Yersiz teknoloji ağızları       

Futbol endüstrisi teknoloji üstü beşeri bilimlerine hâkim bir konu. Merkezinde de ‘insan’ var tabî ki de!

10 Ekim 2019 - 11:00

Abdullah Mûcip Avcı; 1963’lü. Türkiye Futbol Federasyonu Millî Takımlar Teknik Direktörlüğü yapmış eski profesyonel futbolcu muhterem. Görenler bilir, uzun boylu ve de güçlü bir pivot santrfordu. Rakip presledi mi, topu ona doğru şişirin. Kontrol eder, dikine oynar ve yanındakine servis ederdi veya golü yazardı.

İyi bir savunmacıydı da vesselâm. Üçüncü bölgede rakibini boğup ısıran ve takımına nefes aldıran bir oyuncuydu. İleriki yıllarda da Galatasaray PAF ve İstanbul Belediye’de profesyonel teknik adamlık görevini yürüttü. Eski başkanı Göksel Ağabeyi’nin (Gümüşdağ) de ince ayarı sayesinde federasyonda ve de sonrasında Beşiktaş’tayalnızlar rıhtımında bildik.

Federasyon görevinin daha ilk aylarında gazeteci Coşkun Kutay’a verdiği söz nedeniyle konuşmacı olarak ülkemize geldi. Antrenörler Derneğimizin organize ettiği toplantıdaki en çarpıcı sözü ise; “Göreve geldikten sonraki ilk işim Almanların futbol sistemini daha yakından tanımak(!) için Almanya’ya gitmek oldu” dedi. Yan yana oturduğumuz profesyonel yönetici Cenk Özeker dostumla bir anda göz göze geldik ve Cenk Bey; “Hocam, arkadaş daha önce incelemesi gereken sistemi, göreve geldikten sonra incelemiş. İşte bizim profesyonellik ölçütümüz bu” dedi. Ben de; “Hemfikiriz Cenk Bey, aklımdan geçenleri özetlediniz. Hade, bu kadar yeter, ötesini çorbacıda konuşuruz konuyu” dedim ve ilgili konferansın ortasında kalktık gittik.

Sofradaki muhabbet o dönem gönderilen çok kupalı Hiddink yerine getirilen Abdullah Avcı ve uluslararası futbol sistemine Türkiye’nin adaptasyonu merkezindeydi. Neyse, günler geçti ve mâlum Hollanda krizi ve arkasından da verilmeyen penaltısı ve 10 kişi kalmış ve de futbol açısından Avrupa’nın çok gerisinde olan Estonya galibiyeti.

Yıllar önce başkenti Talinn’de bulunmuştuk. Dertleri imanlar atletizm branşına dair atmalar. Futbol mu? Hakgetire. O Estonya maçı arifesinde de o meşhur basın toplantısındaki Abdullah Avcı’dan incilere şahit olduk; “Artık tahta ve tebeşir dönemi bitmiştir. Bilgisayar ve barkovizyon dönemi başlamıştır. Çok eleştirilen kadroyu, tahta ve tebeşir bulursam yazacağım” demişti sığ bir öngörüyle. Biz de o gün; “Günaydın Abdullah Bey” dedik. 2000’li yılların başında Denizli ve sonrasında da Ankaragücü ve Gençlerbirliği Kulübü’nde çalışan Ersun Yanal, Simi Scout adlı yazılımla ile antrenman yapıyor, maç izliyordu. Şimdilerde ise birçok takım özellikle Liverpool’dan sonra Muna adlı yazılımla antrenman yapıyor, maç izliyor. Ama ne âlâka! Futbol endüstrisi teknoloji üstü beşeri bilimlerine hâkim bir konu. Merkezinde de ‘insan’ var tabî ki de! Yok öyle altı boş vizilemeler ve de yersiz teknoloji ağızları. İnsan yönetiminde bilime evet ama ya sanat?

Etiketler

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı