Türkiye ile KKTC ilişkisi bozuldu mu?

Her konuda, ilk sorduğum soru “amaç nedir?” sorusudur.

Çok farklı bir süreç yaşıyoruz.

Bir seçim var, Cumhurbaşkanlığı seçimi.

Aylardır, ülkenin tüm gündemini esir almış, alışkın olmadığımız, yapılabilecek olanların sınırsız olduğu bir süreç.

Ne kadar da toplumdan uzak, ne kadar kopuk, ne kadar farklı öncelikleri olanlar varmış.

Her konuda, ilk sorduğum soru “amaç nedir?” sorusudur.

Çoğu zaman, yani genelde, bir konu ile ilgili sıcağı, sıcağına yorum yapmaktan kaçınırım.

Duygusal olmaktan, objektif bakış açısını kaçırmaktan, detayları öğrenmekten, düşünce süzgecimden, neden, sorusuna cevap bulmaktan, bir süre beklerim.

Elbette bir dünya görüşüm, ülkeme dair beklentilerim var.

Ancak yaptığım işe, yazdığım yazılara, televizyon programlarıma, herkesin katkı koymasını, kendi düşüncesini anlatmasını, yönlendirme olarak değil, çeşitli görüşlerin topluma ulaşmasına katkı koymayı görev bilirim.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için çok farklı bir dönem yaşıyoruz.

Bunu en başta söyledim.

Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Genel Başkanı Erhan Arıklı, 26 Nisan olarak öngörülen Cumhurbaşkanlığı seçim tarihinin, öne alınabileceğini ve siyasi parti başkanlarının önümüzdeki günlerde konuyla ilgili bir toplantı yapacağını söylüyor.

Umarım öyle olur, amaçlanan nedir bilemiyorum, ama seçimin öne çekilmesi, bu gerginliğin, seçime yönelik adımların, gerçekten, ihtimallerden uzak, düşünce ve söylemlerin bitmesi ve ülkenin gerçek gündemine dönmesi için, bu seçimin erken zamanda yapılması gerek.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı son dönemlerde çok eleştirildi.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın,  The Guardian’a verdiği demeçle ilgili sıraya girmeyen, hakaret etmeyen, en düşük memurdan, en yukarıdaki yetkilisine kadar, linç korosuna katılmayan kalmadı.

Bu koroya, hem KKTC’den, hem de Türkiye’den katılanlar var.

Özellikle, Türkiye yönetiminden, önemli isimler ağır ifadeler kullandı.

Her zaman için Türk halkı, Anadolu insanı ile Türkiye’yi yöneten erki birbirinden ayırıyorum.

Çünkü iktidarlar geçicidir, as olan ülkelerin halkı, toplumudur.

Türkiye ile KKTC ilişkileri, Akıncı’nın bu açıklamalarından sonra bozulmuş, ikili ilişkiler zarar görmüş.

Hangi ikili ilişki, hangi taraf daha çok zarar gördü?

Öncelikle Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkinin adı kondu mu?

“Maaşın kaç Başbakan?” ve besleme krizinde ilişkiler zarar görmedi mi?

Hangi ilişki, bir tarafın hep konuştuğu, bir tarafın hep dinlediği ilişki mi?

Protokollerin imzalanıp, sadece yazılı kaldığı, sorumlulukların yerine getirilmediği ilişki mi?

Herkes, Türkiye yönetimi ile aynı düşünceye sahip olmak zorunda mı, Türkiye’yi yönetenlerin, Kıbrıs politikası eleştirilemez mi, Kıbrıs’ta yaşayan, Kıbrıslılar, ülkesinin geleceğinden endişe duyamaz mı?

Bozulan, hatta hiç iyi olmayan Türkiye yönetimi, KKTC ilişkilerinde, hatalı, yanlış olan hep Kıbrıs tarafı mı?

Fikrini, düşüncesini, beklentisini, anlatan herkesin, linç edilmesi normal mi?

Bu durumda olan, Akıncı, Tatar veya Özersay, kim olursa olsun, fikrim sabittir.

Kıbrıslılar, yalnız bırakıldı, 1878 yılında, 1958’li yıllarda, bizim Kıbrıs diye bir sorunumuz yok düşüncesiyle, 1963 ile 1974 yılları arasında yine İngiliz’e, Rum’a karşı yalnız bırakıldı.

Kıbrıs Türk toplumu bir birine sarıldı, kenetlendi.

Bu psikoloji bugünde devam ediyor, kendi içinde tartışır, kavga eder, birbirini yerer, ama dışarıdan biri, kendi içinden birini hedef almışsa birleşir.

Bu toplumu hala tanımıyorlar.

Hala bir seçim uğruna ülkenin onca gerçeği, beklentisi varken dışarıdan medet umuyorlar.

Bir kez daha sormak gerek, hangi ilişki?

Farklı düşünenin, farklı konuşanın, İngilizci, Rumcu, hain ilan edildiği, kendi ülkesinden kovulduğu ilişki mi, nedir bozulan?

Bugün yaşananlara ses çıkarmayanlar, yarın makam gelirse, aynı kaderi yaşayacak.

Kapalı Maraş bölgesinde, ‘Kapalı Maraş Açılımı’ toplantısı düzenlendi.

Konuşulanları ve konuşanları konu etmeye gerek yok.

Cumhurbaşkanını, bütünlüğü, ilişkileri bozmakla suçlayanlar, kendi kurumlarını çiğneyerek, kendi Cumhurbaşkanını, Meclisini, muhalefet partilerini, toplumun bir bölümünü görmezden gelmeyi umursamamış.

Koca bir ayıp ile bir resim karesinde yer almak için yarışmışlar.

Evet, bu seçimi erkene alın.

Erkene alın ki bitsin, akla kara belli olsun.

Herkes, ektiğini biçsin.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı