Yapay zekâ, politika ve kamu

Yapay zekânın geleceği ve birçok faydasını teşvik etmek için hangi politikaların ve düzenlemelerin yapılması gerektiğine dair bilinçli, kapsayıcı ve dürüst bir tartışmaya sahip olunması gerekiyor.

Son yıllarda, bilişim teknolojileri alanındaki gelişmeler her sektörü geliştirip değiştirmeye başladığı gibi siyaset alanındaki politikaların üretilmesi ve siyasal iletişim alanlarında da yöntemlerin değişmesine neden olmaktadır.

Bir an için basit bir matematik problemi düşünelim. Politika artı yapay zekâ neye eşittir?

Daha akıllıca ve daha yenilikçi hükümetlere mi, kitlesel gözetim ve çökmekte olan demokrasilere mi eşittir? Yeni işbirliklerini ve refah biçimlerini mi yoksa küresel rekabet ve çatışmaları mı eşitliyor?

Meselenin gerçeği, şu anda hem politika hem de yapay zekânın neye eşit olduğu; bunun hem endişe verici hem de heyecan verici olduğu açık. Bunun endişe verici olması için nedenler de mevcut. Çünkü Cambridge Analytica veri skandalı, Google’ın son derece doğru ses yardımcısı ve Amazon’un Rekognition teknolojisi gibi konular, yapay zekânın kötüye kullanımının demokrasiyi, güveni ve sivil özgürlükleri nasıl aşındırabileceğini gösteriyor. Ancak, teknolojinin potansiyelinden dolayı da heyecan verici: Vatandaş katılımı ve hizmet sunumu, insan ve yapay zekâ işbirliği ve birden fazla dosyada politika yeniliği.

Yapay zekânın geleceği ve birçok faydasını teşvik etmek için hangi politikaların ve düzenlemelerin yapılması gerektiğine dair bilinçli, kapsayıcı ve dürüst bir tartışmaya sahip olunması gerekiyor. Potansiyel risklerini azaltıp, halkın sayısız olanaklarını tartışmaya adanmış açık bir alana ihtiyaç var.

Akıllı sistemlerin günümüzde çoğunlukla özel sektörde kullanıldığı ve bu

alanda büyük gelişmelere sebep olduğu bilinen bir gerçektir. Bu noktada kamu

yönetimine düşen sorumluluk ise, tüm ilgili kamu kurumlarının özel sektördeki

gelişmeleri yakından takip edecek uzmanlar yetiştirmek ve yapay zekâ konusunda daha fazla bilgi sahibi olarak bu gelişmeleri kamu sektörüne de yansıtabilmektir.

Kamu çalışanlarının hâlihazırdaki evrak işlerinin yoğunluğuna yetişememesi ve bu

durumda, çalışanların üretkenliğinin gözle görülür şekilde azalması, yetkili kamu

personellerinin bütün olaylara tam olarak hakim olamamaları çünkü bunları

ayrıntılı olarak takip edemedikleri gibi sorunlara cevap ve çözümler aramak bu

alanda ulaşılması gereken başlıca hedefler arasındadır.

Bu çözümlerden bazıları; otomatik el yazısı tanıma özelliğiyle veri girişini otomatik hale getirme, planlama ve optimizasyon algoritmaları ile zamanlama kontrolü ve müşteri hizmetleri sunmak için konuşma tanıma, doğal dil işleme ve soru cevap teknolojisi olabilir.

Tüm kamu birimleri, her bir teknoloji için işletme durumunu ayrı ayrı değerlendirmelidir.

Bilişsel teknolojiler kamu yönetimi ve politikalarında kullanılmaya devam

edildikçe, devlet kurumlarının işgücü planlaması ve çalışma tasarımı için daha

fazla yaratıcılık getirmesi gerekecektir. Misyon, yetenek ve teknoloji liderleri

bilişsel teknolojilerin sunduğu sorunları ve fırsatları analiz etmek ve ileriye dönük

bir yol önermek için birlikte çalışmalıdır.

Sonuç olarak, çeşitli yapay zekâ ürünü akıllı sistem sayesinde kamu yönetimi ve politikaları hususunda, kamuoyuna yönelik birçok iş kolaylıkla halledilebilecekken, yapay zekânın ne kadar gelişeceği ve hangi konuma geleceği konusu hala muallâktadır.

Yapay zekâ üzerine sonu olmayan bir gelişim süreci devam etmekte, ileride kamu çalışanlarının yerine geçebilecek robotiklerin kamu yönetiminin her biriminde olabileceği ve halkla sürekli bir iletişim halinde olacağı düşüncesi şuan aklımızın sınırlarını biraz zorlasa da araştırmacıların da söylediği gibi bu öyle çok da uzak bir gelecek gibi görünmüyor.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı