Yüzü hep gülen bir “Bakanımız” var…

Bakan Pilli ile Güzelyurt Hastanesini onarılması için yapacaklarını dinlerken, içeriye sekreteri girdi.

21 Şubat 2020 - 12:11

Bir sebeple geçtiğimiz haftalarda Sağlık Bakanı Ali Pilli’nin odasındayım.

Benden önce çıkan, anne-kız olduğunu sonradan öğrendiğim iki kişi oldu…

Bakan Pilli ile Güzelyurt Hastanesini onarılması için yapacaklarını dinlerken, içeriye sekreteri girdi.

Bakanın odasından çıkan anne-kızın, sekretere eğilip, “hiç böyle güler yüzlü iyi bir bakan görmedik” dediklerini aktardı Bakan Pilli’ye…

Birebir aynı duyguları paylaşıyorum.

Tanışıklığım Sn. Bakanla, çok geçmişe dayanmaz…

Üç dört ay önce Haberci Gazete ekibi olarak gittiğimizde tanıştım, ilk olarak…

Gülen yüzüne eşlik eden samimiyeti, insana güven veren içtenliği, her söylediğinin sözüne, özüne, doğru yansıması, siyasette kendisine pirim yapması için değil de, olabilirse güzel ve faydalı işler için söylenen söylemler olduğuna kanaat getiriyorsunuz.

Hatta birileri incitirse, koruma içgüdünüz devreye girecek kadar sizi içtenliği etkiliyor.

O zaman anladım işte, Başbakan Ersin Tatar’ın neden Ali Pilli’yi kabinesine aldığını.

Ersin Tatar’da, “brütüs” olmayı hiç bilmez.

Bilir de yapmaz demiyorum, bilmez.

Kimselere bilinçli kötülük yapamayacak kadar temiz vicdana sahiptir. Bu tür insanların kendilerini koruma yöntemi, tin yoz insanlarla uğraşmak yerine kendileri gibi güven duyabileceklerini yakınlarında tutmaktır.

500 yataklı hastane müjdesi meselesi var ya…

Hani müjdeyi veren Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay değil de, Başbakan Ersin TATAR olmalıydı diyen, yarı alay pozisyonunda, epey eleştireler almıştı bu mevzu geçen hafta sonu…

Mesele şu;

Bundan yaklaşık üç ay önce İstanbul’da, Tıp Dünyası Kurultayında Sağlık Bakanımız Ali Pilli ile Cumhurbaşkanı Erdoğan bir araya gelir. Öyle uzun uzun sohbetler olmaz ama Bakan Pilli bir ara, “efendim Lefkoşa’ya çok acil devlet hastanesi yapılması gerekiyor, yardımcı olursanız çok mutlu oluruz” der.

Buna sıcak bakan Cumhurbaşkanının ardından aynı söylemi Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile de paylaşır.

Kendisine gelen bilgilere göre Bakan Ali Pilli için Türkiye yetkilileri “ne kadar güler yüzlü, temiz bir insan” yorumu yaparak, kendisine sempatiyle baktıklarını ifade ediyorlarmış.

Ali Pilli’nin güler yüzü, Türkiye’de ki Bakanların kanına girmesine neden oldu, belli ki…

Geçen hafta açıklanan 500 yataklı devlet hastanesinin müjdesi, Sağlık Bakanı Pilii’nin son üç aydır çabalarının bir sonucudur.

Ancak böylesi büyük yatırımı, gelen konuk Bakanın açıklamasını daha uygun bulmuşlar.

Mesele bu.

Sağlık Üssü olacak kadar donanımlı bir Devlet Hastanesidir düşünülen, planlanan…

Bir de üstüne Genel Sağlık Sigortası gelirse, işte o zaman Kıbrıs’ta yeni bir milat başladı demektir.

***

Sağlık Bakanı Ali Pilli’nin gibi, gülüşler tertemiz olsa keşke…   

 

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru…

Cumhurbaşkanı adayları, alabilecekleri oy üzerinden değil de, altının oyulacağı tahmin edilen oy oranları üzerinden tahminler yapılmaya başlandı.

Bu çok tehlikeli, parti genel başkanını arkadan bıçaklama, onu sandığa gömme hayatımızda bir siyasi kültüre dönüyorsa, “benim işimi yapmadın” karşılığı ise, seçimler; siyaseten iflasımızın resmidir.

Bu anlamda altı oyulmayacak tek aday, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı görünüyor.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, TDP’nin %7’lik oyunun üzerine CTP, HP, DP, UBP den “alt oyucularının” oylarıyla 2015 deki senaryonun bu seçimlerde de gerçekleşmesini umduğu biliniyor.

UBP ve CTP’si tabanlarının, sempatizanların, adaylarına 2015’den farklı baktıklarını gözlemliyorum.

Belli oranda sahip çıkma var, ancak bu iradenin sandığa yansımasına daha iki ay var.

Adaylar bu iki ayı çok iyi kullanmalılar.

Ezber bozan, ayakları yere basan fikirleriyle, atılımlarıyla, ülke içinde iç barışa katkı koyacak, lider lazım…

Adaylar basını çok iyi kullanmalıdır.

Henüz seçmen kimin ne dediğini anlamış değildir.

Kendisini en anlaşır ifade eden ve bir de yüreklere dokumasını bilen seçmenin önce kalbini sonrada oyunu fetheder.

***

Gelelim adayların basın trafiğine…   

Televizyona çıkma tekliflerine olumsuz bakan adaylar, teklifi yapan gazetecinin artık hedefidir, ondan kurtulamaz.

O nedenle gazetecilerle iyi geçinin, önerimi baştan yapmak isterim.

Onların işlerini yapmasına kolaylık sağlayın, engel olmayın.

Gazetede ve televizyonlara çıkmak demek, kendinizin neden Cumhurbaşkanı olmak istediğinizi anlatmak demektir.

Yoksa neden aday olduğunuzu bilmiyor musunuz?

Ne istediğini bilen bir aday, düzeyli olmak koşuluyla her platforma çıkabilmelidir.

Ben kendi adıma bir adayın programımıza gelmesi için öldürünmek istemiyorum.

Hiçbir aday da uğruna ölünecek leyla değildir.

Kaçak güreş tutulmaz.

Ekrana çıkarak sorulabilecek her türlü soruyu halkın karşısında cevaplamak zorundasınız.

Haberci ekibi olarak Kanal T de, Açık Oturum’da tek tek adayları konuk almaya başladık.

Gayet samimi geçiyor.

Özellikle seçim dönemlerinde programın geniş katılımlı olması çok sesliliğin temsil edilmesi açısından çok önemli…

Cumhurbaşkanı Adayı Kudret Özersay’ın ardından, YDP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Erhan Arıklı’yı da konuk olarak aldık. Umarım bizi ret eden, çıkmam diyen aday olmayacaktır.

Herkes, 2015 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sn. Eroğlu’nun ve 2018 Ocak, Milletvekilliği seçimlerinde Sn. Özgürgün’ün ekranlara çıkmamakla ne kadar halkın tepkisini çektiğini unutmuyordur.

***

Sn. Arıklı’nın programda söyledikleri bir sonraki yazımın konusu olacak…

Türkiye’de ki yönetim, siyaset, hükümet diyerek başlayan söylemler, toplumda ağzı olanın konuşmasının, hakaret etmesinin önünü açtı.

Adayların ciddi ciddi Türkiye ile ilişkilerin, hangi zemine oturtulması gerektiğini artık çıkıp izah etmeleri gerekmektedir.

Kıbrıs konusunda ciddi çözüm iddiası ortaya koyulmaması bu seçim sürecinin en önemli farklılığı…

Bu son şansımız, Dünya ile AB ile Bütünleşeceğiz, Çözüm hemen şimdi, Davana sahip çık, gibi şimdi aklıma gelmeyen birçok sloganlarla halkı boşuna umutlandırıp, sonrada hayal kırıklığı yaratan siyasilerin, sandıklardaki hezimetini görerek geçti son 15-20 yıl…

Bu seçimlerde en dikkatimi çeken, adayların Hükümetlerle eşgüdümlü çalışmayı hedeflemeleri, Uluslararası arenaya Cumhurbaşkanlığının, Toplum Lideri olmasını, avantaja döndürme söylemleri öne çıkıyor olmasıdır.

Ekranlarda Cumhurbaşkanı adaylarını bol bol izlemek istiyoruz.

Kaçak güreş tutulmaz.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı