Tolga Atakan’la A’dan Z’ye…

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Atakan, vatandaşın özelleştirmeyi öcü gibi gördüğünü ancak kamu- özel iş birliğinin daha verimli hizmet konusunda fayda sağlayacağını dile getirdi.

22 Kasım 2019 - 10:20

Elif Şen Çatal –

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan, Haberci gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Bilbay Eminoğlu, Yazı İşleri Müdürü Gizem Özgeç, Haber Müdürü Efdal Keser, Yayın Danışmanı, Köşe Yazarı Serhat İncirli, Okur Temsilcisi, Köşe Yazarı Dilek Kırıcı ve Köşe Yazarı Artun Çağa’nın çeşitli konulardaki sorularını yanıtladı.

Mali görüşmelerin devam ettiği şu günlerde kendilerine ayırılan bütçenin yetersiz olduğunu dile getiren Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan, projelerini hayata geçirme konusunda mali sıkıntılara takıldıklarını dile getirdi. Karayolları, hava yolu ve deniz ulaşımı konusunda yürüttükleri projeler konusunda açıklamalarda bulunan Tolga Atakan, kamu- özel işbirliği ile daha iyi hizmet sunmanın mümkün olacağını vurguladı. Yeni havalimanı konusunda Mayıs 2020 yılının son tarih olduğunun altını çizen Atakan, deniz ulaşımı konusunda da farklı noktalardan hizmetle turizmi besleyebileceklerini anlattı.

“Yol projeleri acil olarak başlamalı”

KKTC’deki yolların genel durumu ile ilgili soruyu yanıtlarken Bakan Atakan, ülkede ciddi bir yol ağı yenileme ihtiyacı olduğunu kaydetti.  Karayolları bünyesinde bin 625 km yolun olduğunu söyleyen Atakan, son yapılan çalışmalarda bu yolların yüzde 79’luk kısmının ya miyadını doldurduğunu ya da doldurma aşamasında olduğunu dile getirdi.  Atakan, yolların düzenlenmesiyle ilgili çalışmaların acilen başlaması gerektiğini belirterek,  bazı yolların acil müdahaleye ihtiyaç duyduğunu, bir kısım yolların altı aylık periyodda tamamlanabileceğini bir kısım yolların da bir yıl daha elverişli şekilde kullanabileceğini söyledi. Bu tespitlerden yola çıkarak üç aşamadan oluşan bir çalışma yaptıklarını anlatan Bakan Atakan ilk yılki proje ayağının geliştirilmesi için ihtiyaç duyulan paranın 149 ila 150 milyon TL civarında olduğunu ifade etti. Projelerin içerikleri hakkında da açıklamalarda bulunan Atakan, hazırladıkları projede sadece asfalt düzenleme çalışmalarının yapılmayacağını aynı zamanda alt yapı düzenlemelerinin de olduğunu açıkladı. Atakan, geçmiş yıllarda yapılan birçok yol projesinin zemin etüdünün yapılmadan hayata geçirildiğini bu nedenle de yollarda sıklıkla karşılaşılan dalgalanmaların olduğunu söyledi. Tolga Atakan her türlü trafik tedbirinin alınacağı, altyapı çalışmalarını da barındıran bu proje için ihtiyaç duyulan rakamın ortalama 150 milyon TL civarında olacağını dile getirdi.

“Koşullar yetersizliğimizi gösterdi”

“Geçen sene alışık olmadığımız kış koşulları, altyapımızın yetersiz olduğu gerçeğini de gösterdi. Bunları söylediğimde eleştirildim ama realite bu. Bugüne kadar hiç sorun yaşamadığımız yerlerde geçen seneki yağışlarda büyük sorunlar yaşadık” diyen Atakan Karpaz bölgesindeki Yeşilköy yolunun çökmesini buna örnek gösterdi.

Bakan Atakan, 1999 yılında bölgede bir çalışma yapıldığını, bu çalışma ile dere yatağının ve köprünün ortadan kaldırıldığını buna rağmen geçen 20 yılda hiç sorun yaşanmadığını ancak geçen yılki hava koşulları ile sorunun baş gösterdiğini anlattı. Atakan “Çünkü doğa engel tanımıyor… Şimdi biz 20 yıl sonra tekrar oraya köprü yaptık. Buna benzeyen ülkede 46-47 civarında sorunlu nokta tespit ettik. Bütün bunlar da acil müdahale isteyen yerler” diye konuştu. Atakan geçtiğimiz yıl içerisinde sorunlu bölgelerin tamamına müdahale edilemediğini, ilgili bakanlıklarla istişare edilerek en azından bir başlangıç yapıldığını kaydetti.

 “Seferberlik çağrıma karşılık bulamadım”

Ülkenin en önemli eksikliklerinden bir tanesinin de yollardaki altyapı sorunu olduğunun altını çizen Atakan, buradan yola çıkarak toplumsal seferberlik çağrısı yaptığını hatırlattı. Atakan ‘Bir yıllığına bile olsa bir şeylerde feragat edelim ve bu altyapı sorunlarını çözmeye başlayalım’ şeklindeki çağrısına karşılık alamadığını dile getirdi ve ülkedeki ekonomik gelir ile gider dengesinden dolayı projelerini hayata geçirme noktasında sorunlar yaşadıklarını aktardı.

İşin farklı bir boyutu daha olduğunu ifade eden Atakan kamusal olarak da yetersizliklerin altını çizdi. Karayolları Dairesi’nde 440 kadrosu, 76 çalışanın olduğu bilgisini veren Bakan Atakan, daireye son araç takviyesinin 1976 yılında yapıldığını,  dairenin kendine ait bir şantiyesinin olmadığını dile getirdi. Karayolları Dairesi’nde neredeyse işçi kadrosunda çalışan personel bulunmadığına dikkat çeken Atakan bundan dolayı ufak bir çatlağa bile müdahale edilemediğini belirtti. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Atakan, bunun neticesinde meydana gelen yarılmaların yollarda hasarlara neden olduğunu ardından da içinden çıkılmaz bir hale dönüştüğünü ifade etti.

Tüm bu sıkıntıların aşılması için planlama yaptıklarını ve böylece öncelik sırası belirlenerek bir takım toplumsal sıkıntıların önüne geçileceğini dile getiren Atakan, mali bütçenin iyi kullanılması durumunda sorunların hafifleyebileceğine inanç belirtti.

“Toplanan her kuruş Maliye’ye gider”

Vatandaşın Bakanlık tarafından toplanan paralarla ilgili yanlış bilgi sahibi olduğunu dile getiren Atakan, ödenen harçlar karşılığında hizmet alamayan vatandaşı haklı bulduğunu ancak toplanan rakamların her kuruşunun Maliye’nin kasasına gittiğini dile getirdi. Atakan, 2018 yılı seyrüsefer gelirlerinden elde edilen paranın 148 milyon TL;  sabit radar gelirlerinin de 8 milyon TL olduğunu açıkladı. Geçmiş hükümet dönemlerinde sabit radarlardan elde edilen gelirin bir fonda toplandığını ve bir takım ihtiyaçlar için harcandığını aktaran Atakan, 3-4 hükümet öncesinde bu fonun uygulamadan kaldırıldığını dile getirdi. Şu anda o bütçenin de Maliye’ye gittiğini söyleyen Atakan, Maliye Bakanlığı’nın havuzunda toplanan paranın maliye tarafından ihtiyaçlar için harcadığını dile getirdi.

“Nasreddin Hoca hikayesine döndü”

Vatandaşın sürekli şikâyet ettiği sıklıkla basına da yansıyan yollardaki aydınlatma sorunu konusundaki soru üzerine ise Tolga Atakan, “Bu konu resmen Nasreddin Hoca hikayesine döndü diyebilirim. Daha önceden belediyelerin topladığı aydınlatma bedellerinin Kıb-Tek’e yatırılmaması nedeniyle bir sorun yaşanmıştı.  O dönemde bir karar alınmış, meskun mahallerdeki aydınlatma sorumluluğu Kıb-Tek’e verilmişti. Ancak ana yollardaki aydınlatma sorumluluğu da Karayolları’nda kalmıştı. Fakat bu sorumluluk karayollarına verilirken yeterli ekipman var mı, bu sorunları çözebilecek personel var mı diye bakılmamış… Bugün Karayolları Dairesi’nin sorunlu noktalara erişebilecek bir tane asansörlü aracı var.  Ancak bu asansörü kullanıp, gerekli tamiratı yapacak teknisyen yok” şeklinde konuştu. Mevcut sorunun çözümünün Maliye’nin bu sorumluluğu Kıb-Tek’e vermesiyle aşılabileceğinin altını çizen Atakan Kıb-Tek bünyesinde çalışan ehli personelle daha verimli bir hizmet verilebileceğini dile getirdi.

“Ayrılan bütçe yetersiz”

Bakan Atakan, 2020 yılı bütçe görüşmelerinde projeler, yapım çalışmaları ve gerekli eksiklikleri karşılama noktasında ayrılan miktarın yetersiz kaldığını ifade etti. ‘Bu durumda sorunlar çözülmediğine göre ülke yönetiminde bir vurdumduymazlık mı var’ sorusu üzerine ise Atakan  “Hayır. Bir vurdumduymazlık yok. Ben her hafta belirli bir bölgeye giderek sorunları yerinde görmeye çalışıyorum. Türkiye Cumhuriyeti’ne de sunduğumuz bizim önümüzde de olan bir öncelik sıralaması var. Hangi yol ne kadar ister, kaç günde biter, keşfi nedir bütün bu bilgiler elimizde duruyor. Bunları yapabilmek için ne kadar para verilirse hepsini almaya hazırız” yanıtını verdi. Para bulma konusunda devinime ihtiyaç olduğunu ifade eden Atakan, vergi politikasının düzenlenmesi, gelir kaynaklarını artıracak bir takım çalışmaların yapılması ya da devletin çeşitli birimlerinde bulunan bazı fonların toplumsal fayda sağlayacak projelerde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. 

“Siyasi iktidarsızlık pürüzlere neden oluyor”

Ülkedeki siyasi iktidarsızlığın hizmet verme ve Türkiye ile yürütülen ilişkiler konusunda pürüzlere neden olduğunu belirten Atakan, normal bir strateji ya da plan yapılırken bile minimum iki yıla ihtiyaç olduğunu kaydetti. KKTC’de bazı şeylerin hayata geçirilmesi noktasında kamudaki hantallık yüzünden daha da uzun zamana ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Atakan,  “Problemlerin layıkıyla anlatılmadığı veya karşılıklı yapılan görüşmelerdeki öne sürülen taleplerin gerçek ihtiyacı olmadığı konusundaki eleştirilere kısmen katılıyorum. Bunu geçmiş dönemlerde de çok defa dile getirmiş biriyim. Ancak içinde bulunduğumuz ahval ve şerait noktasında Türkiye Cumhuriyeti de ekonomik yönden kemer sıkma döneminde. Bunu Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanı Berat Albayrak da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da farklı şekillerde dile getirdi. Ama yine de reel sektörün açığı kapatan bir kaynak akışı olmuştur” dedi. Bakan Atakan 2020 yılında bu rakamların nasıl olacağına dair teknik komitenin çalışmalarını sürdürdüğünü, ancak ihtiyaçların belirlenip, önceliklerin ifadesi konusunda bir takım sıkıntılar yaşandığının altını çizdi.

“Özelleştirme öcü gibi görülüyor”

Bakan Atakan, Girne Limanı’nın özelleştirilmesi ve Türkiye-KKTC arasındaki deniz seferleri konusundaki soruları da yanıtladı. Tolga Atakan, özelleştirmeye toplum olarak öcü gibi bakıldığını bu noktada da haksız sayılamayacak nedenler sıralanabileceğini dile getirdi. Atakan özelleştirme konusunda bir takım seçenekler olduğunu dile getirirken “Özelleştirme denilince al bu anahtar senin olsun demekten ziyade, kamuyu işin içinde tutacak kamuyu regüle eden denetleyen bir otorite olacak bir modeli de göz ardı etmiyoruz. Gazimağusa ve Girne Limanı’nda da yapacağımız dönüşümün temel taşı bu olacak. Kamu-özel iş birliği… Bu iki bacaklı bir çalışma.  Aynı anda mevcut Limanlar Dairemizin hem yasal mevzuat anlamında hem teknik kadro anlamında denizcilik otoritesine dönüştürüleceği bir yasa çalışması yapıyoruz.  Bütçeden hemen sonra meclise sevk edebileceğimiz bir noktaya taşıyacağız” açıklamalarında bulundu.

Diğer bir çalışmanın da her iki liman için hazırlanan teknik ve idari şartname olduğunu açıklayan Bakan Atakan, Şubat 2020 gibi söz konusu şartnameyi bitirmeyi planladıklarını kaydetti. “Bu konuyu çok önemsiyoruz. Çünkü her iki limanımızın da olması gereken standartların çok altında. Bu da ulaşım noktasında havayolunu tek seçenek olarak bırakıyor. Artan nüfus yapısı, artan öğrenci yapısı, artan ekonomik aktivite, turizm; hepsini ulaşım noktasında uçak kullanımına itiyoruz” diyen Tolga Atakan bu kez de yetersizliğin baş gösterdiğini aktardı. Bu noktada öncelikli olarak deniz ulaşımındaki alt yapı sorunlarının çözümlenmesi gerektiğini belirten Atakan “Seferlerin olmasına olanak sağlayacak alt yapının sağlanması gerekiyor. Yaptığımız araştırma neticesinde ülkemize gelen öğrenciler İç Anadolu, doğu Anadolu ve Akdeniz bölgesinden geliyor. Bu öğrencilerin en çok kullandıkları havaalanları Adana, Ankara, Hatay, Gaziantep ve civarı. Biz bu ülkelerden ülkemize sağlıklı bir deniz yolunu sağlayabilirsek, hava ulaşımına olan talebi düşürmeyi başarabiliriz” diye konuştu. 

“Altyapı eksikliğine takılıyoruz” 

Şu anda bir şirketle anlaşma içerisinde olduklarını ve fizibilite çalışmaları yapıldığını anlatan Tolga Atakan, ülkedeki bazı bölgelerde aktif hale getirilecek limanlarla seferler başlatmak için projeler geliştirdiklerini ifade etti. Atakan özellikle Gemikonağı bölgesinde yoğunlaştıklarını dile getirerek “Oradaki üniversitemizde, son 3 yıl içerisinde yaşanan öğrenci sayısındaki artış, dönemsel olarak taşımacılığı desteklese bile büyük bir kazançtır” şeklinde konuştu. İç ulaşım noktasında da limanların büyük fayda sağlayacağını dile getiren Atakan, “Şubat’ta bize teslim edilmesini beklediğimiz raporların içerisinde bunları daha net göreceğiz. Bafra bölgesine bir bakalım. Orada iki tane turizme katkı sağlayan otelimiz vardı. Şimdi iki tane daha açıldı. Yüzde yüz artış oldu. Bafra turizm bölgesinde özellikle yaz dönümünde konaklayan turistlerin bir ekonomik aktivite etkisi yarattığınızda her zaman başka ülkelerde gördüğümüz turizm ülkesi tablosunu çizebiliriz. İskele bölgesinde bir liman oluşturup, seferler düzenleyebilir miyiz şeklinde projeleri hayata sokmak için araştırmalar yapmaya başladık.” dedi. Bu konuda kendilerine gelen talepler olduğunu, bazı dış şirketlerden gelen taleplerin yanı sıra yerli armatürlerin de ‘biz bu işi yaparız’ şeklinde tekliflerde bulunduğunu açıklayan Atakan, “Ancak günün sonunda bütün şirketler alt yapı eksikliğine takılıyor. Biz de alt yapı çalışmalarına başlıyoruz.” şeklinde konuştu.

 “Tek havalimanı yeterli değil”

Geçitkale Havalimanı’nın aktif hizmet verebilme noktasına taşınmasının olmazsa olmazları arasında yer aldığını kaydeden Atakan, şu anda tek bir havalimanına bağlı olarak çalışıldığını ancak bunun da yeterli olmadığını dile getirdi. Atakan, bir sorun yaşanması halinde bir yedek hava alanının  olmadığını bunun da büyük bir problem yarattığını dile getirdi. Şu anda Geçitkale Havaalanıyla ilgili yürürlükte bir sözleşme olduğunu dile getiren Atakan, sözleşmenin gereği yapılması zorunlu bir takım maddeler olduğunu söyledi. Gerekli takvimlendirmenin yapıldığının da altını çizen Atakan, bakanlık olarak taraflardan biri olduklarını dile getirdi. “Tek taraf bizim bakanlık değildir. Gerekli gözlemleri bizler de takip ediyoruz” diye Atakan, Geçitkale Havaalanı ile ilgili yapılabilecek birçok şey olduğunu ifade etti. Gelen tekliflerin olduğunu dile getiren Atakan, “Bize gelen teklifler değerlendirilir. Oradaki sözleşme sahibinin de şartlara uyup uymadığı gözlemlenir. Eğer bu takvimde bir sapma olursa ya da bu şirketin adım atmama gibi bir durumu olursa biz de bakanlık olarak gelen teklifleri değerlendirmeye alırız” dedi. 

250 bin kişilik alana 4 milyon yolcu indi

Ercan Havalimanı’ndaki gelişmelerin sorulması üzerine ise  fiziki şartların yetersizliğine işaret eden Atakan, yeni havalimanı çalışmalarının sonuna gelindiğini kaydetti. Atakan  “2018 yılında ilk göreve geldiğimde yapılan iş planı ve proje tatbikinde 2019 yılı Kasım ayına yetişecek bilgisi aldık. Biz de 15 Kasım’da burayı açmayı planladık. Geride bıraktığımız süre içerisinde bazı gecikmeler yaşandı. Şimdi 2020 Mayıs olarak revize edildi. Fakat bu noktada tahammülümüzün son sınırına geldik. Çünkü limanlar konusunda dile getirdiğim eksikliklerden dolayı hava ulaşımına endeksli bir ulaşım politikamız var. Mevcut terminal binamız aslında 250 bin yolcuya göre tasarlandı. Ama 2018 sonu itibariyle 4 milyon 68 yolcuya hizmet vermiş bir hava meydanı var. Fiziki şartlar yetersiz. Pist, apron, taksi yolları yetersiz. Frekans artırımı yapamıyoruz, dokuz uçaklık bir park yerimiz var. Geniş gövdeli uçak opere edemiyoruz apronumuz bu uçakların dönmesine uygun değil. Özellikle pazar günleri iki saatlik periyot içerisinde 6 tane uçak inişi var. 35 dakikalık uçuşlarda gün oluyor yolcular saatlerce bagaj bekliyor. Mevcut bagaj alanı ancak buna cevaz veriyor. Bu ister istemez talebin de artmasıyla birlikte arzı sınırlıyor. Bu da bilet fiyatları da dahil birçok sıkıntı doğmasına neden oluyor” dedi.

“2020 Mayıs son tarih” 

Bu süreç içerisinde Türkiye’de 14 tane havalimanı açıldığını dile getiren Bakan Atakan bunlardan birinin de İstanbul Havalimanı olduğunu kaydetti. Bu süreçte KKTC’de bir tane havalimanının bitmemesinin sorun olduğunu ifade eden Atakan, bu noktada hükümet olarak ciddi bir kararlılık ortaya koyduklarını dile getirdi. 2020 Mayıs’ın kendileri için de son tarih olduğunu söyleyen Atakan tarihte bir sapma olması halinde yasal hakların saklı kalması koşuluyla gerekenin yapılacağını belirtti.

Ülkedeki sınır kapıları konusunda da açıklamalarda bulunan Atakan ülkede sınır kapılarının hangi bakanlığa ait olduğunun belli olmadığını ifade etti. Atakan, sınır kapılarından sorumlu bir bakanlık olmadığını kaydetti. “Gümrük var Maliye ucundan, Muhaceret var İçişleri ucundan, Polis var Başbakanlığa bağlı, meskun mahaldeyse Ulaştırma Bakanlığı devrededir, tam bir karmaşa var. Vatandaş da her sıkıştığında bana ulaşıp şikayetini dile getiriyor” diyen Atakan ileriyi düşünerek çalışma yaptıklarını anlattı.  Buradan yola çıkarak kendilerinin bir çalışma başlattıklarını dile getiren Atakan Lefkoşa’nın doğu ya da batısına uygun görülecek şekilde geniş geçişlerin olduğu bir sınır kapısı yapılmasını hedeflediklerini anlattı.

Dünya standardında ehliyet

Son zamanlarda basılan ehliyetlerle ilgili vatandaştan gelen şikayetleri değerlendiren Atakan, ehliyetlerin Ulaştırma Bakanlığı tarafından verildiğini, parasının Maliye tarafından alındığını, basım ve dağıtım noktasında bilinmezlikler olduğunu dile getirdi. Bu konuda neler yapılabileceği konusunda çalışmaları olduğunu aktaran Atakan yeni ehliyet tasarladıklarını burada da dikkat ettikleri iki nokta olduğunu ifade etti. Atakan yeni tasarlanan ehliyetlerle ilgili verdiği bilgide “Dünya standartlarını göz ününde bulundurduk. Bizim kullandığımız binek araç statüsü dünyada otobüs olarak geçiyor. Ehliyetin boyutu da normal standartlarda değil. Bunları ortadan kaldırmak için kamu özel ortaklığında bir ihale yapma kararı aldık.  Ehliyetlerde bir iki güvenlik öğesi olmasını düşündük. Daha çağdaş bir görünüm tasarladık. Şu anda çalışmalarımız bitmek üzere. Araç sınıflarımız da düzenlenecek. Dünya ile aynı standartlara getirilecek” dedi.

Tolga Atakan yeni uygulama ile mevcut ehliyetlerin ne olacağının sorulması üzerine ise bunun için de  sistem geliştireceklerini belirterek “Yenilemeler için Dairelere gitmeden başvuru sistemini geliştireceğiz. Yenilenecek ehliyet yoğunluğa göre 24 ila 48 saat içerisinde basılacak. Başka bir uygulama daha getireceğiz. Bu da talebe göre ehliyetini teslim almak isteyen vatandaş isterse kendi alacak ya da KKTC Posta Dairesi’nin posta tarifesini ödemek koşuluyla 3  iş gün içerisinde özel kurye ile teslim alacak. Hamilinde 2 yıl ve üzerindeki ehliyet sahiplerine yeni ehliyetleri ücretsiz verilecek. 2 yıl ya da altındaki ehliyet sahipleri de süresi dolduğunda kendileri ücretlerini ödeyerek değiştirecek” dedi.

Seyrüsefer yenilemede online hizmet geliyor

Seyrüsefer ve muayene konusunda da çalışmalar yapıldığını anlatan Atakan, yeni bir ihaleye çıkılarak online hizmet sürecini başlatacaklarını ifade etti. Atakan, “Seyrüsefer bilgilerinin plakaya yükleneceği yeni bir sisteme geçiyoruz. Araç Kayıt Dairesi’ne gidilmeden online hizmet verilebilmesi için çalışmalar yapıyoruz. Bütün muayene ve seyrüsefer hizmetleri kamu özel ortaklığında yeniden düzenlenecek” açıklamasında bulundu. Evrak ve daire koşuşturmalarının bu sistemle ortadan kalkacağını söyleyen Atakan, bütün bilgilerin plakalara yükleneceğini belirtti.  Araç plakası üzerinden seyrüsefer, muayene, sigorta bilgileri, sürelerinin ne kadar kaldığı ya da yapılıp yapılması konusunda verilerin öğrenilebileceği bir sistem oluşturulacağını söyleyen Atakan “Bilgiler takip edilecek. Şu anda kurulumu takip edilen KGYS sistemi var. Bunların içinde 28 tane de plaka takip sistemi var. Bunun yanında yeni kurulan kameralar ve polis araçlarının içerisindeki kameralar okuma yapacak. Yani polis aracı içerisindeki kayıt ile sizin plakanız okunarak tüm bilgilerinize erişilecek” dedi.

Etiketler

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı