Yaşasın hayat

Tabii ki esasoğlan egzersiz işlerine girelim ve lüzumsuz işleri keselim...

17 Kasım 2019 - 12:00

Milyonlarca sperm içinden birinci geldim, yaşadığım hayata bak” deyip de hayıflanmayı kes artık değerli okuyucum. Bu dünyaya geldik bir’defa çok şükür. Önce ışığı farkettik. Arkasından da emerek, dokunarak ve gözle tanıdık çevremizi. Sütle tanıdık vâlideyi, arkasından da pederimizin kucağında uyumaya çalışarak danalar girmiş bostana misâli daldık gittik rüyalara.

Birsabah uyandık ve “Şimdi okullu oldun” dediler. Yazmayı, çizmeyi, boyamayı öğrendik o soğuk sıralarda. Sonrasında ergen dönemle çatışmalar ve de büyük aşklar başladı. Aynayla küstük ta ki üniversite tahsiline kadar. Yüksek tahsilde bulaşıkla, çamaşırla, sınavlarla debelendik durduk kariyer planlarıyla.

Arkasından da klasik “Hade evlen oğlum da evde kalacan” nakaratları. İlk yıllar sonunda bebelerimiz oldu ve boşanma faslı herkes kendi yoluna iyi ki. Artık 40’lı yaşların başı ve ‘en solcu duygularımızla’ daha çok meydan okuma ve para kazanma telaşı başladı.

Karınca misâli fazla mesai, ikinci iş, hatta üçüncü iş dahilinde kaygı, korku, endişe ve en önemlisi de stres altında bir hayat süreci başlattık. E’ee, ne de olsa artık ebeveyndik. Tatilleri hep atlamıştık ya, artık biraz da âhir gözü arifesinde dünya gözüyle bakmaya başladık çevremizdeki güzelliklere ve çirkinliklere.

50’sinden sonra bayanlar selülit, kemik erimesi, meme kanseri ve menopoz kaygısında, erkekler ise prostat, andropoz ve azgın teke sendromu içerisinde “tenhalarda menhalarda gezme şaşkın”ı yaşadık. 60’ından sonra öbür dünyaya yatırımlar başlayacaktır Allah kısmet ederse isterse.

E artık sıramızı savma zamanı yakındı torun torba gözetiminde ve sonuçta “Allah taksirâtını affetsin” nağmeleriyle sırat köprüsü arifesinde musalla taşı biz bekleyecek. Birkaç gözyaşı ve unutulmaya yüz tutmuş “Ölürsem kabrime gelme istemem” merkezli mezar taşlı selfieler ve de hesap verme zamanı. İşte bu sürece kaliteli yaşamı nasıl sığdıralım? Prof. Dr. Osman Müftüoğlu Hoca; “Günümüz hastalıklarının yüzde 80’ninin kaynağında stres var” demişti bir’yazısında. Hoca haklı. E n’apalım? Stres atılır mı? Hayır ancak yönetilebilir. “E nasıl yani?” derseniz gereksiz iş ve insanları artık teğet geçme zamanı derim. E başka? Kaliteli dinlenelim, zira uyku bir’tören oldu bu koşuşturmaca içerisinde. E daha başka? Doğal protein ve doğal yağlar eşliğinde az karbonhidratla beslenelim. E en son başka? Tabii ki esasoğlan egzersiz işlerine girelim ve lüzumsuz işleri keselim. Yaşasın Hayat adlı kitap gibi bu hayatı çevir çevir oku değerli okuyucum. Hayat kısa.

Etiketler

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı