Tedbir almak şart

Corona veya Korona Virüsü...

Türkiye’de deprem felaketi ve korkusu…

Çin’de ve Dünya’da, yarasalardan yılanlara ve yılanlardan insanlara geçtiği söylenen öldürücü bir virüs…

Corona veya Korona Virüsü…

Yılan Virüsü diyenler de var…

Ve “aşısı” ya da “tedavisi” olmayan bir virüs…

Tüm Dünya’ya yayılabilir endişesi…

-*-*-

Dünya, bu virüse odaklandı…

Her yerde tedbirler konuşuluyor…

Bizim Dünya ile pek ilişkimiz – gelenimiz – gidenimiz olmayabilir ama Güney komşumuz ve Türkiye ile ilişkilerimiz – gidiş – gelişlerimiz bu virüsün mutlaka KKTC’ye de gelme şansı olmasını sağlıyor; bu da “tedbir kaçınılmazdır” anlamına geliyor…

-*-*-

Dünya’da şu anda en büyük tehlikenin, küresel ısınma olduğu söyleniyor…

Bilim insanları, gazeteler, gazeteciler bu konuyu tartışıyor…

Çin’de ortaya çıkan ve kısa sürede çok sayıda insanı öldürebileceğinden korkulan Yılan Virüsü ya da Korona Virüsü gibi; Dünya’nın tartıştığı bir konu da, antibiyotiklere dirençli süper virüsler!

-*-*-

Özellikle İngiltere’de bu konu üzerinde hassasiyetle duruluyor.

Peki biz?

Bizim ne yaptığımızı, bu konuların neresinde olduğumuzu bilen var mı?

Bilim insanlarına göre antibiyotiklere dirençli süper virüsler, küresel ısınma kadar tehlikeli.

-*-*-

İngiltere’de bu süper virüslerin yılda 3 bin ölüme sebebiyet verdiği söyleniyor.

Peki KKTC’de?

-*-*-

On yıllardan beri fındık fıstık niyetine antibiyotik kullanıyoruz.

Reçetesiz antibiyotik satın alabiliyoruz.

Kendi kendimize veya Google’a sorup, antibiyotik tedavisi uyguluyoruz.

İngiliz tıp uzmanları, doktorların antibiyotik tedavisine çok gerekmediği hallerde başvurmamasını öneriyor…

-*-*-

Biz ne yapıyoruz?

En basit anlatımıyla, süper virüsler, yıllar içerisinde antibiyotiğin etkisine karşı direnmeyi öğrendi.

Dünya’daki gelişmeleri çok iyi ve çok seri bir şekilde takip etmek zorundayız… Ve devlet olarak takip ettiğimiz görüntüsü söz konusu değildir.

Antibiyotik, “hellim, nor, patates, domates” gibi rahatlıkla satın alınabiliyor.

Arkadaşına antibiyotik tavsiye edenimiz çok fazla!

-*-*-

Bilim insanları, elbette daha etkili antibiyotik üretmek için çalışıyor…

Ancak aynı bilim insanları, her küçük rahatsızlık için antibiyotik kullanılmamasını öneriyor.

-*-*-

Aynı uzmanlara göre, bir çok küçük enfeksiyon, antibiyotik kullanımını gerektirmeyebiliyor…

Ve uzmanlar; önce insanları, mutlaka doktorlarına başvurmaya; sonra doktorları, bu konuları çok iyi takip etmeye davet ediyor.

Tekrarlıyorum hayati soruyu; “Biz mi?”

Biz sanki Dünya’dan uzakmışız gibi bir havadayız ve panayır açılışları yapsın diye cumhurbaşkanı seçmeye çalışıyoruz…

Belki de bana öyle geliyor olabilir.

Dürüst olmak önemli!

 

“Kıbrıs sorununu çözebilecek en iyi aday benim”…

Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olanlar arasında bunu söyleyen, yalan söyler…

Halka doğruyu söylemez.

-*-*-

Federal çözümden yana olmayı anlarım…

“Yana olmak” başka şeydir; “çözüm benimle kesindir” havasını estirmek başka!

-*-*-

Haaaa, iki devletli çözüm öneren de yalan söyler…

Üstelik, sadece halka değil, kendi kendine de…

-*-*-

Efendim “Türkiye’ye karşı dik durmak” mı?

O iş da hikaye!

Çünkü “saklanıp söylenmek” vardır; dim dik durup söylemek vardır!

-*-*-

Dolayısıyla bu seçimde “dürüst olmak” ve gerçekleri söyleyebilmek bence çok önemli olacaktır.

1974 öncesinden bir acı anı!

Geçen akşam dinledim…

Uyumadım…

Uyuyamadım…

Olay 1974 öncesinde geçiyor…

Bir Türk ve bir Rum aynı iş yerinde çalışıyor…

Türk, bir akşam, Rum arkadaşını köyüne, evine bırakıyor…

Rum, “otur bir şeyler yiyelim” diye ısrar ediyor…

Oturuyorlar.

Yemekte Rum adam, karısı, kızı ve damadı da var…

Herkes alkol alıyor…

Bir tek Rum adam içmiyor…

Türk adam, “… Biz içelim, sen bak, olmaz öyle şey, sen de iç” diye ısrarcı oluyor, Rum adam, “gözleri dolarak reddediyor”. İçmiyor. “Anlatırım neden içmediğimi” diyor. Konu kapanıyor.

-*-*-

Derken, Kıbrıs’ı bugünkü acılara getirecek darbe günleri.

Ortalık karışık.

Rum adam, Türk adama, “neden içmediğimi anlatırım” diye söz vermişti; sözünü tutuyor…

“… Gençtik, çok içtik bir akşam, askerdik, EOKA’cıydık, çok sarhoş olduk ve bir Türk çobanı vurarak öldürdüm… O günden beri içmiyorum…”

Ağlamak değildi yaşadığı; ötesiydi…

Pişmandı…

Bin pişman…

Kimseye de anlatmamıştı bu acıyı…

Çok kötü günler yaşadı Kıbrıslı…

Çok pişmanlıklar da olmuştur…

Bu anı da o kötü günlerden biriydi…

Tarihe kayıt düşülsün istedim…

Çok etkilendim…

Hem yaşadıklarımızın hem de alkolün aslında nasıl kötü olduğunu birlikte anlatsın istedim…

Alexis Ren

Alexis Ren… 23 yaşında. Amerikalı model ve internet ünlüsü… 15 yaşındayken çektirdiği siyah bikinili pozu ile bir anda ünlü olmayı başaran bir güzel kadın…

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı