Siz de bağışçı olabilirsiniz

Doç. Dr. Oygar, şu anda KKTC’de böbrek ve kalp nakli yapıldığını söyleyerek “Organlarınız toprak olmasın, başka bedenlerde hayat bulsun!” çağrısında bulundu

9 Aralık 2019 - 09:58

Bahar Sancar-

 Tüm dünyada büyük bir öneme sahip olan ve hayatların kurtarıldığı organ bağışı, ülkemizde de aynı önemi taşıyor. KKTC’de 230 kişi hayata yeniden tutunmak için organ bağışı listesinde sırada bekliyor. Konu ile ilgili Doç. Dr. Düriye Deren Oygar’ı HABERCİ ekibi olarak ziyaret ettik ve kendisinden hem organ bağışı hakkında hem de günümüz dünyasının büyük bir sorunu haline gelmiş olan organ mafyası oluşumu ile ilgili bilgi aldık.

KKTC’DE 4 YILDA 43 ORGAN NAKLİ GERÇEKLEŞTİ

2014 yılında İnsan Hücre Doku ve Organ Nakli Yasası’nın ve 2016 yılında da tüzüğün geçmesinin ardından organ bağışlarının ülkemizde başladığını anımsatarak sözlerine başlayan Deren Oygar, bugüne kadar toplam 43 böbrek naklinin yapıldığı bilgisini verdi. Doç. Dr. Deren Oygar organ bağışı ile ilgili şu bilgileri aktardı: “Organ bağışları canlı bağışlar ve kadavra bağışları olmak üzere ikiye ayrılıyor. Kadavra bağışlarında beyin ölümü dediğimiz beyin fonksiyonlarını kaybedip, diğer organlar fonksiyonlarını kaybedene kadar belli bir süre geçmektedir. Bu süre 4-5 güne kadar sürebilmektedir. O süre zarfında diğer organları, eğer tabi bildirilmiş organ bağışı varsa bekleyen hastalar için kullanabiliyoruz. Organ bağışları kişiler hayattayken de alınabilmektedir. Ülkemizde yasa ve tüzüğün geçtiği tarihten sonra Sağlık Bakanlığı bünyesinde 11 kişinin görev yaptığı bir Koordinasyon Kurulu kuruldu. Bu kurulun gözetiminde bağışlanan organlar alınıyor.”

SADECE BİR FORM DOLDURARAK SİZ DE BAĞIŞÇI OLABİLİRSİNİZ

“Kişi hayattayken organ bağışları nasıl yapılıyor?” sorusuna ise Deren Oygar şu yanıtı verdi: “Yasada kişi hayattayken organ bağışında bulunabilir yazmaktadır. Sağlık Bakanlığı Koordinasyon Kurulu’na kişiler başvurup bir form doldurarak organ bağışında bulunabilirler. Herkes her organı bağışlamak durumunda değildir. Bağışlanmak istenilen organlar işaretlenip form imzalandıktan sonra kişinin kimlik fotokopisi alınıyor ve bu kişiler Sağlık Bakanlığı Koordinasyon Kurulu sisteminde Organ Bağışı listesine giriyor. Şu ana kadar 330 civarı bağışçımız bulunuyor sistemde.”

ORGAN BAĞIŞINDA ÇEVRE ÜLKELERE GÖRE İYİ DURUMDAYIZ

Bulunduğumuz coğrafya, birçok ülke ve nüfus oranına göre bu sayının orta seviyede olduğunu aktaran deren Oygar, Avrupa ve gelişmiş ülkelerde bu oranın çok daha fazla olduğuna işaret etti. KKTC’nin çevre ülkelere göre iyi durumda göründüğünü de söyleyen Deren Oygar, daha iyi noktalarda olunması gerektiğini belirtti. “Mesela Portekiz ve İspanya gibi ülkelerde %90 kadavra, %10 canlı nakil oranı bulunuyor. Dediğim gibi çok kötü durumda değiliz ama daha iyi durumda olabiliriz. Düzenli aralıklarla medyanın da desteği ile kampanyalar düzenliyoruz” diyen Oygar, Organ Bağışı Haftası’nda da bir kampanya yaptıklarını anımsattı.

Oygar “Daha önce bu konu ile ilgili Doğu Akdeniz Üniversitesi’ne de birkaç kere gittik. Sivil Savunma Teşkilatı’na ve bazı özel şirketlere gittik. Onlar kendi bünyelerinde bunu yapmak istediler. Organ Bağışında kampanya yapmak önemli” bilgisini verdi.

O”KULLARDA KÜÇÜK YAŞTA EĞİTİM ÇOK ÖNEMLİ”

Yapılacak çalışmalar hakkında da bilgi veren Deren Oygar okullarda organ bağışı hakkında eğitim verilmesi konusuna dikkat çekti. Oygar, “Okullarda küçük yaşlarda çocuklara bunu anlatmayı ve çocukları bilinçlendirmeyi hedefleyen bir projemiz var. Bir de organ bağışına her halkın farklı bakış açısı var. Bizim ülkemizde organ bağışına nasıl bakıldığına dair algıyı görmek için bir anket çalışmamız olacak ve bunun doğrultusunda organ bağışını nasıl geliştirebileceğimize dair projelerimiz gündeme gelecek.” dedi.

“ORGAN BAĞIŞINDA DAHA İYİ DURUMA GELEBİLİRİZ”

Toplumumuzda genel olarak bu algının nasıl olduğu hakkındaki kişisel görüşünü sorduğumuz Deren Oygar, daha önce Türkiye’de de görev yaptığını söyleyerek 2015 yılından beri organ nakilleri gerçekleştirdiklerini ve toplumun bu konuda iyi bir seviyede olduğunu, ancak daha fazla kampanya ve daha fazla eğitim ile organ bağışında daha iyi duruma gelinebileceğini vurguladı. Oygar “Halkımızın duyarlılığı ile bunu daha da iyileştirebiliriz” diye konuştu.

“İSTEYEN HERKES BAĞIŞÇI OLABİLİR”

Organ bağışında bulunmak için sağlık kriterleri ile ilgili de bilgi veren Deren Oygar; “Kişi hayattayken organ bağışı listesine girerek bağışçı olmak istediğinde herhangi bir sağlık kriteri sorulmuyor. Çünkü kişi 20-25 yaşlarında bağışçı olduğunda bir sağlık problemi olmayabilir ama örneğin 55 yaşında iken çeşitli sağlık sorunlarına sahip olabilir. Kişinin zaman içerisinde geçirdiği hastalıklar ve sağlık durumları göz önünde bulundurularak beyin ölümü gerçekleştiği zamandaki sağlık durumu ele alınmaktadır. Kişinin geçmişinde kanser ve şeker hastalığı gibi rahatsızlıkları bulunuyorsa bu kişiler organ bağışçısı olsa bile organları alınmıyor” dedi.

Tıbbi durumun organ bağışı yapıldığı dönemde değil, beyin ölümünün gerçekleştiği güne göre değerlendirilmesinin önemine vurgu yapan Doçent Doktor Deren Oygar, “Tıbbi ekip tarafından yapılan sağlık kontrollerinin ardından bağışçının organlarının alınıp alınmayacağına karar verilmektedir. Canlı nakillerde ise kişilerin organ nakline uygun olup olmadığının kontrolü o anda yapılmaktadır.” bilgisini verdi.

“ŞU ANDA ÜLKEMİZDE BÖBREK VE KALP NAKİLLERİ YAPILIYOR.”

Ülkemizde Kalp, karaciğer, böbrek, kornea tabakası, pankreas ve bağırsakların bağışlanabileceği bilgisini de paylaşan Deren Oygar, şu anda ülkemizde böbrek ve kalp nakilleri yapıldığını ifade etti.  Hastanın bağışçı olması halinde diğer organlar için Türkiye’deki Koordinasyon Kurulu ile hemen bağlantıya geçildiğini anlatan Oygar, “Özellikle karaciğer ve kornea çok isteniyor. Bu organları özel saklama kapları içerisinde eğer bağışçı verici olmuşsa uçakla gönderiyoruz. Organların hangi bölgeye gideceğine Koordinasyon Kurulu karar veriyor. Ancak yakın mesafe olduğu için genellikle Antalya bölgesine gönderiliyor. Kurulun orayı tercih etmesi sebebi de kısa mesafe olması. Çünkü ne kadar kısa mesafe olursa ve organı ne kadar hızlı yetiştirirseniz o kadar iyi.” açıklamasında bulundu.

ORGAN MAFYASI

Dünyada giderek artan Organ mafyası oluşumu ile ilgili de önemli bilgiler aktaran Deren Oygar; “Kişilerin buzlu küvete konması gibi durumlar filmlerde oluyor. Aslında organ mafyası denilen şey öyle bir şey değil. Kişinin öldürülüp organlarının alındığı bilgisi ve konuyla ilgili suç duyurusu bilindiği kadarıyla FBI’ın dosyalarında bile bulunmuyor. Organ Mafyası denilen oluşum genellikle canlı nakillerde karşımıza çıkıyor ve ekonomik düzeyi düşük olan kişilerden, ekonomik düzeyi daha yüksek olan kişilere yapılan nakilleri kapsıyor” dedi. Bazı kişilerin akrabasından organ alamadığını veya organ bağışı listesinde uzun süre beklemek istemediğini belirten Oygar, “ Bazı ülkelerde de organ bağışı çok kısıtlanmıştır. Örneğin İsrail’de sadece birinci derece akrabası yani anne, baba ve eşi organını verebilir. Orada kardeşe bile izin verilmiyor organ bağışı için. Bazı ülkelerde böyle kısıtlamalar olduğu için insanlar başka çözümler bulmaya çalışıyor. Akrabalık bağı olmayan başka şahıslardan belli bir ücret karşılığında organlar satın alınıyor ve maddi durumu düşük olan kişi de bu duruma sıcak bakıyor.” diyerek konuya açıklık getirdi.

ORGAN TİCARETİNE KARŞI SIKI DENETİMLER YAPILIYOR

Ardından organ ticaretinin ve bu tür oluşumların hem dünyada hem de ülkemizde kesinlikle yasak olduğuna vurgu yapan Deren Oygar, “Organ bağışı gönüllülük usulüyle yapılması gereken bir şeydir. Etik Kurulu ve Koordinasyon Kurulu organ bağışı öncesinde konuyla ilgili araştırma yapmaktadır. Herhangi bir şey tespit edildiği zaman bulunla ilgili yasal süreç devreye girmektedir. Savcı ve polis ile işbirliği içerisinde özellikle akraba olmayan nakillerde arada herhangi bir ücret olup olmadığına dair böyle bir araştırma yapılması gereklidir. Organ Mafyası denilen oluşum aslında bir aracılık çetesidir. Ekonomik düzeyi düşük insanlarla daha yüksek gelir düzeyi olan insanları bir araya getirerek bu alışverişi yapmaya çalışıyor. Zaman zaman çeşitli ülkelerde oluyor bu. Örneğin 2-3 yıl önce Türkiye’de İsrail ve Ukrayna arası böyle bir şey polis tarafından tespit edildi ve tutuklamalar oldu. Dünyanın her yerinde bu yasak.” Bilgilerini aktardı.

“ÜLKEMİZDE ORGAN TİCARETİ YOK”

Kuzey Kıbrıs’ta bugüne kadar organ nakli ile ilgili anlattığı çerçevede gayrı yasal bir durumun tespit edilmediğini de vurgulayan Oygar, “Hatta savcılıkla da daha önceki yaptığımız toplantılarda özellikle organ nakli ve bağışları konusundaki hassasiyetimizi dile getirerek, tüm işlemlerin etik ve yasal çerçeve içerisinde yürütülmesine özen gösteriyoruz. Yetkili kurumlar da bu konudaki çalışmalarını titizlik içerisinde yürütmektedir. Bizim de bildiğimiz kadarıyla poliste ve savcılıkta tespit edilen böyle bir vaka bulunmuyor.” şeklinde konuştu.

“ORGANLARINIZ TOPRAK OLMASIN”

Doç. Dr. Deren Oygar röportajın sonunda şu mesajı verdi: “Öncelikle teşekkür etmek istiyoruz. Bu kadar yıldır organ bağışı programında halkın, medyanın ve üniversitelerin desteğini çok yakından hissettik ve bu bizim motivasyonumuzu çok arttırdı. Başarılı nakiller gerçekleştirdik ve bunda ilgili herkesin her ekibin payı var. O yüzden bugüne kadar katkısı olan herkese teşekkür ediyorum. Bundan sonra da bu katkıların artması için buradan çağrı yapmak istiyorum. Organlarınız toprak olmasın, başka bedenlerde hayat bulsun.”

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı