Turizm, barış işidir: Suriye örneği

KKTC’de iki cephanelik patlaması; bir de ufaktan çatışma çıktığı anda; bilesiniz ki buralarda birbirimizi yemek zorunda kalacağız!

17 Eylül 2019 - 11:00

54 ülkede, 10 farklı markayla bin 500 oteli bulunan Louvre Group, Suriye’de iki otel işletmeye başlıyor.

Sputnik haber sitesindeki habere göre, Şam’da 19 milyon dolara iyileştirilen iki oteli işletecek olan Fransız şirketi, Suriye’nin turizminin canlanmasını ve yeniden inşa sürecinde iş dünyasından ziyaretçi akınına uğramasını beklediklerini belirtti.

Louvre Group’un 10 markasının en büyüğü “Golden Tulip”…

Bizdeki de bu markadan mı bilemiyorum, doğrusu pek de umurumda değil.

Sadece, Sputnik’te haberi okurken, ilgimi çeken bir şey vardı; bunu paylaşmak için konuya girmek istedim.

Paylaşmak istediğim konu, şu cümlenin içinde; birlikte okuyalım:

“… 2011 öncesinde tatilciler Suriye için önemli bir gelir kaynağıydı. 2010 yılında 9 milyon turistin ziyaret ettiği Suriye’de savaş sonrası turizm bağlantılı 250 bin istihdam kaybı yaşandı…”

***

Hani KKTC’de turizmden bahsediyorsunuz ya…

Veya o da bir turizm çeşidi; “Eğitim – üniversiteler” diyorsunuz ya…

Bir yandan da hala ilkel kabileler gibi bayrak milliyetçiliği yapıyorsunuz; askeri atış alanlarına, cephaneliklere, çevremizdeki denizlerde savaş gemileri dolaşmasına alkış tutuyorsunuz ya…

Size hatırlatayım dedim…

Turizm; milliyetçilikle, yağcılıkla, yalakacılıkla yapılmaz.

***

Turizm, barış işidir.

Barış yoksa; turizm de yoktur.

***

Dolayısıyla, abidik gubidik milliyetçilik saçmalıklarına girmek yerine; Kıbrıs sorununu çözüp, bu ülkeyi muhteşem bir turizm adası haline getirmenin ve daha mutlu yaşamanın yollarına bakın!

Elalemin dilencisi, yağcısı, yalakası olmaya değil!

Bilmem anlatabildim mi?

***

KKTC’de iki cephanelik patlaması; bir de ufaktan çatışma çıktığı anda; bilesiniz ki buralarda birbirimizi yemek zorunda kalacağız!

Siyasetimizden notlar!

Bu ülkede, UBP’nin, genel başkanını veya herhangi bir vekilini cumhurbaşkanı adayı olarak göstermesinin arkasında Bizans oyunu olmadığı konusunda beni hiç kimse ikna edemez.

Bunun yapılmasının birinci sebebi; Ersin Tatar’ı normal başkanlık görevi süresinden önce devirmektir. İkinci sebebi; Kudret Özersay’dan bir önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerini Dr. Derviş Eroğlu’na kaybettirdiği iddiası ya da gerekçesidir. Üçüncü sebebi ise erken genel seçimlerin hemen sonrasında, Özersay’ın, Hüseyin Özgürgün başkanlığındaki UBP ile “kahve bile içmeyeceğini” söylemesidir.

Haliyle, mesele tamamen kişiseldir; ulusal değildir.

***

Kısacası, sevgili UBP’li kardeşlerim, siyaset veya daha doğru anlamıyla, “milliyetçi siyaset”, Akdoğan’da bayrak sallaması değildir!

***

Maliye Bakanı Olgun Amcaoğlu’nun çalışkanlığına ve konuya hakimiyetine kimsenin bir şey diyeceği yok. Ancak, Sayın Bakan, devletin alacaklarından bahsetmekten bence vazgeçmeli. Ne mi yapmalı; alacağımız varsa, derhal tahsil etmeli.

***

Cemal Redif, önce Başbakan Ersin Tatar’ın sanırım iki aylık görevi süresindeki üçüncü özel kalem müdürüydü. Görevden alındı. Yerine Okan Donangil getirildi. Redif, eski işine gönderildi. Neydi eski işi? Cypfruvex Genel Müdürlüğü… Bu konuda, Maliye Bakanlığı’na bağlı Teftiş ve İnceleme Kurulu’nun raporu var. Redif suçlanıyor. Suçlandığı doğrudur. Ancak aleyhine verilmiş bir mahkeme hükmü yok. Yani yasal anlamda suçu bulunmuyor. Başbakan eleştiriliyor; “Nasıl olur da aleyhine rapor bulunan adamı yeniden aynı göreve getiriyorsun?”… Başbakan yanıtlıyor; “… Bu adam suçlu değil!”… Vicdanen ok; ama “kokuen” not ok!

***

“Kokuen” derken ne mi demek istedim?

Öyle bir kelime yok mu?

Bundan sonra var!

Kokusal açıdan demek istedim…

Yani, “orada pis kokular varken, keşke bu atama yapılmasaydı” da diyebilirsiniz; eleştirenler haklıdır anlamında…

“Ortada suç ve suçlu yok” da diyebilirsiniz; Başbakan haklıdır anlamında…

***

Bu nüfusa hastane yetmiyor…

Bu nüfusa okul yetmiyor…

Dün ilkokullar açıldı, bu sabah orta okul ve liseler de açılacak; yollar kilitlenecek; kısacası bu ülkedeki nüfusa yollar da yetmiyor…

Yüksek Mahkeme Başkanımız Sayın Narin Ferdi Şefik dün dile getirdi; ne yazık ki bu ülkedeki nüfusa, yargının ne binaları, ne yargıçları, ne de çalışanları yetiyor!

***

Hükümet mi?

Akdoğan’da bayrak sallıyor!

Esselamu Aleykum ve Rahmetullah!

 Kıbrıs gazetesinde Ahmet Karagözlü, bir söyleşiye imza attı.

Bu söyeşide, Arif Aktaş, “Batı Nil Virüsü” teşhisi konulan ve hayatını kaybeden kardeşi Kasım Aktaş’ın hastalıktan değil, ihmalden öldüğünü öne sürüyor.

Son derece çarpıcı iddialar var…

Kasım Aktaş, ‘yüksek ateş ve tansiyon’ şikâyetiyle devlet hastanesine götürülüyor…

İddialara göre, iki gün yatıyor… Tahlil yapılmıyor…

2 gün sonunda eve gönderiliyor…

Hastaneye yeniden dönülüyor… Bu defa, Kasım Aktaş 8 saat sedyede bekletiliyor…

Ve Arif Aktaş, kardeşi Kasım Aktaş ile ilgili olarak “Kardeşim özel hastaneye gitmeseydi sedye üzerinde ölecekti” diye de ekleme yapıyor.

Özel hastanede de öldü adam.

Kurtarılamadı…

***

Maraş’ı gezmiştik…

Bir Türkiyeli gazeteci arkadaşım sormuştu; “Neler hissediyorsun?” diye…

“Maraş’ta babamın, dedemin malı, mülkü olsaydı, şu anda kendimi tutamaz, herkesi doğrardım” demiştim…

***

İnsan, bir başka insanın, dedelerinden kalan malını – mülkünü bu kadar rahat çalmamalı…

***

Ama burada durum bambaşka…

Gazeteciler, hepimiz suçluyuz!

Eğer Arif Aktaş’ın anlattıkları doğruysa; ağabeyi Kasım Aktaş ihmalden ölmüşse; ve bunun hesabı olmayacaksa…

Ne yazayım?

Ne diyeyim?

Esselamu Aleykum ve Rahmetullah!

Olivia Munn

Olivia Munn… 39 yaşında… Amerikalı oyuncu ve model… Her gittiği yerde şıklığı ile de dikkat çeken biri. Çok güzel bir kadın.

Etiketler

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı