“Tek yol” önerisi: Kıbrıslı Türkler için en gerçekçi çözüm, ellerindeki olanaklara sahip çıkmaktır!

Rumlar anlaşmaya yanaşmadığı sürece federasyon mu, iki devlet mi diye tartışmak boşunadır. Rumların uzlaşmazlığı bizi, “daha iyi bir yönetim” seçeneğine mahkum etmiş durumdadır.

Kendi kendimize yaptığımız çözüm tartışmalarının bir anlaşmaya ulaşma çabalarına hiçbir katkısı yoktur. Kıbrıs sorununa bir anlaşma ile çözüm bulmak isteyenler, öncelikle Kıbrıs Rum tarafını dikkate almak zorundadırlar.

Rum tarafı “umutsuz bir vaka” durumda görülüyor!

Bugünkü durumdan tam anlamı ile memnun oldukları söylenemez ama memnun olmadıkları şey, Türkiye’nin kendilerini istediklerini yapma konusunda rahat bırakmamasıdır. Bunun dışında bir tedirginlikleri yoktur. Kaldı ki, Türkiye’ye karşı aldıkları uluslararası destek, sorunlarını bu destekle aşma umudunu canlı tutmakta ve Türk tarafı ile anlaşmalarını engellemektedir.

Rum tarafı, Kıbrıslı Türklere biraz olsun haklar verecek veya Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki konumunu biraz olsun güçlendirecek bir anlaşmadan yana görünmemektedir.

TEK YOL

Bu durumda Kıbrıslı Türklerin ne yapması gerekiyor?

Bu soruya, “federasyon kuralım” veya “AB çatısı altında iki devlet olalım” veya “KKTC’yi tanıtalım” diye verilen yanıtların tümü de geçersizdir. Bütün bu seçeneklerde muhatabınız sizinle anlaşma yapmaya niyeti olmayan Kıbrıs Rum tarafıdır.

Üzgünüm ama Kıbrıslı Rumlar, en azından şimdilik, bu seçeneklere fırsat vermemek konusunda kararlıdırlar ve buna yetecek güçleri de vardır!

Bugünkü durumda bizim, elimizdeki olanakları kullanarak Kuzey Kıbrıs’taki yaşamı iyileştirmekten başka seçeneğimiz yoktur. Kuzey Kıbrıs’taki yaşam iyileştikçe, Kıbrıslı Türklerin anlaşma ihtiyacı azalacağı gibi Kıbrıslı Rumların bizimle bir anlaşmaya yanaşma olasılıkları da artmış olacaktır. Bu bağlamda Kuzey Kıbrıs’taki yaşamı iyileştirmek çözümsüzlüğe değil, tam tersine çözüm arayışlarına hizmet edecektir.

Rum tarafı ile yapılacak uzlaşmanın federasyon mu; yoksa başka bir şey mi olması gerektiğini konuşmak ise Rumlar bir anlaşma için istekli olduğu zaman anlamlı olacaktır.

MÜMKÜN MÜ?

Bazılarımız, ekonomik veya sosyal bütün sorunların, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklandığına inanmaktadır. Bunlara göre, Kıbrıs sorununun çözümünden başka bir şeyle ilgilenmek boşunadır.

Buna karşı söylenecek söz bulamıyorum!

Bu inançta olanlar, Kıbrıs Rum tarafını bizimle bir ortaklık kurmaya ikna etmek için uğraşabilirler… Rumların buna yanaşmayacaklarını keşfettikleri zaman önlerinde tek seçenek kalacaktır: Kıbrıs Rum tarafına iltihak etmek… Bu yolda kişisel olarak ilerleyebilir veya bunu toplumsal olarak yapmamız gerektiğini savunabilirler. Bence bir sakıncası yoktur.

Ama KKTC’de daha iyi bir düzen kurulabileceğine inananlarımız da az değildir. Çeşitli şekillerde hükümetlerde yer alan veya almak için çalışan siyasi partilerimizin liderleri ve mensupları sanırım bu inançtadırlar. Öyle olmasaydı daha fazla oy almak ve hükümet olmak için çalışmazlardı. Bu çabanın tek amacı, daha iyi bir aylık almak olamaz!

CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman’ın son haftalarda ısrarla üzerinde durduğu “üçlü yol haritası” belki de en güzel örnektir. Rum tarafı ile anlaşma aramaya devam etmeyi de içeriyor olsa bile Erhürman’ın üçlü yaklaşımı, “kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi” yaratmayı da öngörmektedir. Erhürman’ın diğer bir çalışma alanı olarak “proaktif dış politikayı” görmesi de Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Rum tarafı dışında geliştirmesi gereken ilişkiler olduğunu düşündüğünü göstermektedir. Demek ki, yapılabilecek çok iş vardır.

Bu sadece, “güzel bir örnek”! Kuzey Kıbrıs’ta daha iyi bir yönetim oluşturulabileceğine inanan ve bunun için alternatif çalışmalar öneren başka siyasi liderlerimiz de vardır.

Gelecek için umutlu olmak isteyenler işte bunlara baksınlar.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı