Yargılama süreçleri

Mahkemelere güveni sarsan olaylardan kurtulmak ve bu güveni artıracak önlemler almak gerekir

21 Şubat 2020 - 11:41

Türkiye’de özellikle siyasi anlam taşıyan yargılama süreçlerinde önemli sorunlar olduğu su götürmez bir gerçektir. Yargıya taşınmış konularda başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere siyasi liderlerin çok katı tutumlar takınması ve kendilerini bağlayıcı, taraftarlarını hoşgörüsüzlüğe iten açıklamalar yapması zaten yeterince önemli bir sorundur.

Osman Kavala’nın yargılanması süreci buna örnektir. Gezi olayları nedeniyle 840 gün tutuklu kaldıktan sonra beraatine karar verilen Kavala, “öyle olmazsa böyle olur” denilerek 15 Temmuz darbe girişimine katılmak veya destek olmaktan dolayı gözaltına alınmış; hapiste tutulması “öyle olmazsa böyle” sağlanmıştır. Kavala davasında beraat kararı veren hakimler hakkında ise hemen bir gün sonra soruşturma açılmıştır.

Gezi olaylarının üzerinden yedi yıla yakın bir süre geçmiştir. O günkü iktidarın farklı düzeydeki temsilcilerinin farklı şekillerde değerlendirdikleri olayları, bugün bile tartışmak mümkün değildir. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu olayları değerlendirme şekli, Gezi olaylarına farklı şekillerde yaklaşmayı, bu olayların nedenlerini daha gerçekçi şekilde kavramaya çalışmayı bile engelliyor. Ne acı!

Bu tutum, kendini yargılama süreçlerinde de hissettiriyor tabii. Gezi olaylarına katılmak “vatan hainliği” ise, mahkûm edilmek için somut delillere de ihtiyaç yok demektir zaten: Vurun kahpeye!

Türkiye’deki bu gelişmeler, yargı bağımsızlığının ve yargılama süreçlerinin evrensel hukuk prensiplerine uygunluğunun önemini bir kez daha hatırlamamıza neden oluyor.

KKTC’NİN YARGI DÜZENİ

Türkiye’deki yargılama süreçlerinde savcıların ağırlıklı bir rolü vardır. Savcılar, olayları açığa çıkarmak, gerçeğin netleşmesini ve sanıkların suçlu olup olmadıklarına bu bağlamda karar verilmesini sağlamak için değil; bir sanık bulup mahkûm ettirmek için çalışıyorlar.

KKTC’de yargı düzenin bundan farklı olduğunu biliyoruz. Bizim yargı düzenimizde savcıların avukatlardan bir farkı yoktur. Belki de tam tersi olarak, “savunma hakkı” daha kutsal sayıldığından savcıların, savunma avukatlarına göre dezavantajlı durumda olduklarını söylemek bile mümkündür. Savcı, itham etmek ve suçlamasını “şüpheden ari olarak” kanıtlamak durumundadır. Savunma avukatının suçsuzluğu kanıtlamak gibi bir yükümlülüğü yoktur. Savcının iddialarına şüphe gölgesi düşürmesi bile sanığın mahkûm edilmesini önlemesi için yeterli olmalıdır.

Son zamanlarda mahkemelerde yaşanan gelişmeler bu düzenin bozulduğunu, soruşturma memurları ile savcıların elbirliği ile mahkûmiyet kararları çıkarmak için çalıştıkları; gerçekleri veya bazı delilleri mahkemeden saklamayı kendilerine görev bildikleri izlenimini yaratmıştır.

Bu izlenim HABERCİ’nin dünkü manşeti ile biraz daha geçerlilik kazandı.

“Kır atın yanında yatan, ya tüyünden ya huyundan alır” derler…

Kanunlar ne yazarsa yazsın, bunların yorumlanıp uygulanmasında Türkiye’nin etkisini hissetmeye başladık.

YÜKSEK YARGI

Kim düzeltecek bilmiyorum ama yargılama süreçleri üzerindeki bu olumsuzluğu birilerinin kaldırması gerekir. Siyasiler ve üst yargı bu konuda ne yapabilir; bilmiyorum!

Benim aklıma, etkili bir yöntem olarak, yüksek yargının daha hızlı işlemesi ve alt mahkemelerdeki yargı süreçlerini daha kapsamlı bir şekilde gözetim altına alması geliyor. Yargıçların emeklilik yaşının yükseltilmesi ve yüksek mahkeme yargıçlarının sayısının artırılmasını öngören Anayasa değişikliğinin kabul edilmesi çok iyi olacak diye düşünüyorum. Yargıçların maaş ve tahsisatlarının artırılması ama yargıç atama kriterlerinin yükseltilmesi de ciddi bir önlem olarak düşünülmelidir.

İnsan, insanın kurdudur; derler! Yargı, yargının kurdu değil ama denetçisi olabilir. Zaten bundan başka bir denetleme yolu düşünmek yargının bağımsızlığını ciddi şekilde etkileyecek ve güvenirliğini azaltacaktır.

Konu ile ilgili doğrudan ilgili olanlar belki daha etkili yollar önerecektir. Ne yapmak gerekirse yapalım! Ciddi tehlikeler bizim de kapımızı çalmaya başlamıştır. Yargı bağımsızlığını ve yargıya olan güveni artırmanın yollarını bulmak gerekir.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı