Yiğidi öldürürken, hakkına dikkat edeceksiniz!

Kısacası, yiğidi öldürün tabii ki ama bazı durumlarda hakkını verin çünkü HP’de, hepimiz biliyoruz ki, bu konuda çok ciddi ve inançlı bir tavır söz konusudur, gecikme de öteki gecikmelere kıyasla yoktur.

Haydi şimdi hep beraber HP’ci olalım!

Çünkü bir konuda, bir siyasi partiyi eleştirir veya haklı bulursanız, size yöneltilen saldırılar genellikle “HP’ci oldun, HP’nin avukatı mısın?” şeklindedir.

Dün de Kanal T’de Sayın Zorlu Töre’yi konuk ettim, Türkiyeli bir izleyici, mülkiyetle ilgili sorduğum bir soruya, “… Sen Rumların avukatı mısın?” diye yorum yaptı.

***

Bin defa yazdım ama bir daha yazayım; siyasi veya başka alanda görüşlerimin, Rum, Türk, Ermeni, Rus, Amerikan veya İsrailli yanlısı olması durumu söz konusu değildir!

Doğru neyse o!

Doğru neyi biliyorsam o!

***

Özellikle Kıbrıs sorunuyla ilgili görüşlerimi beğenmeyip, “bu Türk değil ulan” diyerek, DNA testi, kan testi falan yapma arzusunda olanlar var anladığım kadarıyla; buyursunlar, hiç itirazım yok.

***

Türk, Maronit, Latin, Kıbrıslı, Lüzinyan, Venedikli, Linobambagi olmam değil, savunduklarımın doğru olup olmadığı sizi ilgilendirsin!

Yani defalarca yazdırmayın; kızımın adı Florenza!

Ve adını, büyük nenelerimden birinden alıyor!

Bilmem anlatabildim mi?

***

Evet, önce gardımı aldım; şimdi CTP’ye, HP ile ilgili “haksız” olduğuna inandığım bir eleştirilerini getirmek istiyorum.

Bazı CTP’li vekil arkadaşlar, HP’yi Yurttaşlık Yasası konusunda eleştiriyor…

CTP içinde babası da kendisi de canım ciğerim olan sevgili Doğuş Derya diyor ki; HP söz verdiydi, 120 gün gecikti, falan…

Sevgili Doğuş, sen çok gençsin ama baban bilecek; CTP, bu yasayı 1990’lerdan beri vaat ediyor.

Her seçim dönemi, 1995’te, 2000’lerde, sürekli “yurttaşlık yasasını şöyle yapacağız, böyle edeceğiz” diye manifesto yerleştirmeleriniz var.

Kısacası, yiğidi öldürün tabii ki ama bazı durumlarda hakkını verin çünkü HP’de, hepimiz biliyoruz ki, bu konuda çok ciddi ve inançlı bir tavır söz konusudur, gecikme de öteki gecikmelere kıyasla yoktur.

Altı adaylı ilginç bir ilk tur izleme olasılığımız yüksek!

Kıbrıs sorunu çözülmelidir.

Aslında, toplum baskısı, mahalle baskısı gibi nedenlerle cinsel yönelimini gizlemeyi tercih edenler gibi, “çözülmesin, olduğu gibi kalsın” demekten çekinenlerimiz yok değil ama genelde kime sorarsanız, “evet çözüm şarttır” diyor.

***

Herkes çözüm olmasını mutlaka isteyecektir çünkü mevcut belirsizlik, bir çok kişiye para kazandırıyor olabilir ama sürdürülemezdir.

Bunda hemfikiriz değil mi?

Sanırım hemfikiriz!

***

Bu ahval ve şerait içerisinde, önümüzdeki yılın dördüncü ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, “federalistler” ile “iki devletli çözümcüler” arasında geçeceği netlik kazandı.

***

Federalist tarafta Mustafa Akıncı’nın olacağı kesin. CTP aday çıkaracak mı? Tufan Erhürman aday olur mu? “Olursa kesin kazanır” diyenler çok fazla. “Olursa CTP başkansız kalır” diyenler de var. Bir kaç haftaya sanırım bu konu da netleşir. Kısacası en kötü ihtimalle, “federalist” taraf ikiye bölünecek.

***

Gelelim “iki devletli çözümcüler” tarafına.

UBP, dünkü Hüseyin Özgürgün olayıyla da göstermiştir ki, son derece huzursuz, iç sıkıntılı bir süreçtedir.

Özgürgün tarafından bakılırsa, dünkü meclis grup toplantısına “kardeşlerini satanlar toplantısı” dahi denilebilir.

Öteki taraftan bakılırsa, “UBP, en hesap sorma meraklısı partidir” iddiası ortaya konabilir ki bu iddia, sadece bir Cem Yılmaz esprisi olur. Geçmişine bakarsak görürüz ki, UBP’nin tarihinde hesap sorma rekorları kırılması gibi bir durum olmamakla birlikte, böyle bir anlayış yoktur.

***

UBP darmadağın. Bir yanda, son zamanlarda “partim bilir” dese de, öncesinde en az 40 kez, “ben cumhurbaşkanı adaylığı istemem” diyen bir Genel Başkan var… Öte yanda ise “Come on Ers, senden iyisi yok, hap gibi yutacayık hepsini” kampanyasına tam yol verilmiş durumda.

***

Ancak, Ersin Tatar’ın esas uzmanlık ya da çok sağlam durabileceği konular arasında, “Kıbrıs meselesi” yoktur. Akıncı ve Erhürman ile “debate” hatasına düşmesi, kendisini bitirebilir.

***

Hatta şunu söylemek zorundayım, amacım aşağılamak değildir; UBP, bu Kıbrıs meselesini tamamen Türkiye Dışişleri’ne teslim etmekten yanadır. Geçmişte de öyle olmuştur.

Şunu unutmayın, “ulusal dava” gözlüğü ile bakıldığı zaman, Rum tarafına en ciddi tavizlerin verildiğini söyleyebileceğimiz belge, Türkiye tarafından masaya sürülen 11 Şubat 2014 belgesidir ki Dr. Derviş Eroğlu, en küçük bir itiraz etmeden bunu kabul etmiş, imzalamıştır.

***

Mevcut durumda UBP’nin göstereceği hiç bir aday, beş ay gibi bir sürede toparlayıp da küskünleri – kırgınları – arkadaşları tarafından “satılan”ları bir yere toplayamaz. Ciddi yükseliş yakalayamaz.

***

YDP’de Erhan Arıklı’nın aday yapılmasına bir diyeceğim yok. Bu konuda zerre itirazım olamaz ama Arıklı aleyhine, Derinya olayları nedeniyle 1996’da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin çıkardığı “tutuklama kararı”nın hala geçerli olup olmadığını bilemiyorum. Eğer geçerliyse, “çözüm amacıyla Rum liderle masaya oturma olasılığı sıfırdır” denilebilir. İnadına oy verenler olabileceği gibi, “oyum boşa gitmesin” diyenler de olur. Hatta daha da ileri gideceğim, böyle bir tutuklama emri varsa, Arıklı aday olmaz.

***

Peki UBP, Serdar Denktaş’ı destekler mi?

Bu konuda, “Türkiye’nin istemediği ama UBP’lilerin istediği aday Serdar Denktaş” propagandası ne kadar tutar diye düşünmekteyim. Tutmaz diyen tarafım daha ağır basar.

***

Ve Kudret Özersay…

“İki devletli çözümcüler” içerisinde, UBP ağırlıkta. UBP’de geçen seçimde çok güçlü Eroğlu’na oy vermeyip, Özersay’a oy verenler oldu. Aynı kişilerin bir kez daha Özersay’a oy verme olasılıkları çok yüksek. Ama “parti içi kavgayla debelleşenler” arasında, ilk turda Özersay’a oy vereceklerin oranı yüksek olmaz. Bu nedenle Özersay da çok ciddi bir yükseliş yakalayamaz.

***

Kısacası, “federalist” tarafta da “iki devletli çözümcüler”in tarafında da kazanma şansını artırmak için, aday sayısının ilk turdan düşürülmesi için müzakere edilmesi şart diye düşünüyorum.

Değilse, altı adaylı ilginç bir ilk tur izleyebiliriz.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı