görüşmelerine Tabipler Birliği’nin de katıldığını ve bir orta yol bulmaya çalıştıklarını dile getiren Besim, uygulanan yöntemin doğru olmadığını belirtti. Ülke yasalarının uzun çalışmalar neticesinde yürürlüğe girdiğini hatırlatan Besim, bu protokolle vatandaşlara yalnızca poliklinik hizmeti sunulacağını, ancak bu işleyiş için yasaların çiğnenmesinin yanlış olduğunu kaydetti.
Ceyhun Birinci“Kurumlarımız Bypass Edilmesin”
CTP Milletvekili Ceyhun Birinci ise daha önce sağlık alanında imzalanan protokollerde de “ülke kurumlarının bypass edilmemesi” yönünde uyarılarda bulunduklarını hatırlattı. Girne Askeri Hastanesi’nin devlet hastanesinden destek aldığını ve askeri personele dahi yetişmekte zorlandığını ifade eden Birinci, protokolün asıl amacının sivil hastaları poliklinik hizmeti almaları için askeri hastaneye yönlendirmek olduğunu söyledi.
Birinci, “Bu protokolle, hiçbir bölgeye hastane yapamayan hükümet, sivil hastaları askeri hastaneye gönderecek” dedi. Protokolün işleyişine dair belirsizlikler olduğunu ifade eden Birinci, burada görev yapacak doktorların Tabipler Birliği’ne üye olma zorunluluğunun bulunmamasının, protokolün paydaşlarla istişare edilmeden hazırlandığının bir kanıtı olduğunu savundu.
Sağlık bütçesinin yüzde 10’unu hasta sevklerine ayıran bir hükümetin, hastaları nerede tedavi edeceğini öngörememesinin normal olduğunu ileri süren Birinci, askeri personele dahi devlet hastanesinde hizmet verildiğine işaret ederek, protokolde geçen kontenjan sayısının nasıl belirleneceğini sordu.










