Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler ile Gazimağusa’daki Muratağa-Atlılar-Sandallar Şehitler Müzesi’nin açılış törenine katıldı.
14 Ağustos 1974 tarihinde Birleşmiş Milletler Barış Gücünün korumasında bulunan, hiçbir savunma gücü almayan Türk köylerinin hedef alındığını hatırlatan Yılmaz, kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan 126 masum Kıbrıs Türkü’nün hunharca katledilerek toplu mezarlara gömüldüğünü söyledi.
Yılmaz, şehitlerin naaşlarının dönemin ağır şartları nedeniyle isimleri belirlenemeden defnedildiği için ailelerin, sevdiklerinin izini bulabilmek adına onlarca yıl beklemek zorunda kaldığını belirterek, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin 2008 yılında başlattığı kazılar, adli incelemeler ve DNA analizleri neticesinde Murat Ağa ve Sandallar’da şehit edilen 89 kişinin tamamının, Atlılar’daki 37 şehidin ise 15’inin kimliği belirlendiğini, kalan 22 şehit için yürütülen çalışmaların kararlılıkla devam ederken, her bir kimlik tespitinin isimsiz kalmış bir kahramanı yeniden kendi adıyla aile ocağına ve vatan toprağına kavuşturduğunu ifade etti.
Kazılar sırasında toplu mezarlardan çıkarılan sandıklar açıldığında geriye kalanların sadece kişisel eşyalar olmadığına, yarım kalmış hayatlar, söylenmemiş sözler ve silinmemiş hatıralar olduğuna işaret eden Yılmaz, kimliklendirme çalışmaları sırasında toplu mezarlardan çıkarılan kişisel eşyalar ailelere teslim edildiğinde, şehitlerden geriye kalan bu emanetlerin nasıl korunacağı ve onların hayatlarının yeni nesillere nasıl anlatılacağı sorusunun da gündeme geldiğini ifade etti.
Murat Ağa, Atlılar ve Sandallar Şehitlerini Yaşatma Derneği’nin 2024 yılında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanlığına yaptığı başvurunun, bu emanetleri bir araya getirecek ve taşıdıkları hikayeleri koruyacak bir müzenin kurulmasına vesile olduğunu aktaran Yılmaz, “Şehit ailelerimizin hassasiyetiyle şekillenen ve kurumlarımızın iş birliğiyle hayata geçirilen bu müze, 126 kardeşimizi katliamın yaşandığı ana sıkıştırmadan, köylerindeki hayatları ve aileleriyle birlikte anlatacaktır. Burada sergilenen mektuplar, el yazısı defterleri, okul kayıtları ve kişisel eşyalar, her şehidimizin kendine ait bir hayatı, sevdikleri ve yarım kalan hayalleri olduğunu ziyaretçilere gösterecektir.” diye konuştu.
“Rum tarafı dezenformasyonlarına, Avrupa kurumlarını da alet etmektedir”
Cevdet Yılmaz, Kıbrıs Türkü’nün 1963’ten itibaren maruz kaldığı saldırılar ve verdiği varoluş mücadelesinin, Murat Ağa, Atlılar ve Sandallar katliamı başta olmak üzere, uluslararası alanda yıllardır tek taraflı anlatılarla gölgelenmeye çalışıldığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Bu bakımdan Murat Ağa, Atlılar ve Sandallar Şehitler Müzesi’nin hayata geçirilmesi, katliamın görünür kılınması ve tarihi gerçeklerin belgelenerek dünyaya doğru biçimde anlatılması yolunda önemli bir adımdır. Avrupa Parlamentosu’nun 2026 yılı bütçesine ilişkin kararında, 1974 olaylarını Rum tarafının bakış açısıyla ele alan bir anıt için kaynak ayırmasının değerlendirilmesini istemesi, tek taraflı tarih anlatısının günümüzde de sürdüğünü göstermektedir. Rum tarafı maalesef dezenformasyonlarına, tarihi çarpıtma yaklaşımına Avrupa’yı, Avrupa kurumlarını da alet etmektedir. Buna karşı Avrupa’yı da buradan bir kez daha bu hatırlatmayla, bu oyunlara gelmemesi için uyarıyoruz.
Tarihi tek yönlü dinleyerek siyasi ortamlarda sloganlarla değerlendiremezsiniz. Tarihi belgelerle, tarihi gerçeklerle ortaya koymak zorundasınız ve bunu yapmadığınız sürece bu önemli meselede adil bir taraf olmanız da mümkün değildir. Her kaybın acısına aynı insani ölçüyle yaklaşılması gerektiğini savunuyor, Kıbrıs Türkü’nün yaşadıklarının da bu anlayış içinde ele alınmasını haklı olarak bekliyoruz. Ada’nın yakın tarihi, Kıbrıs Türkü’nün katledilen çocukları, parçalanan aileleri ve yıllarca kimliği belirlenemeyen şehitleri görmezden gelinerek anlatılamaz. Murat Ağa, Atlılar ve Sandallar Şehitler Müzesi; belgeleri, tanıklıkları ve şehitlerimizden kalan emanetleriyle tarihi hakikatlerin üzerinin örtülmesine izin vermeyecek, Kıbrıs Türkü’nün yaşadıklarını gelecek nesillere ve uluslararası kamuoyuna kendi gerçekliği içinde aktaracaktır.”
“Hem güçlü olacağız hem haklı olacağız diyoruz”
Murat Ağa, Atlılar ve Sandallar’da savunmasız sivillere yönelik vahşetin, Türkiye Cumhuriyeti’nin 1974 yılında gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı’nın Kıbrıs Türkü açısından taşıdığı hayati önemi açıkça gösterdiğinin altını çizen Yılmaz, Türkiye’nin, uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkını kullanarak Kıbrıs Türkü’nün varlığına yönelen saldırıları durdurduğunu ve Ada’ya barışı getirdiğini söyledi.

Geçmişte yaşananları doğru okumak, Kıbrıs meselesinin çözümünde Ada’daki mevcut gerçekleri esas almak gerektiğini belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
“Kıbrıs meselesinin, Ada’daki iki ayrı halk ve iki ayrı devlet gerçeği temelinde, Kıbrıs Türkü’nün egemen eşitliğiyle eşit uluslararası statüsünün tescil edildiği adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulmasını savunuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız da çeşitli uluslararası platformlarda bu düşüncelerimizi en yalın şekilde ilan etmektedir. Bugün Rum kesiminin davranışlarına baktığımızda da bu yaklaşımın ne kadar haklı olduğunu görüyoruz. Şu anda uluslararası mahkemelerde soykırım suçu ile yargılanan Netanyahu hükümeti ile iş birliği yapmaktan hiçbir şekilde çekinmeyen bu yönetim, nasıl bir zihniyete sahip olduğunu da açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Bu çerçevede ben de şunun altını çizmek isterim; bilimde, teknolojide ne kadar ilerlemiş olursa olsun bir toplum Gazze’de yaşadıklarımızı bütün dünyanın önünde bizlere yaşatıyorsa, o bilimsel, o kültürel, teknolojik ilerlemenin hiçbir anlamı, değeri yoktur. Hukukla, ahlakla, merhametle birleşmeyen bir teknolojik, bilimsel ilerlemenin hiçbir anlam ifade etmediğini bir kez daha Gazze’de görmüş olduk.
Biz bu yaşananlardan şunu çıkarıyoruz; hiç kimsenin merhametine güvenebileceğimiz bir dönemde değiliz ve güçlü olmak zorundayız. Ama aynı zamanda haklı olmak zorundayız. Bizim anlayışımız budur. Birileri sadece güçlü olmayla kendilerini meşrulaştırmaya çalışabilirler. ‘Güçlüysem her şeyi yapabilirim’ zihniyetinde olabilirler. Biz böyle bir zihniyeti kesinlikle kabul etmiyoruz. ‘Hem güçlü olacağız hem haklı olacağız’ diyoruz ve bu yönde de mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.”

Ana Vatan ve Garantör Türkiye’nin, Kıbrıs Türkü’nün huzuruna, güvenliğine ve refahına katkı sunmaya, ortak tarihin emanetlerine sahip çıkmaya devam edeceğini vurgulayan Yılmaz, TİKA’nın KKTC’de bugüne kadar hayata geçirdiği 277 projenin, iki ülke arasındaki dayanışmanın, Kıbrıs Türkü’nün hayatına dokunan kalıcı eserlere dönüşmesini sağladığını söyledi.
Yılmaz, Kıbrıs Türkü’nün varoluş mücadelesinde şehit ve gazi olanları rahmet ve hürmetle andı.
Konuşmaların ardından KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, KKTC Başbakanı Üstel, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler ve TİKA Başkanı Abdullah Eren müzeyi gezdi.











