Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri ve Girne Milletvekili Serhat Akpınar, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi liderliğinin son dönemde kamuoyuna yansıyan açıklamalarına sert tepki gösterdi. Akpınar, söz konusu açıklamaların Kıbrıs meselesinin tarihsel gerçeklerinden ve uluslararası hukukun temel ilkelerinden kopuk olduğunu ifade etti.
Kıbrıs’ta yaşananların doğru okunabilmesi için 15 Temmuz 1974’te Yunanistan destekli askeri darbe ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal düzeninin fiilen ortadan kaldırıldığını hatırlatan Akpınar, Nikos Sampson’un Enosis hedefi doğrultusunda zorla iktidara getirildiğini ve bu süreçte Kıbrıs Türk halkına yönelik sistematik saldırılar yaşandığını vurguladı. Akpınar, 1963 ve sonrasında yaşananların da yok sayılmasının mümkün olmadığını belirtti.
Bu koşullar altında Türkiye Cumhuriyeti’nin, 1960 Garanti Antlaşmaları’ndan doğan hak ve yükümlülükleri çerçevesinde 20 Temmuz 1974’te adaya müdahale ettiğini kaydeden Akpınar, söz konusu müdahalenin Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakını önlemeyi ve adadaki Türk ve Rum halklarının güvenliğini sağlamayı amaçladığını ifade etti. Bu durumun uluslararası toplum tarafından bilinen ve belgelenmiş bir hukuki zemine dayandığını söyledi.
Kıbrıs meselesinin tek taraflı anlatılarla çözülemeyeceğini belirten Akpınar, Birleşmiş Milletler kararlarının iki toplumlu, iki kesimli ve siyasi eşitliğe dayalı çözüm parametrelerini açıkça ortaya koyduğunu hatırlattı. Annan Planı sürecinde Kıbrıs Türk halkının ortaya koyduğu iradenin, çözüm isteğinin hangi tarafta güçlü olduğunu net biçimde gösterdiğini kaydetti.
Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne indirgemeye çalışan ve Türkiye’nin adadaki meşru varlığını yok sayan söylemlerin çözüm zeminini baltaladığını ifade eden Akpınar, bu tür yaklaşımların yeni güvensizlik alanları yarattığını söyledi. Son dönemde adanın kuzeyinde yaşayan farklı topluluklar üzerinden geliştirilen söylemlerin de bu yanlış bakış açısının devamı olduğunu belirtti.
Akpınar, “Kıbrıs Türk halkı vardır, egemenlik iradesi vardır ve bu iradenin güvenliği Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğü altındadır. Bu gerçeklik siyasi söylemlerle değiştirilemez” ifadelerini kullandı.
Kalıcı barışın tehditkâr dil, tek taraflı dayatmalar ve geçmişi çarpıtan yaklaşımlarla sağlanamayacağını vurgulayan Akpınar, çözümün karşılıklı saygı, güven artırıcı önlemler, eşit statünün kabulü ve uluslararası hukuka bağlılıkla mümkün olabileceğini söyledi.
Akpınar, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere tüm uluslararası aktörlerin, Kıbrıs’ta sürdürülebilir çözümün eşitler arası müzakere zemininden geçtiği gerçeğini dikkate alması gerektiğini belirtti. Aksi yönde yapılan her açıklamanın çözüme katkı sağlamadığını, statükonun derinleşmesine hizmet ettiğini sözlerine ekledi.
