Yeni Zelanda Başbakanı Ardern’in anlattıkları!

Ekonominin canlanması ve iç turizmin teşvik edilmesi gerekiyor; bunun için de çalışma günlerinin sayısının azaltılması, resmi tatil sayısının artırılması beklentileri çoğaldı…

22 Mayıs 2020 - 07:30

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, çalışanların iş-yaşam dengelerini kurabilmesi ve ekonominin canlandırılması için işverenlerden hafta dört gün çalışma sistemi ve esnek mesaiye geçmeyi değerlendirmesini istedi…

Haftada dört gün çalışmak mı?

Bizimkisi gibi “birbirine güvenin sıfır olduğu geri bıraktırılmış sistemlerde” bu durum çok zor!

Hatta değil beş günden dört güne indirmek, ellerinden gelse, yedide yediye geçeceğiz!

Ki, yedide yedi vardır!

Yok değildir!

Yedide yedi çalışma sistemi olduğunu Çalışma Bakanı da biliyor, herkes de biliyor!

-*-*-

Neyse, meselemiz insanların devlete; devletin de vatandaşına güven duyabilmesi meselesidir!

İşte bizdeki en büyük eksiklik budur!

Dolayısıyla bizde hükümetimiz benzer bir açıklama yapmaya kalksa, Yeni Zelanda Başbakanı gibi rahat olamaz.

-*-*-

Yeni Zelanda Başbakanı neden böyle bir çağrı yaptı?

Çünkü, koronavirüs salgınında ülkenin sınırları kapalı kaldı ve turizm haliyle çöktü…

Tıpkı bizdeki gibi…

Peki başka?

Ekonominin canlanması ve iç turizmin teşvik edilmesi gerekiyor; bunun için de çalışma günlerinin sayısının azaltılması, resmi tatil sayısının artırılması beklentileri çoğaldı…

-*-*-

Bizde benzer bir teklifle gelseniz; “… kimse zaten çalışmıyor, artık hiç çalışmayacak” gibi bir yorumla karşılaşırsınız…

Ve akabinde de şu yorum gelir: “… Ma kim, bizim yöneticiler bunu yapacak? Onlar sadece yemeyi bilir!”…

Bu intibanın yıkılması şart!

Eminim yöneticilerimiz, siyasetçilerimiz bunu kabul edecektir!

Çünkü, medya da farksız değildir!

Bizim de aynı suçlamayı kabul etmemiz, silkinmemiz, yeni yaşamda ayağa kalkmamız ve düzelmemiz gerekiyor tabii ki!

-*-*-

Yeni Zelanda Başbakanı Ardern diyor ki, “… birçok kişi, mesai saatlerinin esnek olması durumunda ülkeyi gezebileceğini söylüyor…”

Salgın sırasında Yeni Zelanda sınırlarının kapalı olması ve çalışanların maaşlarında kesintiye gidilmesi ya da insanların işlerini kaybedebilecekleri korkusuyla kemer sıkmaya başlamasıyla turizm sektörü ağır bir darbe aldı.

“Birçok insan iş haftasının artık dört gün olması gerektiğini söylüyor” diyen Ardern, Covid-19 salgını sırasındaki evden çalışma deneyimlerinden, belli bir esneklik içinde verimliliği sağlamanın mümkün olduğunu gördüklerini de belirtti…

-*-*-

Evden çalışma neden çok faydalı?

Öncesinde “karşılıklı güven gerekiyor” tabii ki!

Yani bizde olmayan bir şey!

Ama bunu aşmamız lazım!

Hem devlet vatandaşa hem de vatandaş devlete güvensin diye çalışmalar yapılmalı!

Hem de çok ciddi çalışmalar!

-*-*-

Neden?

Neden dört gün çalışma?

Neden evden çalışma?

-*-*-

BBC Türkçe yazdı; Yeni Zelanda’da 200’den fazla çalışanı olan Perpetual Guardian adlı bir şirket, 2018’de haftada dört gün mesaiye geçti.

İngiliz Guardian gazetesine göre şirketin kurucusu Andrew Barnes, yeni sistemde personelin daha mutlu ve verimli olduğunu belirterek bunun çalışanların akıl hem fiziksel sağlıklarına, aile, ev ve sosyal yaşamlarıyla çevre ve iklim değişikliğine olumlu etki yaptığını söyledi.

-*-*-

Neymiş?

Personel daha mutluymuş…

Çalışanların hem akıl sağlıkları hem de fiziksel sağlıkları daha iyiymiş…

Bu da, ev, sosyal yaşam, çevre ve iklim değişikliğine olumlu etki yapmış…

-*-*-

Barnes diyor ki: “Yeni Zelanda kesinlikle Covid sonrasında haftada dört gün mesaiye geçmeli. Aslında bu ekonomiyi, özellikle de büyük bir darbe alan turizmi yeniden yapılandıracak ve içeriye odaklanmamızı sağlayacak bir strateji olabilir”.

-*-*-

Andrew Barnes şöyle devam ediyor:

“Evden çalışmanın getirdiği verimlilikten yararlanmalıyız. Bunlar arasında havanın daha temiz olması, işe gidip gelme sırasındaki sıkışıklıktan kaynaklanan verimlilik kaybı da var. Sistemimizi köklü bir şekilde değiştirerek cesur bir model olabiliriz.”

-*-*-

Ekonominin canlandırılması için çalışanların akıl sağlığına odaklanılması gerektiğini belirten Barnes, Yeni Zelanda’nın Almanya’daki “kurzarbeit” (kısa çalışma) modelini temel alabileceğini, bu sistemin daha fazla kişinin işlerini koruyabilmesi ve kalan günün çalışanların becerilerini geliştirmeleri için kullanılmasına imkan sağladığına da dikkat çekiyor…

-*-*-

Yani diyorum, Türkiye’yi de “kötü anavatan” gibi gösteren, “… Para istiyoruz, biz Türkiye’den daha iyi para alma becerisine sahibiz, aha bu hafta sonu geldiydi para, yok geçen hafta gelmedi ama kesin gelir” gibi gerçekten inanılmaz derecede “salakça” açıklamalar yapmak yerine; bu gibi gelişmeleri takip etmek ve değerlendirmek bence daha mantıklı ve çağdaş olacak.

-*-*-

Ama önce, vatandaşın devlette, devletin vatandaşa güvenini sağlamak lazım.

Vatandaş adına yapılacak olan, disiplinli çalışmak, üretmektir.

Peki devlet?

İşte bu çok önemli!

KKTC’de devleti yönetenlerin, hamasi ve milli nutuk atmaktan kesinlikle vazgeçmesi lazım.

KKTC’de devleti yönetenlerin, kişisel çıkar, kişisel avantaj ve avanta peşinde koşan komisyoncular birliği olmadığının kanıtlanması lazım…

Hesap verebilir, şeffaf, tertemiz, en küçük bir şaibesi bulunmayan bir yönetim kadrosu olması lazım…

Şov yapmayan, çirpiyle yangın söndürürmüş gibi yapmayan bir görüntü ve yapı kurulması lazım!

-*-*-

“Orman Dairesi’nde bilgisayar faresi kullanmayı bilen yok” gibi açıklamalar olmaması lazım!

Sivas’taki bir adama, tavuklarını yemlemesi için KKTC portalından izin verilmemiş, bu gibi hataların olmaması lazım!

-*-*-

Geçmişte Rum tarafına geçenleri “hain” ilan eden zihniyetlerin; şimdi “kapılar açılsın” diye adeta çırpınmaması lazım…

-*-*-

Tutarlı, sapasağlam, bu ülkeye ölümüne aşık insanların, bazı çıkarcı yalakalar tarafından her Allah’ın günü “vatan haini” ilan edilmemeleri lazım…

Bu çıkarcı yalakaların, karanlık çevrelere kendilerini ispat etmek zorunda olmamaları lazım…

-*-*-

Yangın uçağımız, yangın helikopterimiz de olmalı ama ondan önce; bütün ülkenin bu konuda çok eğitimli, çok bilinçli olması lazım…

Sokağa tek bir çöp atanın, ülke insanı tarafından dışlanacağını, bunun ciddi bir ahlaksızlık ve suç olduğunu herkesin çok iyi bilmesi lazım…

-*-*-

Ama hepsinden öteye, en başta gelen; “bu memleket bizimdir, biz yönetmeliyiz” diyebilmek lazım!

En sondakini, en baştan söyleyemiyorsak, bekleyelim, koronavirüs mutasyona uğrasın, kendi kendini zayıflatsın ya da tamamen yok etsin; sonra belki Yeni Zelanda bizi mülteci olarak kabul eder!

Kıbrıs, “Yarım” ve de “Yamalak” kalacaksa; başınızdan beytambal kalsın!

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı