Statüko sallanıyor: Halk uyandı, iktidarı geri istiyor (2)

Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimleri bu verimsiz ve artık sürdürülebilirliği kalmayan mevcut yapının tüm unsurlarıyla sorgulanması ve kafa kafaya verip yeni ve daha adil bir sistem tartışması için bir fırsat olarak görülmelidir.

Hiçbir siyasi parti ve sendikanın desteği olmadan sosyal medyadan seyrüsefer ve dolaylı vergilere tepki olarak kendi kendine örgütlenip bir ilke imza atarak eylem yapan “Yol yoksa seyrüsefer de yok” hareketi, Kıbrıs sorununun çözümsüzlük koşullarında aşılmaz sanılan “statüko” ve “statükocuların” tahtını sarstı, statükoyu yeniden sorgulamamıza neden oldu.

SAHİ NEYDİ “STATÜKO”?

Dünkü Vizyonerler Kulübü köşemizde de yazmıştık. Toplamı 8.8 milyar TL olan genel bütçenin kendi mahalli gelirlerimizin karşılığı olan 6.8 milyar TL’sinin 4.5 milyar TL’si “personel gideri” adı altında kamudaki memur, emekli, işçi tarafından paylaşılıyor. Rakamları didikleyecek olursak; 15 bin 600 memur için bütçede 2.9 milyar TL ayrılmış. 2 bin 713 işçiyle birlikte bu rakam 3.1 milyar TL’ye geliyor. 14 bin 121 de emekli var. Emekliler de aynı bütçeden ödeniyor. 9 bin 123 de muhtaç, yoksul ödemeleri ki onların tümü 271 milyon TL. 4.5 milyar TL’nin açılımı bu…(194 milyon TL ek mesai burada değil…)

İşte 2000’li yılların başından bu yana Kıbrıslı Türk halkının bugünlere kadar gelen ve en son “yol yoksa seyrüsefer de yok” adlı halk hareketinin başkaldırısına neden olan mücadelesine rağmen “sarsılmaz” statükonun şifreleri yukarıdaki tablodaki ayrıntılarda saklı.  Kökeni Latince olan “statüko” kelimesi Türk Dil Kurumu sözlüğünde, “süregelen durumun korunması, sürer durum olarak çevrilmiştir.“ Annan planı sürecinde siyasi literatürümüze dahil olan statüko kavramıyla ilgili dönemin önde gelen kanaat önderlerinden rahmetli Doğan Harman’ın yazdığı “statüko” kitabının önsözünde, Mart 2006 tarihinde sarf edilen ve bugün dahi geçerliliğini koruyan şu satırlar yazar:

“Annan Planı’nda kara büyü vardı. Çözüm için insanları ayağa kaldırdı. Türk halkı statükoya karşı isyan etti. Çözümle statüko da değişecek, dünya ile bütünleşecek ve dünyalı olacaktık. Komşu buna razı olmayınca statüko ayakta kaldı. Bize zulmedecekler diye kendilerinin de o zulmün kölesi olduğunu anlayamadılar. İktidar değişikliği olmadan çözümün de statükoyu değiştirmenin de mümkün olmadığını anladık. Halk iktidar değişikliğini sağladı. Statüko karşıtı başkaldırı hareketinin en büyük kazanımı siyasi iktidarın ele geçirilmesi oldu. Halk, statükocu güçleri sahneden indirdi ve sahneyi yeniden düzenledi. Şimdi sıra reformlarda ve çözümü gerçekleştirmekte.”

STATÜKOYLA ARTIK YÜZLEŞMELİYİZ

Ne yazık ki aradan geçen 13 yılda, “ceketini koysa kazanır” diye inanılan dinozor siyasetçileri değiştirip yerine yeni, genç siyasetçileri seçmeyi öğrenen halk Kıbrıs sorunu çözümlenmemesine rağmen reform sözü veren partilerden umduğunu bulamadı, hayal kırıklığına uğradı ve statükoyu değiştiremedi. Nitekim, “yol yoksa seyrüsefer de yok” hareketinin eylemine dair destek açıklaması yapan Cumhurbaşkanı adaylarından Tufan Erhürman’ın şu sözleri siyasetin içler acısı durumunu özetler nitelikteydi:

“Ben bu hareketi, bugüne kadarki siyaset tarzımızı, kendimize ve ekonomimize bakışımızı yeniden değerlendirmek ve bütçenin kullanımından yönetime kadar her konuyu katılımcı bir anlayışla adeta sıfırdan ele almak için bir toplumsal seferberlik çağrısı ve fırsatı olarak okuyorum.”

Halkın haklı isyan ve taleplerine istinaden siyasilerden gelen benzer özeleştiri ve çağrıların artık somutlaşması ve siyasilerin ellerini en tepeden başlayarak taşın altına koyup liderlik etmesi gereklidir. Bıçak kemiği geçmiştir. Toplum giderek derinleşen ekonomik kriz nedeniyle geçinmekte zorlanırken halkın temsilcisi konumundaki yöneticilerin dolgun maaşları ve ödedikleri vergilerin karşılığını alamamalarına ilaveten art arda gelen zam haberleri sonrasında halkın kabaran öfkesi ciddiyetle değerlendirilmelidir.

TOPLUMSAL SEFERBERLİĞE SİYASİLER ÖNCÜLÜK ETMELİ

Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimleri bu verimsiz ve artık sürdürülebilirliği kalmayan mevcut yapının tüm unsurlarıyla sorgulanması ve kafa kafaya verip yeni ve daha adil bir sistem tartışması için bir fırsat olarak görülmelidir. Meseleyi irdelemeye yarın devam edeceğiz.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı