Tedbirlere odaklanmak lazım!

Kısa sürede yayılan dezenformasyon nitelikli haberler insanları çok olumsuz etkilemektedir.

24 Mart 2020 - 22:38

Küresel korona virüs salgını çıktığından bugüne tüm insanların psikolojisi az ya da çok olumsuz etkilenmiştir. Bu etkileşim farklı farklı şekillerde kendini ortaya koymuştur ki bunlardan bir tanesi de nefret söylemleridir.  Nefret söylemini besleyen en önemli araç kuşkusuz sosyal medyadır. Kısa sürede yayılan dezenformasyon nitelikli haberler insanları çok olumsuz etkilemektedir. Kuşkusuz izole olmak niyetiyle evine çekilen insanlar için en cazip aktivite sosyal medya oluştur.  Böylelikle; sosyal medya kullanımı bu virüs ile beraber inanılmaz bir şekilde artmıştır. Sosyal medya ağlarında doğruluğu teyit edilmeden paylaşılan bilgiler giderek çoğalmıştır.

Öte yandan; test neticeleri pozitif çıkan ya da karantinaya alınan insanlara karşı temelinde nefret söylemi olan rencide edici davranışlar da giderek artmaktadır. Öncelikle şunu çok iyi anlamalıyız ki; bu virüse yakalanmak bu insanların suçu ya da günahı değildir. Hepimiz bu virüse yakalanma riski ya da potansiyeli taşımaktayız. Bu yaşanan süreçte  ‘benim başıma gelmez’  diye düşünmek çok ciddi bir hatadır. Bu virüs dile, ırka, dine, zenginliğe, fakirliğe, kariyere, kısacası hiçbir şeye bakmıyor.  O yüzden bu virüsü taşıyan ya da taşıma şüphesi olan insanları ‘ayıplanmak’ ya da ‘suçlu psikolojisine’ sokmak yazıktır günahtır. Bu tarz bir toplumsal baskı insanların bu virüsten kurtulmak için yetkili mercilere başvurma konusunda tereddüt yaşamalarına sebebiyet verecektir ki bu bizim ihtiyacımız olan en son şeydir.

Öte yandan; uzmanlar ‘’…tıpkı virüs gibi duygular da enformasyonel olarak sosyal ağlarda yayılıp insanları derinden etkiliyor. Olumsuz duyguları içeren sayısız paylaşımın küresel çevrimiçi ağlardaki yayılım gücü düşünüldüğünde duygusal felaketler kaçınılmaz oluyor’’ şeklinde değerlendirmelerde bulunmaktadır. Örneğin sırasıyla Çin, İtalya ve diğer ülkelerde korkunç bir hızla yayılan salgın ve buna bağlı yaşanan ölümler sosyal medya aracılığı ile inanılmaz yüksek bir oranda paylaşılmıştır. Böylelikle, bu haberleri okuyan insanlar arasında ölüm korkusu da aynı hızla yayılmıştır. Küresel bir panik havası tüm insanlığı sarmıştır. Doğruluğu teyit edilmeyen haberler roket hızıyla yayılmaktadır.

Sosyal medyada bilgi kirliliğinin azaltılması ve felaket tellallığı içeren paylaşımlardan kaçınılması için farkındalık yaratmak önemlidir.  Bu bağlamda uzmanlar “Toplumsal olaylar, siyasi, ekonomik ve biyolojik olayların dünya genelinde yaşandığı bir dönemde nefret söylemi, doğruluğu teyit edilmeden yapılan bilgi paylaşımları, troll hesaplardan yayılan kötü niyetli enformasyonların önüne geçmek için sosyal medya okuryazarlığı becerisinin kazanılması gerekiyor’’ diyerek sorunun çözümünü ortaya koymaktadır. Netice olarak; bu salgın ile beraber sosyal medyayı daha bilinçli kullanmayı öğrenmemiz şarttır, spekülatif ve dezenformasyon içeren olumsuz paylaşımlar yapmaktan kaçınmalıyız, yapanları da uyarmalıyız. Unutmamalıyız ki; olumsuz içeriklerin hem yayılma gücü hem de insan psikolojisini negatif etkileme gücü çok fazladır. Sağduyulu ve aklıselim olarak alınacak tedbirlere ve kendimizi korumaya odaklanmamız yapılacak en doğru harekettir.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı