Tülay ve Selhun Umut

Hem mesleklerine hem de birbirlerine aşık bir çift.

15 Mart 2020 - 14:29

Bu haftaki röportajımızı yine bizler için çok değerli bir çift olan sevgili dostlarımız Umut Çifti ile gerçekleştirdik. Bu fırsatı bize vermiş olmalarından dolayı kendilerine gönülden teşekkürlerimizi sunuyorum.

Umut Çifti konuştukça size güven veren, pozitif enerjinizi yükselten, birbirine sevgili, saygılı örnek bir çift.

Umut Çifti ülkesini seven, iyi tanıyan ve ülkesinin ileriye gitmesi için çaba harcayan bir çift.

Tülay Umut; girişimciliği, yardımseverliği, sosyal projelere katkısı ve güler yüzü ile kendini tanıyanların gönlünde taht kurmuş çok başarılı bir bankacı, şefkatli bir anne ve uyumlu bir eş.

Selhun Umut ise kararlılığı, otoriter bir görüntünün ardında güçlü bir mizah yönü olan  başarılı bir gayri menkul danışmanı.

 

Tülay ve Selhun Umut Çifti’nin bizleri evlerinde sıcacık karşılamalarının ardından birbirimize halimizi hatırımızı sorup hızlı bir şekilde giriş yapıyoruz röportajımıza.

 

 Ladies first diyoruz ve “Bize kendinizi tanıtır mısınız?” sorusu ile Tülay arkadaşımıza ilk sözü vermiş oluyoruz.

“1971 İstanbul doğumluyum. Ben 3 kuşak İstanbulluyum. Ailemin üç çocuğundan ortanca olanıyım. Annem güzel sanatlar mezunu, babam ise işletme okuyarak deri sanayiinde faaliyet göstermiş başarılı bir iş insanı, uzun süreler Türkiye Deri Sanayi Sendika Başkanlığı yaptı. Ben ve kardeşlerim oldukça disiplinli bir aile yapısıyla yetiştirildik Togay Hoca’m. Mimar Sinan üniversitesinde iç mimarlık eğitimimi alıp tamamladıktan sonra Kıbrıs’a işletme ve pazarlama üzerine eğitim almaya geldim. Başarıyla eğitimimi tamamladıktan sonra 25 yıldır bankacılık yapmakta ve sektörde farklı departmanlarda çalışmaktayım. Halen özel bir bankada, kıdemli şube müdürü olarak mesleğimi sürdürmekteyim.” diye tanıtıyor kendini Tülay Hanım.

 

Sıra Selhun Abi’mize geldi ve ona da sizler için kendisini bizlere tanıtmasını istedik.

Espri ile başlıyor ve “Beni tanımıyor musunuz?” diyor Selhun Dostum. Sonrasında “İkizler burcuyum, mayıs ayında doğdum. Yıllarca mücahitlik ve ehliyet müfettişliği görevlerinde bulunmuş bir babanın ve ev hanımı bir annenin ilk çocuğuyum. Biz üç kardeşiz. Küçük yaşlardan 20 yaşına kadar atletizm yaptım ve futbol oynadım sonrasında birçok farklı sektörde çalıştım, birçok firmada pazarlama müdürlüğü yaptım. Uzun yıllardan beri gayrimenkul danışmanlığı yapmaktayım. Kıbrıs’ta ve Türkiye’de birçok şehirde emlak sektöründeki şahsi başarı ve tecrübelerimi genç meslektaşlarım ile paylaştığım seminerlere katıldım. Çok köklü 110 yıllık bir Amerikan şirketi olan Coldwell Banker Novest’in  françaisiyiz, bölge bayiliğini aldık. KKTC olarak temsil ediyoruz. Uzun yıllardan beri gayrimenkul danışmanlığı yapmaktayım ve insanları bir şeylere sahiplendirdikten sonra bunun hazzı ile  besleniyoruz.” diye anlatırken, Uluslararası satış danışmanlığı ve pazarlama ödülleri de bulunduğunu, Kıbrıs’ta ve Türkiye’de de  birçok şehirde tecrübe paylaşımlarını yaptığı seminerler düzenlediğini bildiğim Selhun Dost’umun işi ile ilgili verdiği bilgiler, yüzündeki parlaklık  işine olan aşkını  yansıtmaktaydı.

 

 

“Tülay Hanım nasıl tanıştığınızı biraz geçiştirdi. Selhun Bey, bu tanışıklığı bize siz aktarır mısınız?” diye sorunca

“Ne güzel konuşuyorduk?” diyerek bizi güldürüyor yine. Her sorumun ardından Selhun Kardeş’imimin verdiği esprili cevaplar röportajımızın çok keyifli geçeceğinin habercisi de oluyordu aslında. Sonrasında zevkle anlatmaya başlıyor hayat arkadaşı ile tanıştığı ilk yılları “Tülay Hanım’la 33 yıllık bir beraberliğimiz var. Tülay Hanım bir İstanbul Hanımefendisi. Buraya okumaya geldiği zaman bir eğlence mekânında tanıştık. Yıldırım aşkı dedikleri bu olsa gerek. Ardından eğlenceli güzel bir beraberliğimiz oldu. Çok güzel sohbetlerimiz oluyordu, bu sohbetleri yürütebilmek açısından devamlı buluşma ihtiyacı hissetmeye başlamıştık. Daha sonra da bu beraberliğimiz kopmaz bir hale geldi. İnanın Tülay Hanım’a 33 yıl önce duyduğum heyecan ne ise şu an aynı heyecanı duymaktayım.” diye anlatıyor mutlu beraberliklerini. Tülay Hanım’a dönüyorum ve “Sonrasını da sizden dinleyelim” diyorum. Tülay Hanım da “Biz Selhun’la 13 Aralık 1988’de tanıştık ve o günden beri 13 benim uğurlu rakakmım oldu. 27 Ocak 1990’da evlendik ve bu evlilikten Ülkü Sim Umut adında bir kızımız oldu. Ülkü İngiltere’de Art and Design okudu, sanat eğitimi aldı. Sonrasında da Yakın Doğu Üniversitesinde İngilizce Öğretmenliği okudu. Bir süre İngilizce öğretmenliği yaptı. Bir yaz tatilinde babası kendisine asistanlık yapmasını istedi. O gün bu gündür babasının asistanlığını ve aynı zamanda gayrı menkul danışmanlığını yürütmekte.

 

Şimdiki gençlere ve evliliklere baktığımızda ne üzücüdür ki birlikteliklerini sürdüremiyorlar. Küçücük bir sorun yüzünden bile kolayı seçip ayrıldıklarını görüyoruz. Deneyimli ve güzel bir beraberliğe imza atmayı başaran sizlerin bu konuda gençlere mesajı ne olur?

 

Umut Çifti “Gençlere tavsiyemiz mutlu bir çift olmanın altın kurallarının birbirine karşı anlayışlı olmaları, birbirlerini önemsemeleri, birbirlerine değer vermeleri, birbirlerini sevmeleri olduğunun bilincine varmalarıdır. Ne yazık ki şimdiki gençlerde yüzeysel ilişkiler var. Birbirlerinin değerini bilmiyorlar ve ilişkiyi en ufak sorunda yarıda bırakıp kaçıyorlar… Ne istediklerini ve ilişkilerini nasıl yöneteceklerini bilmiyorlar. Gelişimleri ve davranışları buluğ çağındalar gibi…sorumluluk alamıyorlar.” diye dile getiriyor gözlemlerini. Tülay Hanım “Bizim evde devamlı üçümüz arasında sohbet, şakalaşma, kahkaha, espri ve birbirimizi taklit etme var… Zaten Selhun Bey’in olduğu her yerde şakalaşma hep vardır, her zaman bir stand up show vardır, taklit vardır, etrafındakileri gülümsetir. Bu bizim çekirdek ailemizde de böyledir. Hayatımıza, ilişkimize mizah katmayı severiz. Bu da ilişkimizi canlı tutar. Birbirimize karşı anlayışlı olmamızı sağlar.” diye anlatıyor aile ilişkilerini.

 

“Biriniz çok iyi bir bankacı, özellikle cari hesaplarla uğraşmayı seven; biriniz de emlak danışmanı. Bu konuda çatışmıyor musunuz?” dememe kalmadı çatışma başladı bile.

 

Selhun Bey “Vallahi en iyi banka biziz, paranızı gayri menkule yatırın diyoruz.” diyor. Tülay Hanım da “Ben de en iyi banka biziz diyorum. Paralarınızı getirin mevduat yapalım, sepet yapalım.” diyor. Selhun Bey devreye giriyor “Banka size istediği kadar faiz verecek, faizler düşüyor, dünyanın durumu belli değil, gelin gayri menkul alın, değerlensin.” diyor ve aralarında tatlı bir aytışma başlıyor. Aile saadetini bozmamak, havayı yumuşatmak adına sorumu değiştiriyorum.

 

 

 

“Özel zevkleriniz nelerdir?” diye havayı dağıtıyorum.

Selhun Bey “Yemek yapmayı çok severim ve dünyanın en iyi aşçılarının erkekler olduğuna inanırım. Özel zevklerim arasında sinema ses sistemleri vardır. Evimde sinemadaymışım gibi en kaliteli ses sistemlerini kullanmayı seviyorum. Özel ilgi alanlarım ise insanlarla konuşmak, sohbet etmek, yeni kişilerle tanışmak. İşimi çok seviyorum. Bir de 18 yıldan beri eşim Tülay Hanım’ın gönüllü olarak yaptığı işleri takip etmeyi seviyorum ve 18 yıldır ilgi ve şefkate ihtiyacım olduğunu söyleyebilirim.” diye konuşmasının sonunda espriyi patlatıyor.

 

Tülay Hanım da gülüyor Selhun Bey’in söylediklerine ve  “Ben eve geldiğim zaman ailecek film izlemeyi çok seviyorum. Tatile gitmeyi çok seviyorum. Bir de insanlara yardım etmeyi, arkadaşlarımız, dostlarımızla bir araya gelmeyi çok seviyorum.” diyor.

 

İkiniz de gezmeyi, yurt dışına gitmeyi seviyorsunuz. En çok beğendiğiniz yerler nereleri?

Tülay Hanım “Evet, yurt dışına gitmeyi çok seviyorum. En sevdiğim yerler Amerika, Dubai ve üçüncü olarak da Hollanda. Bu ülkelerde yaşayabilirim. Kıbrıs’ta da Girne’yi çok seviyorum.” diyor. Selhun Bey ise “Ben Hollanda’yı çok beğendim. Orada milliyetçiliğin, insanların vatanını sevmesinin ne olduğunu gördüm. Vatanlarına her yönden sahip çıkıyorlar, birbirlerini seviyorlar, vatanlarını temiz tutuyorlar. Bir de Hollandad’da bir ülkeyi siyasilerin değil de halkının yönettiğini görüyorsunuz. Bu durum beni çok etkiledi.” diyor.

 

“Selhun Bey eşiniz Tülay Hanım mutfakta nasıllar?” diye soruyorum.

“Aman Allah’ım çok kötü.” diyor ve devam ediyor Selhun Bey “Tülay Hanım domatesi dörde bölüp de mevsim salatası diye servis etme başarısına sahip bir bayan.” diye eşinin mutfak başarılarını anlatırken Tülay Hanım “Böyle yapınca besin değeri ölmüyor.” diye espri ile karşılık veriyor eşinin sözlerine. Selhun Bey yine sözü alarak “Bu işin şakası.” diyor ve eşinin kolokastan tutun da molohiyaya kadar bütün Kıbrıs yemeklerini çok iyi yaptığını söylüyor. Tülay Hanım da eşi Selhun Bey’in mutfakta çok yetenekli olduğunu ve dolmasının eşi benzeri olmadığını söylüyor.

 

Tülay Hanım sizin sosyal yönünüz de çok güçlü, birçok dernekte, vakıfta yer aldığınızı, birçok başarılı projeye imza attığınızı, bu alanlarda da birçok ödüle layık görüldüğünüzü biliyoruz. Bize biraz da bu yönünüzden bahseder misiniz?

 

“Sosyal işlerde bir dönem Lefkoşa Türk Belediyesinde meclis üyeliği görevinde, sosyal işler komite başkanlığını yürüttüm. Özel Eğitime 18 yıl gönüllü olarak emek vermekteyim. Bu görevimden dolayı duyduğum huzuru bilemezsiniz. Lefkoşa Özel Eğitim Okulunda ve Algım Özel Eğitim Okulunun gönüllü sosyal komite başkanlığı görevlerini yürütmekteyim. Ayrıca Uluslararası Down Federasyonunda faal üye olarak ülkemizi temsilen yer almaktayım. Beylerbeyi Inner Wheel Kulübünün kurucu üyesiyim. Ayrıca yine Toplumsal Dönüşüm Vakfı Kurucu Üyesi görevimi de sürdürmekteyim.” diye anlatırken mesleğinde ve bu alanlardaki başarısının sebebini; disiplinli ve otoriter baba ve yardımsever bir anne tarafından yetiştirildiğinden dolayı olduğunu ve bundan dolayı kendisini çok şanslı gördüğünü sözlerine ekliyor.

 

Tülay- Selhun Umut Çifti’ne misafirperverliklerinden, insana pozitif enerji veren güzel ve kahkaha dolu sohbetlerinden dolayı teşekkürlerimizi sunar, kendilerine bundan sonraki yaşamlarında sevdikleri ve güzel aileleri ile birlikte nice sağlıklı, başarılı,  mutlu yıllar dileriz.

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı