Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Dış İlişkiler ve Dijital Diplomasi Sekreteri Kemal Baykallı, vatandaşlık uygulamalarında yaşanan eşitsizliklere dikkat çekerek, “Hak edene haksızlık, hak etmeyene vatandaşlık!” sözleriyle mevcut uygulamaları eleştirdi. Ülkede doğup büyüyen, çalışan, üreten ve toplumsal yaşama katkı koyan insanların haklarının adil ve şeffaf ölçütlerle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Baykallı, vatandaşlık politikalarının ülkenin nüfus planlaması, ekonomik kapasitesi ve toplumsal ihtiyaçları gözetilerek yürütülmesi gerektiğini belirtti. Türkiye ile dayanışmanın önemine de işaret eden Baykallı, ülkenin geleceğinin üretime dayalı, kendi kaynaklarını etkin kullanan ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomik yapıyla güvence altına alınabileceğini ifade etti.
TDP Dış İlişkiler ve Dijital Diplomasi Sekreteri Kemal Baykallı, Nazar Erişkin’in sunduğu Güne Dair programında vatandaşlık politikaları, ekonomi, enerji yönetimi, Kıbrıs sorunu ve hükümetin yönetim anlayışına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“HAK EDENE HAKSIZLIK, HAK ETMEYENE VATANDAŞLIK!”
Vatandaşlık uygulamalarında adalet ve eşitlik ilkesinin esas alınması gerektiğini belirten Baykallı, ülkede doğup büyüyen 18 yaşındaki bir genç kızın mahkeme kararıyla ülkeden çıkarılma noktasına gelmesini örnek gösterdi.
Yıllardır bu ülkede yaşayan, çalışan, aile kuran ve geleceğini burada şekillendiren insanların karşılaştığı sorunlara dikkat çeken Baykallı, buna karşılık ülkeyle bağı sınırlı bazı kişilere vatandaşlık verilmesinin toplumdaki adalet duygusunu zedelediğini ifade etti.
Baykallı, vatandaşlık uygulamalarındaki çifte standardı, “Hak edene haksızlık, hak etmeyene vatandaşlık!” sözleriyle eleştirerek, ülkede doğup büyüyen ve yaşamını burada kuran insanların mağdur edilirken, vatandaşlık hakkının siyasi yakınlık veya ayrıcalık üzerinden kullandırılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Vatandaşlık meselesinin insanların kökenleri üzerinden değil, hukuki haklar, eşitlik ve toplumsal sorumluluk temelinde ele alınması gerektiğini belirten Baykallı, hiçbir kesimin dışlanmadığı, objektif kriterlere dayalı bir sistemin önemine işaret etti.
Vatandaşlık hakkını kazanan herkesin başvurusunun eşit ve öngörülebilir kurallarla değerlendirilmesi gerektiğini belirten Baykallı, vatandaşlık politikalarının aynı zamanda ülkenin nüfus planlaması, istihdam olanakları, eğitim, sağlık ve altyapı kapasitesiyle uyumlu olması gerektiğine dikkat çekti.
Baykallı, vatandaşlığın siyasi yakınlık ya da ayrıcalık üzerinden değil, hukuk devleti ilkeleri ve hakkaniyet temelinde yürütülmesinin toplumsal güven açısından vazgeçilmez olduğunu kaydetti.
“TÜRKİYE İLE DAYANIŞMA ÖNEMLİ, ESAS OLAN KENDİ AYAKLARIMIZ ÜZERİNDE DURMAK”
Ekonomik politikalara ilişkin değerlendirmelerinde Türkiye ile ilişkilerin ve dayanışmanın önemine işaret eden Baykallı, ülkenin kalkınmasının yalnızca dışarıdan sağlanacak mali kaynaklara bağlı bir anlayışla sürdürülemeyeceğini belirtti.
Siyasi tartışmalarda kullanılan “Türkiye’den para bulabilecek misiniz?” söylemine de değinen Baykallı, toplumun geleceğinin bu tür tartışmalar üzerinden şekillendirilmesini doğru bulmadığını ifade etti.
TDP’nin Türkiye ile ekonomik iş birliğine ve ihtiyaç duyulan alanlarda dayanışmaya karşı olmadığını, ancak bu ilişkilerin seçim malzemesine dönüştürülmemesi gerektiğini vurgulayan Baykallı, esas hedefin ülkenin kendi ekonomik gücünü artırmak olması gerektiğini kaydetti.
Baykallı, doğru yönetilen kamu kaynakları, üretimi destekleyen politikalar, yerel girişimciliğin güçlendirilmesi ve planlı kalkınmayla daha sürdürülebilir bir ekonomik yapı oluşturulabileceğini belirtti.
Türkiye başta olmak üzere diğer ülkelerle karşılıklı saygı ve ortak yarar temelinde ekonomik iş birliğinin sürdürülebileceğine dikkat çeken Baykallı, bu ilişkilerin toplumda çaresizlik veya bağımlılık algısı yaratacak siyasi söylemlere konu edilmemesi gerektiğini ifade etti.
TDP’nin hedefinin, dış kaynaklara sürekli ihtiyaç duyan bir ekonomik yapı yerine, üreten, gelişen, istihdam yaratan ve kendi kaynaklarıyla geleceğini planlayabilen bir ülke olduğunu vurguladı.
“KAMU KURUMLARININ BİLGİ VE BİRİKİMİNDEN YARARLANILMALI”
Hükümetin yönetim anlayışını da değerlendiren Baykallı, ülkenin kamu kurumlarında görev yapan uzmanların ve yetişmiş insan kaynağının karar alma süreçlerine yeterince dahil edilmediğini savundu.
Sorunların çözümünde kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi, bilimsel bilgiye başvurulması ve kamu yönetiminde sorumluluk üstlenilmesi gerektiğini belirten Baykallı, Türkiye ile iş birliğinin ülkenin kendi kurumlarını etkin biçimde çalıştırma sorumluluğunun yerine geçmemesi gerektiğini ifade etti.
“ENERJİ KARARLARINI HALK HABER AJANSLARINDAN ÖĞRENMEMELİ”
Enerji politikalarındaki şeffaflık eksikliğini de eleştiren Baykallı, AKSA’nın üretim kapasitesinin 35 megawatt artırılmasına ilişkin gelişmenin hükümet tarafından değil, şirket yetkilisinin Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamayla öğrenildiğine dikkat çekti.
Enerji gibi doğrudan halkın yaşamını ve ülke ekonomisini etkileyen kararların kamuoyuyla açık biçimde paylaşılması gerektiğini belirten Baykallı, şeffaflık ve hesap verebilirliğin kamu yönetiminin temel sorumlulukları arasında bulunduğunu kaydetti.
“KIBRIS POLİTİKASI BÖLGESEL DENGELERLE BİRLİKTE ELE ALINMALI”
Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirmelerinde iki devletli çözüm politikasını eleştiren Baykallı, bu yaklaşımın Türkiye’nin uzun vadeli bölgesel çıkarları açısından da sorgulanması gerektiğini belirtti.
İsrail’in Doğu Akdeniz’de artan etkisine dikkat çeken Baykallı, Kıbrıs politikasının yalnızca adadaki mevcut durum üzerinden değil, bölgesel güç dengeleri, enerji politikaları ve gelecekte ortaya çıkabilecek stratejik sonuçlarla birlikte değerlendirilmesinin önemini vurguladı.
Baykallı, ülkenin geleceğini belirleyecek bütün temel konularda şeffaf, planlı, adaleti gözeten ve toplumsal yararı önceleyen bir yönetim anlayışına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
