Akpınar: “KKTC’yi güvensiz bir ülke gibi göstermek kime hizmet ediyor?”

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri ve Girne Milletvekili Serhat Akpınar, CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin hükümet ortaklarına yönelik kullandığı “suç ortağı” ifadesine tepki göstererek, güvenlik sorunları üzerinden KKTC’nin kontrolsüz bir suç coğrafyası gibi gösterilmesinin ülkenin ekonomisine ve uluslararası itibarına zarar verdiğini savundu.

Akpınar yaptığı yazılı açıklamada, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin hükümet ortaklarını hedef alarak kullandığı “suç ortağı” ifadesini “talihsiz, siyasi nezaketten uzak ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın da siyasette kullanılan dile ilişkin yaptığı değerlendirmelere işaret eden Akpınar, “Siyaset dili temiz olmalıdır” dedi.

“Güvenlik eleştirilebilir, ancak korku siyaseti yapılmamalı”

Bir ülkenin güvenlik politikalarının eleştirilebileceğini, eksikliklerin gündeme getirilebileceğini ve hükümetin sorgulanmasının demokrasinin gereği olduğunu belirten Akpınar, suç ve toplumsal endişe üzerinden korku algısı yaratılmasını ise doğru bulmadıklarını kaydetti.

Akpınar, Cumhuriyet Meclisi’nde güvenlik konusunda ortaya konan tartışmaların yapıcı çözüm arayışından uzaklaşarak kamuoyunda “korku ve kaos algısını büyüten siyasi bir şova” dönüştüğünü ileri sürdü.

“KKTC’yi güvensiz göstermek kime hizmet ediyor?”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bulunduğu coğrafyanın güvenli ülkelerinden biri olduğunu savunan Akpınar, suçla mücadelenin ise hiçbir şekilde ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.

Uyuşturucu, insan ticareti, kara para, kayıt dışı ekonomi, şiddet ve organize suçlarla tavizsiz mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Akpınar, “Bir tek suç dahi bizim için önemlidir” ifadelerini kullandı.

Ancak münferit veya belirli gruplar arasında yaşanan olayların toplumun tamamını kuşatan sürekli bir güvenlik tehdidi gibi gösterilmesinin de yanlış olduğunu kaydeden Akpınar, yaratılan korku ikliminin ülke ekonomisine doğrudan zarar verdiğini savundu.

Akpınar, “Turizmimiz zarar görür, yükseköğretimimiz zarar görür, yatırım ortamımız zarar görür, emlak ve inşaat sektörümüz zarar görür. Sonuçta kaybeden siyasi partiler değil, KKTC ve halkımız olur” dedi.

“Sorunlu muhalefet anlayışıdır”

Muhalefetin görevinin sorunları ortaya koymanın yanında çözüm üretilmesine katkı sağlamak olduğunu ifade eden Akpınar, sürekli felaket senaryoları üzerinden ülkenin uluslararası algısının zedelenmesini eleştirdi.

Akpınar, “Bu, sorumlu muhalefet anlayışı değil, sorunlu muhalefet anlayışıdır” ifadelerini kullandı.

“Polisimizin yanındayız, eksiklerin de farkındayız”

İçişleri Bakanlığı ve Polis Örgütü’nün güvenlik alanındaki çalışmalarını özveriyle sürdürdüğünü belirten Akpınar, suçla mücadelenin yalnızca olay meydana geldikten sonra müdahaleden ibaret olmadığını kaydetti.

Personel kapasitesi, teknik altyapı, teknolojik imkânlar, istihbarat ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesinin önemine işaret eden Akpınar, Demokrat Parti’nin mevcut sorunları görmezden gelmediğini söyledi.

Akpınar şöyle devam etti:

“Var olan sorunları inkâr etmiyoruz. Güvenlik konusunda her türlü yapıcı desteği veriyoruz. Korku üretmiyoruz; gerekli önlemlerin alınmasını destekliyoruz. Ülkemizi karalamıyoruz, ülkemizi daha güvenli hale getirmek için çaba sarf ediyoruz.”

“50 yıl öncesinin şartlarıyla yönetemeyiz”

KKTC’nin nüfus hareketliliği artan, turizmi ve yükseköğretimi gelişen, farklı ülkelerden insanların çalışmak, eğitim görmek, yatırım yapmak ve yaşamak için geldiği bir ülke haline geldiğine dikkat çeken Akpınar, güvenlik anlayışının da bu dönüşüme ayak uydurması gerektiğini belirtti.

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti artık 1974 öncesinin köyler ve kantonlar içerisinde sıkışmış küçük Kıbrıs Türk toplumunun yaşam alanı değildir” diyen Akpınar, değişen sosyolojik yapının çağdaş güvenlik politikalarını gerekli kıldığını ifade etti.

“Suçun milliyeti yoktur”

Cezaevlerindeki yabancı uyruklu kişilerin oranları üzerinden genelleme yapılmasının doğru olmadığını belirten Akpınar, “Suçun milliyeti olmaz. Suçu kişi işler, hukuk kişi üzerinden hüküm verir” dedi.

Risk değerlendirmelerinin kişilerin milliyetine değil; adli geçmişlerine, uluslararası kayıtlara, seyahat ve giriş koşullarına ve somut güvenlik kriterlerine dayanması gerektiğini ifade eden Akpınar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilgili kurumlarıyla güvenlik alanındaki iş birliğinin geliştirilmesinin önemine vurgu yaptı.

Akpınar, güvenlik açısından risk taşıyan kişilerin ülkeye giriş yapmadan önce tespit edilmesinin modern güvenlik anlayışının temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.

“Biz de daha güvenli bir KKTC istiyoruz”

Demokrat Parti’nin hiçbir güvenlik sorununun üzerinin örtülmesini savunmadığını ifade eden Akpınar; polis teşkilatının personel kapasitesinin artırılması, teknolojik altyapının güçlendirilmesi, sınır ve giriş denetimlerinin geliştirilmesi, uyuşturucu ve organize suçlarla mücadelede istihbarat kapasitesinin yükseltilmesi ve kayıt dışılıkla mücadelenin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Akpınar, hükümet ortaklarının “suç ortağı” olarak nitelendirilmesinin demokratik eleştirinin sınırlarını aşan ağır bir siyasi itham olduğunu savunarak açıklamasını şöyle tamamladı:

“Siyaset temiz olmalıdır, siyaset ilkeli olmalıdır. Siyaset eleştirmeli ama çözüm de üretmelidir. Seçim kazanmak uğruna ülkenin kaybetmesini göze alan bir siyaset anlayışını kabul etmiyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni daha güvenli, daha güçlü ve daha yaşanabilir hale getirmek hepimizin ortak sorumluluğudur.”

Akpınar: “KKTC’yi güvensiz bir ülke gibi göstermek kime hizmet ediyor?”
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter