Tok açın halinden anlar mı? Değil “20 bin TL maaş alan, 3 bin TL maaş alanı anlar mı?

Konu siyasileri ve bu yöndeki politikaları eleştirmek olunca birçoğumuz da çıkarlarıyla çelişecek bir hamlede bulunma korkusu var ki, sormayın gitsin…

6 Şubat 2020 - 11:04

Asgari ücret alıp asgari ücreti eleştiremeyen bağlanan basiretimiz…

Konu siyasileri ve bu yöndeki politikaları eleştirmek olunca birçoğumuz da çıkarlarıyla çelişecek bir hamlede bulunma korkusu var ki, sormayın gitsin…

Yönetimi eleştiren bir yazı yazdığımda en çok duyduğum şu:

“Yazıyı çok beğendim ama paylaşmaktan çekindim. Biliyorsun bizim kızın işe girme durumu var. Eee bizim hükümetteki falan partiye sempatimiz var eleştirirsek ayıp olur.”

Evet olur. Ama hakaret ayıp olur, küfür ayıp olur, kahve sohbetlerinde ağzına geleni söyleyip bir açılışta karşılaşınca ağzının içine girmek ayıp olur.

Arkadaşınızın veya bir yakınınızın yanlış yolda olduğunu görseniz onu uyarır mısınız?

Etme! “Bu gidiş gidiş değil” der misiniz?

Peki, bu durum uyaran kişiyi kötü bir arkadaş yapar mı?

Yapmaz elbet. Bilakis birçoğumuzun bunu aklı başında bir hamle olarak kabul edeceğine eminim.

Yoksa iyileştiren ve yapıcı eleştiri onarır, tadile eder. İleriye götürür. Tartışmak, fikir alış verişi yapmak, seninle bu konuda aynı noktada değilim demenin nesi ayıp Allah aşkına? Ha ben bazen duygu yoğunluğum ile bu sınırı aşıyor muyum bilemem. Uçarsam uyarın 🙂

Ama değişim gerek, gelişim gerek, şeffaflık gerek. Bu talep hayalî gelebilir.  Ama gailemiz, çabamız, duamız bu. Fırsat eşitliği… Bunu hangi parti, hangi siyasi ne oranda yaparsa takdir eder, ne oranda da uzaklaşırsa uygun şekilde eleştiririz.

Çalışmadığı halde astronomik oranda ödeme alan ve bu durumdan rahatsızlığını dile getiren onca müsteşar varken, dairesine gelen vatandaşın kimisine kurum bütçesinden yemek ısmarlayan kimisini kapı dışarı eden onca liyakatsiz müdür varken… Milletin seçtiği Vekil maaşının 17 bin TL’de o milletin aldığı asgari ücretin 3 bin TL’de, elektrik faturasının ise bin TL’de civarında seyrettiği bir ülkede sus pus oturmalı mıyız gerçekten?

Kırılmasın mı kimse?

Söylemeyelim mi derdimizi?

Küçük çocuğu olan bir ailenin yaptırmak zorunda olduğu bir aşı ne kadardır bilir misiniz? Yarım iş günü kaybı, sıra numarası, insan yoğunluğu, asistan doktorun ve ilgili memurun o günkü insafına kalmış muamelesi gibi gidilemeyen devlet hastanelerinden mecburi kaçış noktası olan kliniklere ve sonrasında gidilen eczanelere verilen paralardan haberiniz var mı?

Asgari ücretlinin çektiği zülüme ses çıkarmayalım mı?

Üç beş tane yönetime yakın kodamanın ödemediği vergiyi küçük esnafa bindirilmesine de mi göz yumalım?

Ya toplanan vergilerin nereye gittiği sorunsalı?

Şansı yaver gidip devlet memuru olabilenlerin içinde bulunduğu borç batağına ne demeli?

Aileniz kardeşinize sınırsız imkân tanıyıp size “sana bu kadar yeter” derse, “aramız bozulmasın belki ilerde beni işe koyar veya bir çıkarım düşer” diye ona da mı ses çıkarmazsınız?

Bugün benim doğum günüm. Klavyenin arka fonunda kendi kendime açtığım Ahmet Kaya doğum günü türküsü…

Doğum günüm için tek dileğim…

Ezilen asgari ücretlinin taleplerini daha yüksek sesle dile getirmesi, Hüküm edenlerin vicdan ve adalet terazisiyle hareket etmesidir…

Ulaşan, eleştiren, seven, kızan herkese sevgiler…

Foto altı: 4-5 Şubat 2020 tarihlerindeki sosyal medya paylaşımlarından alıntılanmışlardır.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı