Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri ve Girne Milletvekili Dr. Serhat Akpınar, KKTC’nin siyasi ve ekonomik geleceğine ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı.
Akpınar’ın açıklaması şöyle:
KKTC’NİN GELECEĞİ, ESKİ SİYASİ ALIŞKANLIKLARLA KURULAMAZ
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin siyasal kültürü içerisinde yıllar boyunca yapılan yanlışlar, bugün karşı karşıya bulunduğumuz yapısal sorunların temelini oluşturmuştur. Siyasi imtiyazlarla büyütülen çevreler, hükümetler üzerinden zenginleşen yapılar, siyaseti meslek haline getiren anlayışlar ve kamu görevlerinde yeterlilik yerine sadakati esas alan tercihler, devletimizin kurumsal kapasitesini, halkımızın siyasete duyduğu güveni ve ülkemizin ekonomik gelişme kabiliyetini ciddi biçimde zayıflatmıştır.
Bugün yaşadığımız sorunlar son birkaç yılın sorunları kesinlikle değildir. Geçmişte siyasi sorumluluk üstlenmiş yönetimlerin yanlış tercihlerinin ve ertelenen reformların bir sonucudur.
KKTC’nin Türkiye Cumhuriyeti dışında uluslararası toplum tarafından tanınmaması! Birleşmiş Milletler kararları, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin baskıcı politikaları ve Kıbrıs Türk halkına karşı sürdürülen insanlık dışı izolasyonlarla birleşerek halkımızın dünyayla bütünleşmesinin önünde ciddi engeller oluşturmuştur.
Buna rağmen Kıbrıs sorunu, yıllardır aynı zeminde sürdürülen resmi ve gayriresmi görüşmeler arasında sıkıştırılmıştır. Sonuç üretmeyen müzakere modellerine yeniden dönülmesi için sözde “olgunlaşma süreçleri” beklenmektedir. Artık açıkça görülmelidir ki Kıbrıs Türk halkının geleceği, tüketilmiş çözüm modellerine ve belirsiz müzakere takvimlerine teslim edilemez.
Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı acıları, haksızlıkları ve tarihsel gerçekleri unutmayacağız, unutturmayacağız. Ancak yarını, dünün düşmanlıklarını yeniden üreterek de kuramayız. Dün dünde kalmıştır. Geçmişten ders çıkaracağız, fakat çocuklarımızın geleceğini kin, nefret ve intikam duygularına teslim etmeyeceğiz. Düşmanlık yaratarak halklar arasında güven tesis edemeyiz. Kin ve nefret söylemleriyle Ada’nın bütününde barışı, huzuru ve kalıcı iş birliğini sağlayamayız.
Artık barışın, diyaloğun ve uzlaşının dili hakim olmalıdır.
Güney komşumuzla, Birleşmiş Milletler çerçevesinde ve Kıbrıs Türk halkının egemen siyasi eşitliğinden taviz vermeden, iyi komşuluk ilişkilerimizi geliştirmeye ve iki halkın günlük yaşamını kolaylaştıracak her türlü yapıcı iş birliğine hazırız.
Sağlık, çevre, enerji, ticaret, eğitim, turizm, kültür, afet yönetimi, iklim değişikliği ve insani konular başta olmak üzere ortak yaşam alanlarımızda iş birliği geliştirmek, egemenliğimizden vazgeçmek değildir. Halkımızın çıkarlarını ve geleceğini sorumlulukla korumaktır. Barış istemek teslimiyet değildir. Diyalog kurmak haklarımızdan vazgeçmek değildir. Uzlaşı aramak geçmişimizi unutmak değildir.
Bizim anlayışımız, eşitlik temelinde yan yana yaşayan, birbirinin iradesine saygı gösteren ve iş birliği içinde geleceğe yürüyen iki halkın ve iki devletin Kıbrıs’ıdır.
HALKIMIZIN GERÇEK SORUNLARI VAATLERLE DEĞİL, DEVLET AKLIYLA ÇÖZÜLÜR
Yeni bir seçim dönemine girilirken siyasi partiler yeniden vaatlerini sıralamaya başlamıştır. Ancak esas soru şudur! Mevcut siyasi mirası devralıp yönetmek isteyenler, halkımızın gerçek sorunlarının kaynağına inebilecek ve bunları çözebilecek iradeye sahip midir?
Altyapıdan sağlığa, ulaşımdan enerjiye, tarımdan hayvancılığa kadar KKTC’nin temel yaşam alanlarının ayakta tutulmasında Türkiye Cumhuriyeti’nin katkısı inkar edilemez bir gerçektir. Üreticimize, hayvancımıza, arıcımıza ve reel sektörümüze destek sağlayan, ülkemize su taşıyan, altyapı yatırımlarına katkı koyan, savunma ve güvenliğimizi teminat altında tutan, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitlik ve tanınma mücadelesini Birleşmiş Milletler kürsüsü dahil olmak üzere bütün dünyaya taşıyan Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Bu gerçek, KKTC’nin kendi ayakları üzerinde durması hedefinden vazgeçilmesi anlamına gelmez. Tam aksine görevimiz, Türkiye Cumhuriyeti ile karşılıklı saygı, güçlü iş birliği ve ortak gelecek anlayışı içerisinde, kendi öz kimliğini ve demokratik iradesini koruyan, üreten ve ekonomik kapasitesini geliştiren güçlü bir KKTC yaratmaktır. Hedefimiz yardımlarla günü kurtaran siyasi bir anlayış olmak yerine, yatırımları, üretimi, eğitimi, turizmi, yüksek teknolojiyi ve uluslararası iş birliklerini büyüterek ekonomik bağımsızlığını güçlendiren bir devlet yapısı oluşturmaktır!
AYRIŞTIRAN SİYASET KIBRIS TÜRK HALKINA GELECEK SUNAMAZ
Halkımız artık açıkça görmelidir!
“Kıbrıslı–Türkiyeli” ayrımı üzerinden siyaset yapan anlayışlar, Kıbrıs Türk halkına birlik, huzur ve gelecek sağlayamaz. Toplumun farklı kesimlerini birbirine karşı konumlandıran, Türkiye karşıtlığını siyasi sermaye haline getiren ve federal çözüm söylemi üzerinden Kıbrıs Türk halkının çaresizliğini istismar eden yapılar, halkımıza güvenli ve egemen bir gelecek sunamaz. Özel sektörü hedef alan, yatırımcıyı ürküten, üretimi teşvik etmek yerine cezalandıran ve ekonomik hayatı yalnızca devlet üzerinden şekillendirmeye çalışan siyasi yaklaşımların ülkemizi ileriye taşıması mümkün değildir.
KKTC’nin ihtiyacı, ayrıştıran değil birleştiren, korkutan değil güven veren, tüketen değil üreten, günü kurtaran değil geleceği planlayan bir siyasettir.
TÜRKİYE İLE GÜÇLÜ İŞ BİRLİĞİ, KKTC İÇİN GÜÇLÜ BİR GELECEK
Ekonomik ve mali iş birliği protokollerinin, ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin, sektörel politikaların ve kalkınma projelerinin hayata geçirilebilmesinin yolu ise! Türkiye Cumhuriyeti ile sağlıklı, kurumsal ve sonuç odaklı bir iş birliğinden geçmektedir. Bu iş birliği kaynak aktarımına dayalı olmamalıdır. Üretim, yatırım, istihdam, teknoloji, eğitim, enerji güvenliği ve ihracat kapasitesiyle beslenen kalıcı bir kalkınma modeline dönüştürülmelidir.
Kıbrıs Türk halkı artık kendisine yalnızca neye karşı olduğunu anlatan değil, neyi ve nasıl başaracağını ortaya koyan bir siyasi irade aramaktadır.
Bu iradenin temel hedefleri açıktır!
- Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve devlet statüsünü kararlılıkla savunmak,
- Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkileri karşılıklı güven ve ortak hedefler temelinde geliştirmek,
- Güney komşumuzla eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde iyi komşuluk ilişkileri kurmak,
- Ada’nın her iki halkının yararına olacak iş birliği alanlarını çoğaltmak,
- KKTC’nin uluslararası görünürlüğünü ve diplomatik etkinliğini artırmak,
- Ekonomiyi kamu kaynaklarına bağımlılıktan çıkararak üretim ve yatırım temeline oturtmak,
- Özel sektörü, girişimciyi, üreticiyi ve çalışanı birlikte korumak,
- Sağlık, ulaşım, enerji ve altyapıda çağdaş ve sürdürülebilir sistemler kurmak,
- Liyakati, şeffaflığı ve hesap verebilirliği devlet yönetiminin vazgeçilmez ilkeleri haline getirmek,
- Toplumun hiçbir kesimini dışlamadan halkımızı ortak bir gelecek hedefinde buluşturmak.
BU İRADE DEMOKRAT PARTİ’DE VARDIR
Bütün bu süreçleri yönetebilecek diplomatik birikime, siyasi tecrübeye, ekonomik vizyona ve toplumsal kucaklayıcılığa sahip siyasi güç Demokrat Parti’dir.
Demokrat Parti, insanlarımızı doğum yerine, kökenine, dünya görüşüne veya yaşam biçimine göre ayırmadan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çatısı altında yaşayan herkesi eşit biçimde kucaklayan siyasi bir harekettir.
Bizim mücadelemiz iktidara gelme mücadelesi değildir. Bizim mücadelemiz, devleti yeniden işler hale getirme, ekonomiyi güçlendirme, adaleti ve liyakati hakim kılma, halkımızın geleceğe yeniden güvenle bakmasını sağlama mücadelesidir. Biz, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile güçlü, Güney komşumuzla diyalog içerisinde, dünyaya açık ve kendi ayakları üzerinde duran bir KKTC hedefliyoruz.
Rüzgarın önünde sürüklenen ve geçici toplumsal dalgalarla yükselen siyasi yapılar, ülkeye doğru yön gösteremez. Halkımızın ihtiyacı, esen rüzgarın peşinden gidenler değil o rüzgarı doğru hedefe taşıyacak kararlı, tecrübeli ve güçlü bir siyasi iradedir.
O siyasi irade Demokrat Parti’dir.
Demokrat Parti, geçmişin yanlışlarını sürdürmek için görev talep etmiyor! KKTC için yeni bir siyasi ve ekonomik gelecek kurma hedefiyle Halkımızdan görev bekliyor.
Dünü unutmayacağız, ancak yarını dünün düşmanlıklarıyla kurmayacağız.
Artık barış, uzlaşı, üretim ve ortak gelecek zamanıdır.
Halkımızın güveniyle sorumluluk almaya hazırız.
İktidara hazırız.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin geleceğini halkımızla birlikte inşa etmeye hazırız.











