Yaşama tutunmak…

Siyasi yatırımlarınıza devleti ortak edemezsiniz

Kolay mı?

Ota böceğe bakarak, yıldızları sayarak avunduğun yıllar geride kalınca, yerine koyacak bir şeylerde kalmamışsa hayatı sırtlamak…

Kendisini son, on sekiz yıldır tanıyorum…

Canım arkadaşım Derya’nın annesi…

Onun kadar hayata tırnaklarını geçiren, yüzünden gülüşünü esirgemeyen…

Aile fertlerini bir arada tutmak için hastalığını “yok” gibi yaşayan direnişçi bir kadın tanımadım…

Aysel Dizliklioğlu…

Aysel abla…

Muhtar Derviş beyin biricik eşi…

Her defasında, yendiğine inandığı mücadelesinde önceki gün sona gelindi.

Arpalık direnişi ve Arpalık göçünün sembolleşmiş ismiydi…

Elindeki silahı, hep yüreğinde taşıdı.

Mahalle komşularıyla ilişkisi aileden farksızdı.

İnsanı seviyordu, gözleri tüm insanlara sevgiyle bakıyordu.

Komşu çocukların ağlamasına  dayanamayacak kadar yüreği sevgi doluydu..

Bazen dualarınızda yetmiyor işte, “gitme kal demeye”…

Şimdi daha ıssızlaştı buralar…

Yüzündeki gülümsemen hatıra kaldı bize, Aysel abla…

Artık tahlillerin olmadığı, film çekmenin istenmediği, tomografi sırası beklemeyeceğin daha üst makamdasın…

Senin yaşam sevincin arkada kalanlara ilham olacak…

Toprağın bol, mekânın cennet olsun

Aysel abla…

***

“İçtik bu nâdir içki’yi yıllarca kanmadık…

Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık!

Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;

Lâkin vatandan ayrılışın ıztırâbı zor.”

Yahya Kemal Beyatlı…

***

Birileri yine kraldan çok kralcı olmaya soyundu

Seçim yasaklarına az bir zaman kaldı…

Seçim atmosferine insanlarımız çoktan girdi.

Ancak birileri “Cumhurbaşkanı adayına destekleyecek diye oraya buraya salya akıtmaya başladı.

Güya da o seviyor bir tek!

Beş yıl önceden ders almadı ya…

Umarım “saldırma” hastalığından kurtulur.

Biraz Sertap dinle, belki sana ayna olur!

Gölge etme yeter!

Of, bu ne sinir, bu ne öfke
Aman bir telaş, bir acele
Herkes birbirini boğacak
Bu gidişle sonumuz ne olacak?

Hişt hişt, sakin ol, sinirlerine hakim ol
Hişt hişt, sakin ol, sinirlerine hakim ol

***

Sibel Siber’e siyaseti sevdiren Başbakanlık dönemi oldu…

Adaylığını bir hafta içinde açıklıyor…

 Gerçek naif bir kadındır.

Naifliğine bakmayın, çelik gibi güçlüdür hisleri…

Prensipleri vardır.

Her işin yasalara uygunluğu onu için çok önemlidir.

Bir işe sarılmaya görsün, sonuç alana kadar peşini bırakmaz.

Önümüzdeki bir hafta içinde Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklamış olacak.

Önceki akşam uzun uzun konuştuk…

Sohbetimizin, bende yer eden en önemli bölümü “Başbakanlık” dönemini anlatırken yaşadığı ve yaşattığı heyecandı…

“Milletvekilliği dönemim, yapılan işe, harcanan zamana, alınan verime bakıldığında, hiç tatmin olmadığım bir dönem oldu.

Çok verimsizdi.

Demiştim ki, herhalde siyaseti burada noktalarım…

Tüm aksaklıkların ortaya çıktığı bir dönemdi…

Alışık değildim, düzensiz ve verimsiz çalışma koşullarına…

Ancak Başbakanlık döneminde çok farklı bir duygunun içine girdim. Sorumlu hissediyorsunuz kendinizi…

***

Örneğin;

Bakanlar Kuruluna girerken açıklama yapıyordum, şunları, şunları konuşacağız…

Bakanlar Kurulu sonrası tekrar açıklama yapıyordum bunları konuştuk, aldığımız karalar bunlar…

Yani sürekli bir hesap verme duygusu vardı. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Başbakan iken her sabah, Bakanlarımı aradım ve onlarla pozitif bir enerji alışverişi olurdu…

“Biz geldik, başaracağız, sorunlarımız var ama, hep birlikte çözeceğiz, moralim bozuktur lafını duymak istemiyorum” derdim.

Çok güzel iletişim kurmuştuk bakanlarla aramızda…

Diyelim ki, bir bakanın çözemediği bir konu var.

Ben aracı oldum ve önü açıldı. O konunun topluma aktarılmasını ben değil ilgili bakan yapıyordu.

Çok güzel bir ivme, çok güzel bir ruh yakalamıştık.

Herkes birbirine güveniyordu.

İlk gün, uzun uzun saatlerce konuştuk.

Herkes birbirini tanısın, amaçlarımız nedir, halk bizden ne bekliyor, nasıl bir çalışma ortamımız olacak, nasıl tasarruf tedbirlerine gireceğiz, tüm bunları konuştuk.

Mesela, çelenkler, çiçekler, bunların devlet bütçesinden değil, her bakanın kendi cebinden ödemesinin kararını aldık.

Tabii ki siz bakansınız, bir düğüne, bir cenazeye çiçek gönderebilirsiniz. Ancak, bunu kendi cebinizden ödeyeceksiniz, devletin bütçesinden değil.

Siyasi yatırımlarınıza devleti ortak edemezsiniz.

Halkın verdiği vergilerle bir siyasi, kendisine rant sağlayamaz.

Biz bunların kararını aldık.

Parayla yapılabilecekler, parayla yapılamayacak, iyilikler vardı. Bizim bütçemiz yoktu, para istemeden halkı rahatlatacak, yüzünü güldürecek, yaşamına kalite katacak neler var onları tespit ettik…

Güzel bir dönemdi.

İlk defa bir Hükümet, görevini devrederken gazetelerde, “gitme kal, bu Başbakan kalsın, bu Hükümet kalsın” yorumları yapıldı.

Bundan daha onur verici bir durum olamaz.

En önemli olayda, dışarıda seçim varken;

Üç parti kıyasıya dışarıda kampanya yürütüyorlarken, biz dedik ki, dışarıdaki bütün bu konuşmalardan kendimizi uzak tutacağız.

Hatta, parti başkanlarının telkinlerinden bile uzak tutacağız, hükümetimizi dedik.

Balanlar Kurulu, birbirimizin seçim rakibi değil, tek vücut olarak çalışacak, dışarıdaki bütün bağlarımızı kopartıyoruz, kendi görevlerimize odaklanacağız, dedik ve öyle yaptık.

O dönem çok güzel kararlar aldığımız dönemdir.

Geçici Hükümet diye, hiçbir şeyi boş vermedik. Hatta ben Hükümet programını okurken mecliste gülüşmeler olmuştu.

“Bunlar geldiler de, hiç gitmeyecekler gibi, uzun uzun bir de, Hükümet programı da okuyorlar” diyerek, dalga geçenlerde olmuştu.

Hâlbuki ilk kez, seksen günün sonunda, Hükümeti devrederken, Hükümet programını da önüme aldım ve basın toplantısı yaptım. “Bakın” dedim, neleri yaptık, neleri yapamadık…

Yapamadığımız iki madde vardı…

Eğitimle ilgili iki maddeydi biraz uzun vadeli icraatlardı, neden yapmadığımızı da söyledik ve icraatımızla ilgili topluma hesap verdik.

***

Örneğin, acil durumlarda kriz masası yönetmeliğini yaptık.

Bu ilkti, geçen gün gördüm gazetede, Başbakanlık Müsteşarının başkanlığında “acil afet kriz masası” toplantı yapmış. Bunu okuduğumda çok mutlu oldum.

Biz yapmıştık bu yasayı…

Kriz masasının kimlerden oluşacağını hangi tüzüklerin geçeceğini hazırladık ve her ay bu kriz masasının toplanması gerekiyor dedik.

***

Kanda uyuşturucu tespiti yapan cihaz o dönemde alındı.

Fonda biriken bir para vardı, bu parayı buraya kullandık. O güne kadar kanda uyuşturucu  tespit edilemiyordu.

O dönem tamamen heyecanla, hizmete dönük çalışılan bir dönemdi. Hala bugün halkımızdan aynı memnuniyeti alıyorum.

“ ‘O dönem başkaydı Sibel Hanım’ diyor, vatandaşlarımız.”

Mesele bu.

Siyasette onurlu bir iz bırakabilmek.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı