Yaşama İpek’çe dokunuşlar…

Sosyal bir ağda yazıp paylaştıklarının ciddi takipçisi var ben de bunlardan biriyim...

21 Eylül 2019 - 11:00

İpek İmirlioğlu Ankara’da yaşıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nda uzman olarak görev yapıyor. Sosyal bir ağda yazıp paylaştıklarının ciddi takipçisi var. Ben de bunlardan biriyim. Zaman, zaman da “Yaşama İpek ‘çe Dokunuşlar” adı altında sayfamda okurlarımla paylaşıyorum. İşte son seçtiklerim… Selam olsun:

Hani insanların gözleri yaz güneşinden kamaşır, etrafı hep olduğundan daha farklı görür ya, işte sonbaharda bu olmaz! Bana göre sonbahar, en gerçekçi mevsimdir; olup biten her şeyi anlama, kendi sırrına erme zamanıdır. Bir yere yolculuk ederken, pencereye başını yaslayıp, hızla akıp giden yola bakmak ve zamanın ne kadar çabuk geçtiğinin farkına varmaktır. Hareketli müziklerin, sürekli konuşan insan seslerinin yavaş yavaş senden uzaklaştığı, yerini huzurlu bir iç sese bıraktığı mevsimdir. Sonbahar; naif düşüncelerin, düşündüren müziklerin ve bir şeylere duyduğun özlemi hatırlamanın mevsimdir. Yeni kelimeler keşfetmek için, etrafına ördüğün koyu renkli duvarlardan çıkıp, eski hatta biraz da kırık dökük bir sandalla açıklara yol alma isteğinin değişmez hikâyesidir.

***

Eskimiş, zamanla değerlenmiş eşyalara “antika” deniyor. Aynı zamanda, aksi, tuhaf ya da ilgi çekici tavırları olan insanlara da antika deniyor. Antikalar bilmezler antika olduklarını, yüzleri akıllarının takılıp kaldığı bir tarihe, geçmişe dönüktür. Bizim kendilerine antika olarak biçtiğimiz değeri de bilmezler. Antika olmak, bir duruş biçimidir.

***

Koşmayacaksın, kaçmayacaksın. Kaçarak kurtulunmuyor bazı şeylerden. Koştukça uzaklaşacağını sandığın şeylerden uzaklaşamıyorsun bazen. Yan yola sapıver, bir boşluk bulup orda soluklan. Herkesin yaptığı gibi koşmaya kaçmaya kalkarsan, kalabalıklar arasında sıkışıp kalabilirsin.

***

“Ben de isterdim; problemsiz ortalama bir salak olarak doğmayı ama olmadı işte!”, Sen Hiç Ateşböceği Gördün mü oyununun en güzel repliğiydi bana göre; valla ben de çok isterdim. Ama şu anda konu bu değil! Bir Çin Atasözü der ki: “Bir derdin çözümü varsa, üzülecek bir şey yoktur. Bir derdin çözümü yoksa zaten üzülmeye gerek yoktur.”

***

Güvendiğiniz birisinden kazık yemek, hayatın gerçekliği ile sizi yüz yüze getiriyor. Önce acı geliyor, sonra elbette ki alışılıyor, herkesten her şeyi ummaya eskisi gibi devam ediliyor ama yapılan asla unutulmuyor. Bana göre, unutmak diye bir şey yok zaten; zaman sadece öncelik sırasını değiştiriyor. “Geçecek, geçiyor, geçti…” demek için gün sayarsınız. Ne zaman ki saymayı bırakırsınız, işte o zaman her şey geride kalmış demektir.

***

Osmanlı imparatorluğu, 1918 yılında işgal edilip düşman savaş gemileri Boğaziçi’ni doldurunca, Hattat İsmail Hakkı Altunbezer bir kâğıda, ‘bu da geçer ya hu’ yazıp atölyesine asmış. Kısa sürede işyerleri, kahvehaneler, vapurlar, bu yazıyla donatılmış. Halkın işgale karşı tepkisini dile getirmek üzere her yere astığı bu yazı, o acı günlerin, ‘mütareke dönemi’nin bir simgesi olmuş. Atatürk’ün Çankaya’daki Köşkü’nde (bugünkü müze) asılı bulunan tek hat levhada da, “bu da geçer ya hu” yazmaktadır.

***

Bazı filmleri izledikten sonra Ekşi Sözlük’ten ya da oradan buradan yorumlara bakarım. Çoğu zaman, yapılan yorumları okuduğumda; “yo yoo, bunlar benim az önce izlediğim filmden bahsediyor olamazlar” derim. Hele, açık açık anlaşılır sonu olan bir filme; “sonu anlaşılmıyordu”, “anlayan beri gelsin”, “zaman kaybı, hiç anlaşılmıyor, izlemeyin” yorumları yapılmıyor mu, çok şaşırıyorum. Ama şu anda konu bu değil! Samuel Beckett ne demiş? “İzledin, anlamadın. Yine izle, yine anlama ama bu sefer hiçbir şey anlama!”

***

Dünya; yüreği kor, şirazesi kayık ve hep başı dönen…”Ölümün olduğu bu dünyada, hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında” demiş Kafka. Dostoyevski de Suç ve Ceza’da Raskolnikov karakterine şöyle bir şey dedirtiyor; “bir uçurumun kenarında hiç kıpırdamadan durmak zorunda kalsam da, yine de yaşamak istiyorum.” Maalesef insanlar, türlü biçimlerde birbirlerinin canından can almaya devam edecekler. Birbirlerinin gözlerini zevkle oymak, ayaklarını kaydırmak için yeni yöntemler geliştirecekler. Yaşadıkça, bu hep böyle olacak ve üç günlük yalan dünyaya sığmayı ASLA beceremeyecekler! Şimdi uyuyalım, bunları bile bile…

***

Sabırlı insanlar için hayat daha mı kolay? Dayanma ve katlanma süreleri uzun olduğu için, arzularına kavuşmaları daha mı mümkün? Sabırsız insanlara göre daha mı erdem sahibi bu kişiler? “Şefkat, affetme, hoşgörü, nezaket” sabırlı kişilerin tekelinde mi? Belki de sabra sığınacak kişinin bu dünyada kazanmayacağı oyun yok! Peki, sabırlılara kötü haber; sabır; “baldıran zehiri” gibiymiş, sinir sistemini yok ederek insanı fark ettirmeden öldürürmüş. Aslında herkesin sabrının bir nihayeti vardır; bir tür fizik kanunu gibi düşünürsek, bir gitar telini çekin bakalım, nasılsa bir noktadan sonra kopar! Yine de düşünüyorum, sabır acaba tembellikten, “aman canım bana bulaşmasınlar da” fikrinden veya umursamazlıktan mı gücünü alıyor? Umut etmekten uzaklaşmış kişi mi sabra sığınıyor? Ama şu anda konu bu değil! Ne demiş C. Zarifoğlu; “işte böyle böyle büyüyorum; bir gündüz geliyor, bir gece.”

***

Bazı durumlar kendini tekrar, tekrar hatırlatıyor; ama nasıl! Bir kitabın gözden geçirilip genişletilmiş 2. basımı gibi!

***

İnsanız; hepimiz bir şekilde değişiriz arkadaşım! Bırakın on seneyi, bir ay önceki halimizden eser kalmayabilir. Önceden hoşumuza giden alışkanlıklarımız, doğru bildiklerimiz, sevdiklerimiz artık ilgimizi çekmiyor olabilir. Daha da tuhafı, onların yerini yeni alışkanlıklar, düşünceler ve sevdiklerimiz alabilir ve biz değişirken karşımızdakiler de yerinde saymaz, onlar da değişir. Mezarlıklar bile kendini vazgeçilmez sananlarla doluyken, bırakın milletin sizin için ayılıp bayıldığını düşünmeyi. “İnsan” adı verilen canlı sınıfına öyle ya da böyle zaten giriyoruz. Boş verin bunları da; ADAM olun!

Kalemine sağlık sevgili İpek

Bravo Kıbrıs Türk Basın Konseyi Bravo Doç. Dr. Şule Aker

Dünya Basın Konseyleri Birliği Başkanlığına Yeniden Şule Aker seçildi. Kıbrıs Türk Basın Konseyi dünyada tanınan sayılı sivil toplum Örgütlerinden. Geçen Hafta Bakü de yapılan toplantıda tüm üyeler güven tazelediler ve Doç. Dr. Aker İ yeniden başkan seçtiler. Haberi aldığımda tabii ki çok sevindim. Aynı günlerde de Kurucu Başkanımız değerli devlet adamı, Gazeteci Rahmetli İsmet Kotak’ı da ölüm yıldönümü nedeniyle anıyorduk. KKTC’nin Kahirede’ki Dünya Konseyleri Toplantısında verdiği mücadele hep saygıyla hatırlanacaktır. Kotak Başkan’a da ekibine de selam olsun. Şimdi gelelim bu haberin ayrıntılarına:

“Azerbaycan, Bakü’de 12-13 Eylül, 2019’da yapılan Dünya Basın Konseyleri Yıllık Genel Kurulu’nda Doç. Dr. Şule Aker yüzde 95 oy çokluğuyla yeniden başkan seçildi. Şule Aker Dünya Basın Konseyleri Birliği’ne üye olan ülkelerin sayısının geçtiğimiz dönemde beş yeni üyeyle 21’e yükseldiğini açıkladı. Aker yeni üyeleri Sri Lanka, Myanmar, Kosova, Makedonya ve Irak olarak açıkladı. Aker önümüzdeki dönemde üyelerinin sayısının daha da artarak Dünya Basın Konseyleri Birliği’nin dünyanın en büyük ve güçlü uluslararası basın kuruluşu olacağının altını çizdi. Dünya Basın Konseyleri Birliği üye ülkelerin dayanışma, birlikte hareket etme ve güçlerini birleştirmeleri sayesinde küresel olarak basın özgürlüklerinin korunması amacı ile kurulmuş bir örgüttür. Aynı zamanda basın mensuplarının sorumlu ve etik ilkeleri çerçevesinde görev yapmaları için inisiyatif yüklenmektedir. Geçtiğimiz üç yıl içinde üye ülkelerde basında çalışanların birçok sorunları çözülmüş, onların üzerindeki baskıların hafiflemesi için girişimler yapılmıştır. Dünya Basın Konseyleri Birliği Azerbaycan’da gerçekleştirdiği 18inci toplantısında savaş bölgelerinde görev yapan basın mensuplarının karşılaştığı zorluklar dile getirildi ve bu zorlukları aşmanın yolları konusunda fikir alış-verişinde bulunuldu. Ayrıca üye ülkelerin sorunları ve basın sektörlerinin içinde bulunduğu durum tartışıldı. Üye ülkelerin birbirine yardımcı olabilecekleri deneyimler paylaşıldı. Dünya Basın Konseyleri Birliği’nin yeni yönetim kurulu KKTC Şule Aker Başkan, Azerbaycan Aflatun Amashov Birinci Başkan Yardımcısı, Kenya David Omwoyo İkinci Başkan Yardımcısı, Nepal Kishor Shrestha Genel Sekreter ve Türkiye Tamer Atabarut Sayman, olarak seçildi.”

Etiketler

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı