Yapay değil “yatay zekâ”

Yurdum toprakları üçüne de o kadar ihtiyaç, bir o kadar özlem var ki.

Yeni yıla geri sayımda tek haneli rakamlara indik…

Kime sorsan çaktırmadan 2020’den umutlu…

Herkesin ortak dileği; sağlık, mutluluk ve barış…

Yurdum toprakları üçüne de o kadar ihtiyaç, bir o kadar özlem var ki.

Değişen toplum yapısına bağlı başta akıl sağlığı olmak üzere, kanseriydi, trafik kazasıydı, hareketsizliğe bağlı kalp ve damar hastalıkları malumunuz hem mental hem de fizyolojik olarak tükeniyoruz.

Mutluluktan da pek nasip aldığımız söylenemez. Sabah telefona gelen ilk mesaj “dövizdeki yükseliş” ile beyin tavana vururken, her geçen gün azan trafikle gerim gerim geriliyoruz. İş yerinde ise rutin ve verimle eş oranlı mutluk yani mutsuzluk halleri.

Gazete sayfalarında her geçen gün kabaran kriminal olaylar ve geleceğe yönelik tükenen umut levelleri.

Ekonomik durumla bağlantılı mutsuz bir toplum hallerinin yansıması mesut olmayan evliliklerin üçte ikisinin boşanma ile sonuçlanması.

Barış dersen derin mevzu. Kendi dışkısı ile kavgalı insanlarda kalabalıklaşan nüfusu belirsiz bir coğrafya!

Adanın her geçen gün silahlanması iki bölgede İHA ve SİHA yarışı. Karası havası yetmez deniz üssü konuşlandırma çabası.

Barut fıçısında, namlunun ucunda kanat çırpan güvercinlerin barış beklentisi!

Biri Noel Baba’ya söylesin boşuna açık hava tımarhanesine dönen bu adanın üzerinden bile geçmesin.

Değil o, yedi göbek Noel Dedeleri gelse bu düzeni değiştiremez.

Ha yanlışlıkla yolunu kaybedip yolu bu tarafa düşerse av sezonuna denk gelen yeni yılda geyikler kim vurduya gidebilir.

***

Anlayacağınız yeni yıldan umut beklemek fazla iyimserlik olur.

Ama Namık Kemal misali umutsuzluk da bünyeye ters.

2020’nin benim için en büyük cazibesi Tokyo Olimpiyatları.

Dört yılda bir gelen o büyülü ay.

Dünyanın kalbinin atacağı Temmuz ve Ağustos’ta performansın dibi…

Düşündükçe kalp atım hızı artıyor, çektiğim ip iyice geriliyor.

Tokyo olimpiyat tarihinin en dijital oyunları olacağı kesin. Özellikle açılışın uzun süre akıllarda kalacağı garantili.

Performans tarafı ise lezzeti doruklara çıkaracağına bahse girerim.

Unutulmaz anıların ve başarı hikâyelerinin, zaferlerin, hayal kırıklıklarının iç içe olacağı müthiş şov.

Pek tabiki gelişen antrenman yöntemleri, bilimsel çalışmalara bağlı klinik ortamda maksimumların ölçüleceği eforlar ve rekorlar…

***

Olimpiyatların yurdum yansıması,  Yiğitcan Hekimoğlu’nun piste çıkması en büyük beklentimiz.

Devlerin sahne alacağı premierde içimizden sadece birinin yer alma ihtimali bile gurur verici.

Yiğitcan’dan sonra uzun süre bu topraklardan birilerinin sporun zirvesi olimpiyatlarda yer alamayacağı da bir gerçek. O nedenle Yiğido’nun olimpiyat yılında yakın takip edilmeli.

Nedeni uzun süre uluslararası arenaya başka birilerinin çıkması beklenmiyor.

Nasıl beklensin ki bizim olimpiyat yılında 8 kulvarın yarısını bile dolduracak atletimiz yok!

Geçen hafta yurdum atletizm pistlerinde zar zor tamamlanan Kulüplerarası Atletizm Şampiyonası’ndan yolu geçen gayet net algılayabilir.

Foto finişin bozuk olması ile ertelenen yarışlarda kadınlar ve erkeklerde iki buçuktan üçer takım.

Büyükler yani elitlerde lig sadece iki ayak!

Katılım yok denecek kadar az ve dereceler yerlerde sürünüyor.

Sokaktan birini çevirsen boş branşta kürsü garanti!

Gazimağusa’da DAÜ Tartan Pisti’nden sonra Lefkoşa’da Atatürk Tartan Pisti de ömrünü tüketti.

Zemin beton gibi sert, çizgiler silik ve soluk, foto- finiş kullanım dışı.

Bir dönem Türkiye pistlerinde fırtına gibi esen atletlerin çıktığı yıldız ve genç ligleri askıda…

El alem “yapay zeka” ile sportif performansın limitlerini zorlarken biz “yatay zeka” ile dibe vuruyoruz.

Takvimde rakamlar değişse, zihniyet değişmedikçe yeni yılda da bizden bir cacık olmayacağı kesin.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı