Yazarlığın birinci şartı okur olmaktır

Kurumsallaşma demek; ‘sürer durum’ demek. E Bunla birlikte gazetelerimizin spor sayfaları kurumsallaşabildi mi?

21 Eylül 2019 - 11:00

Sayın Kıbrıslı Türk gazete’okuru önce ölüm ilanlarına bakar, sonra magazine dalar,sonra burçlara ve de arkasından da spora bir göz atar.Ön taraftaki Kıbrıs Davası veya abuk hırsız turist hikâyeleriyle artık pek ilgilenmez öğretilmiş çaresizlik modunda. Yıllarını bu mesleğe veren spor gazetecisi büyüklerimiz bu duruma ne der? Bu durumla hemfikir olmamakla beraber onlar da ha’bire okunma/izlenme kaygısı içerisinde debelenir durur.

Kim ne derse desin, ‘izlenme/okunma oranınız’ kadar marka değeriniz olur ve para yaparsınız. Mesela şu anda kulaklığımda Rihanna söylüyor. Tabî ki de herhangi bir Türk sanatçıdan daha çok para kazanacak çünkü birini binler, Rihanna Men Down’ı ise milyonlar izliyor ve de dinliyor.

Neyse, ‘okunuyor olmak için okur olmak lâzım. Yazar olmanın birinci kuralı okur olmaktır. Müşteriniz köşenizde data ve de detayla aydınlanmak ister. Yazarlığın birinci şartı okur olmaktır’. Mâlum “oku” ile başladı hayat, arkasından da imân geldi. Arkasına da; “Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum” dedi cennet mekân. “Cehalet tahsille gider ama eşeklik bâki kalır” dediler ya, güzelim badem gözlünün ne kabahati vardı. Yine bizler en doğrusunu biliriz ya, güya “elifi görse mertek zanneder” ya sözde birçok okur/izler, işte bu yanılgı içerisinde attılar, tuttular ve de paylaşımlarda bulundular köşelerinde.

Yıllar önceydi. Dünya Spor Yazarları Birliği AIPS’in refere ettiği ve İzmir’de gerçekleşecek olan Uluslararası Spor ve Medya Sempozyumu’na bizde katılmak istedik ve iyi saatte olsun bu aralar siyasetle haşır neşir olan gazeteci Taner Ulutaş’la bir’çalışma yapmaya karar verdik. Taner Hoca o aralar spor sayfalarında yoğun bir’şekilde gündem yapmaya bayılır ve aldığı reyting rüzgarıyla da her gece ekranda kapak yapardı. İşte bendeniz de bu durumun bir köşesinden tutmak üzere yurdum spor sayfalarını taramaya başladım.

O dönemlerde çok da esasoğlan veya tetikçi yoktu. Her spor servisi en az personelle, en iyi sayfayı çakmak zorundaydı. Sonraki kuşaktan gelen arkadaşlar ise şu an bildik reyting canavarı arkadaşlar hâlihazırda rüzgâr yapmaya devam ediyorlardı. O günlerden bu günlere çok sular aktı. Bu konuda defalarca kamuoyu araştırmaları yapıldı; Kıbrıs Türk okurunun yüzde 30’u gazeteyi en arka sayfadan okumaya başlıyor. Bunu da geçtik yazılı aracı eline alan yüzde 100 okur mutlaka en arka sayfalardaki yurdum sporuna bir’göz atıyor veya dibine darı ekiyor. Toplamda 8 TV kanalına 16 adet de nurtopu gibi gazete eşlik etti. Sonuçta Kıbrıs Türk spor medyası da hızla büyüdü ve de 100’e yakın üyesiyle büyük bir kurum hâline geldi. Kurumsallaşma demek; ‘sürer durum’ demek. E Bunla birlikte gazetelerimizin spor sayfaları kurumsallaşabildi mi? Bir başka deyişle özellikle yurdum spor servislerindeki finansal sürdürülebilirlik ne durumda acaba? Spor gazetecileri veya adayları bu işe tam anlamıyla profesyonel bir meslek gözlüğüyle bakabiliyorlar mı? Nanay. Maalesef.

Etiketler

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı