Zeytin

Sekiz yüz yıllık, bin yıllık  "tarihi anıt" zeytin ağaçlarımız yandı!

Tevrat’ta Hz. Adem’in, ölümünden hemen önce Tanrı’dan merhamet dilediği,

Ve bunun için de oğlu Şit’i görevlendirdiği yazar.

Şit bunun üzerine,

Tanrı ile görüşmek üzere Cennet bahçelerine gider.

Bahçenin bekçiliğini yapan Melek,

Tanrı’nın, Hz. Adem’in bu merhamet dileğini kabul ettiğini Şit’e iletir.

Melek, Cennet bahçesindeki “İyi ve  Kötü Ağacı”ndan aldığı üç tohumu,

Babası Hz. Adem’e iletmesi için Şit’e verir.

Hz. Adem  affedilmenin huzuruyla bu üç tohumu yutar.

Affedildikten kısa bir süre sonra ölen Hz. Adem,

Tabor Dağı yakınındaki Hebron Vadisi’ne gömülür.

Adem’in gömüldüğü yerde yeşeren üç ağaç,

Zeytin, Sedir ve Servi’dir.

Tohumlar zamanla daha da yeşerip büyüyerek,

Zeytin, Sedir ve Servi ağacına dönüşür.

YANDI NE DEMEK!

Sekiz yüz yıllık, bin yıllık  “tarihi anıt” zeytin ağaçlarımız yandı!

‘Eski Ahit’e göre zeytin; refahın, bolluğun, arınmanın ve yeniden doğuşun

 sembolü;

Yunanları, Romalıları, Aslan Yürekli Richard’ı, Temples Tapınak Şövalyeleri’ni,

Katerina Kornaro’yu, Venediklileri, Lüzinyanları,  Piyale Paşa ‘yı,

Dünya Savaşlarını, Dr. Küçük’ü, Makariyos’u ve Denktaş’ı da yaşayıp bilen,

Tarihi anıt zeytin ağaçlarından söz ediyoruz!

Aynı zamanda Barış’ın, Federasyonun da simgesi olan zeytin dalının ağacından söz

ediyoruz yani.

Hani buhurlandığımız, tütsülendiğimiz, kem gözlerden sakınmak için buhurdanlıkta

yaktığımız zeytin yapraklarının ağacı var ya,

işte o zeytin ağacından bahsediyoruz.

Tufan durulduğu zaman,

Hazret-i Nuh,

Suların çekilip çekilmediğini anlamak için,

Geminin penceresinden güneşin battığı yere doğru,

Bir güvercin uçurmuş.

Sular çekilmediği için, güvercin gemiye dönmüş!

Hz. Nuh,

Yedi gün bekledikten sonra, güvercini tekrar uçurmuş.

Güvercin bu sefer,

Ağzında yeni koparılmış bir zeytin yaprağıyla geri dönmüş!

İşte! O zaman,

Hz. Nuh, suların yeryüzünden çekildiğini anlamış.

Ağzında zeytin yaprağı tutan güvercin,

O günden bu güne,

Ümidin, esenliğin ve barışın simgesi oldu.

Tufanın yok edici gücüne karşı direnen zeytin ağacı ise ölümsüzlüğün.

İşte bu zeytin ağaçlarıydı yanan.

Yandı mı, öldü mü?

Yandı ne demek? Öldü ne demek?

SERVİ

Kalavaçta yaklaşık 150 çam ve servi ağacı da yanmıştı hatırlıyor musunuz?

Servi ağacının toplamda 22 türü varmış…

Kıbrıs’ta yetişen Akdeniz servisinin ise iki çeşidi var:

Biri “kara servi” ya da “mezarlık servisi” diye bilinen,

Cupressus sempervirens pyramidalis.

Uzun boyu ve daima yeşil kalması dolayısıyla “ebediyet”in sembolüdür!

Tapınaklara ve mezarlıklara dikilir!

Öteki de “dallı servi”,

cupressus sempervirens horizantalis .

(Servi ağacı, zamanla değişikliğe uğrayarak, selvi ağacı olarak söylenmeye başlamıştır).

“SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM” .

Türk sinemasının unutulmaz baş yapıtları arasında yer alan,

1977 yılında çekilen,

Türkan Şoray, Kadir İnanır ve Ahmet Mekin’in rol aldığı,

Sevgi, aşk, emek ve güven kavramlarını merkeze alıp,

Aşkı ve sadakati sorgulayan,

“Selvi Boylum Al Yazmalım” filmini hatırlıyor musunuz?

Aslında “servi boylum” tanımı Mevlana’dan geliyor!

Mevlana Mesnevi’sinde,

“yürüyen servi gibi 3 oğlu vardı” diyerek,

Delikanlıları servi boylu olarak tanımlar.

Peki acaba biz bu yangınlarla birlikte nelerin yandığının gerçekten de farkında mıyız?

Zeytinlerle, sedirlerle servilerle yanan sadece ağaçlar mı?

Ya tarihimiz, anılarımız,

Umutlarımız?

Hz. Adem’in yuttuğu,

Cennet bahçesinden gelen o 3 tohum yandıkça,

Hz. Adem’in merhametini kabul eden Tanrı,

Acaba ormanları yakan ve dünyayı yaşanmaz hale getiren insanlığı affedebilecek mi?

Doğa bizi affedebilecek mi?

Yanan ağaçlar, yok edilen tüm canlılar?

Gelin birbirimize iyi bayramlar dileyerek, dünyanın daha yaşanılır,

İnsanların daha çevreci ve hoşgörülü,

Toplumların da daha barışçı olmalarını dileyelim.

İyi bayramlar herkese.

Diğer Haberler

Başa dön tuşu