Seçim stratejileri

Seçim kampanyaları, Türkiye karşıtlığı ile işbirliği arasına sıkışmış görünüyor.

18 Şubat 2020 - 10:51

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın ekibinde olduğu bilinen araştırmacı Mine Yücel, geçen haftaki bir televizyon programında, “kimlik ve kültürünü tehdit altında gören” KKTC yurttaşlarının oranının %46 olduğunu açıkladı. Böyle bir tehdit olmadığını ileri sürenler %19; bu konuda çekimser kalanlar ise %28 oranındaymış.

Mine Yücel, Türkiye’nin ve dinin Kuzey Kıbrıs’taki etkisinin artmasından hoşnutsuz olan kitlenin de giderek büyüdüğünü, ayrıca “çözüm olmazsa yok olacağız” diyenlerinin oranının da giderek arttığını açıkladı.

Sosyal araştırmalar belli koşullarda yapılır ve sonuçları her zaman için tartışmalıdır. Buna karşın, siyasi liderler, bu araştırmaların sonuçlarını dikkate almak zorunda hisseder ve politikalarını buna göre şekillendirirler. Mine Yücel’in araştırmaları bu sonuçları verdiğine göre Cumhurbaşkanı Akıncı ve arkadaşları da bu verileri dikkate alarak politika belirliyorlar diyebiliriz.

AKINCI’NIN STRATEJİSİ

Ortada %46 veya çekimser kalanları da dikkate aldığımız zaman %46’dan daha büyük bir kitle var ki, yaşam tarzımızın Türkiye’nin tehdidi altında olduğunu düşünüyor. İnancı budur; siyasi tutumuna etki edecek olan da bu inançtır.

Bu arada, Kıbrıs sorununun çözümlenmesi ve Türkiye’nin etkisinin böylece sınırlandırılması, bu tehditten kurtulmanın yolu olarak görülmektedir.

Cumhurbaşkanı Akıncı, haklı veya haksız şekilde Türkiye ile çatışmalar yaşamış bir liderdir. Şimdi kazanmak istediği bir seçime katılmıştır ve önünde böyle veriler bulunmaktadır. Elbette bu seçmen kitlesinin hoşnutsuzluğunu oya çevirmek isteyecek ve seçim stratejisini de ona göre belirleyecektir.

Bu bağlamda, Akıncı’nın The Guardina’a verdiği demeçle başlayan yeni tartışma sürecinin Akıncı’nın işini kolaylaştırmakta olduğu açıktır. Akıncı ve ekibi kendileri için doğru olanı yapmakta ve hedefe doğru ilerlemektedirler.

TATAR’IN ÇABALARI

Seçmenlerin önemli bir kısmı, Türkiye’nin etkisinin artmasını yaşam tarzına yönelik ciddi bir tehdit olarak algılamakta olsa bile KKTC’deki hiçbir sorunu Türkiye’nin katkısı olmadan çözmek mümkün değildir. Seçimin en güçlü adaylarından biri olan UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ersin Tatar, Türkiye ile yakın işbirliğinin kendine seçimi kazandıracağı düşüncesini siyasi bir stratejiye dönüştürmüş durumdadır. Kapalı Maraş açılımı toplantısı ve KKTC’ye 500 yataklı yeni bir hastane yapılacağının müjdelenmesi bu stratejinin bir parçasıdır.

Tatar ve arkadaşları, seçmene “Türkiye ile birlikte olursak kazanırız” mesajını vermekte ve bunun adresi olarak Ersin Tatar’ı işaret etmektedirler.

Bu strateji, Tatar’ın bu güne kadarki siyasi duruşuna uygundur ama Türkiye karşıtlığını körüklemekte olduğunu görmezlikten gelmemek de gerekmektedir.

ARIKLI’NIN DURUŞU

Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanı Erhan Arıklı’nın ‘ezber bozan’ bir duruşu vardır. Kapalı Maraş toplantısına son dakikada olsa bile davet edildiği halde katılmadı ve toplantıyı ciddi şekilde eleştirdi. Arıklı, UBP-HP Hükümeti ile birlikte Türkiye hükümetini de eleştirmekten kaçınmıyor. Bu tutumunu, Meclis kürsünden yaptığı konuşmalara yansıtıyor.

Arıklı, Mine Yücel’in araştırmalarının sonuçlarından doğrudan bilgi sahibi olmasa bile, benzer kanaatlere ulaşmış olmalıdır ki ‘Türkiye hükümetinin her dediğini yapan’ konumunda olmak istemiyor. Özellikle Türkiye kökenli yurttaşların toplaştığı bir parti olduğu açık olan YDP liderinin bile kendini Türkiye ile özdeşleştirmemeye dikkat etmesi, Yücel’in sayılarla ortaya koyduğu durumun gerçekliğini ve etkisini göstermektedir.

Arıklı’nın duruşu, daha dikkatle izlenmeyi hak etmektedir.

ERHÜRMAN VE ÖZERSAY

Siyasi hayatımızın iki akademisyen lideri olarak CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman ile Başbakan Yardımcısı Özersay, Türkiye ile işbirliğinin gerekliliğine inanan ama Türkiye ile ilişkilere yeni bir şekil vermeye çalışan liderler olarak ortaya çıktılar. Çoğu zaman ‘iki arada bir derede’ kalıyorlar. Bir tarafta işbirliğinin zorunluluğu; diğer tarafta seçmenlerin ‘kimlik tehdidi algısı’ var…

Bize en gerekli olan siyasi duruş bu olsa da Erhürman ve Özersay’in işi oldukça zor görünüyor. Giderek tepkiselliğin hakim olduğu ortamda akıl yoluyla üretilen tezleri ileri götürmek ve seçmenlerin bu tezlere bakarak oy kullanmasını sağlamak hiç de kolay olmayacak.

Z0RLU SÜREÇ

Kıbrıs sorunu veya Cumhurbaşkanı’nın KKTC’nin sorunları konusunda ne gibi görevler üstlenebileceği şimdiden ikinci planda kalmıştır. Adaylar ve danışmanları, bu kampanya süresini Türkiye ile ilişkiler ekseninde götürmeye mecbur görünüyorlar.

Kapalı Maraş’ta düzenlenen toplantı ne hale geldi, baksanıza! Kapalı Maraş’ın ne olursa ve nasıl olursa olsun açılmasını isteyenler, açılmasın diye eylem yapmaya başladılar. Hala daha açılmasından yana olanlar toplantıya bile katılmadılar. Kapalı Maraş açılımı ile ilgili toplantı, Türkiye ile ilişkiler nasıl olmalı tartışmasına dönüştü.

Türkiye karşıtlığını oya dönüştürmeye çalışanların işi de kolay olmayacak ama… Türkiye ile iyi ilişkiler kuramamaları halinde ne yapabileceklerini anlatmakta zorlanacaklar sanıyorum.

Zorlu ve ilginç bir süreç yaşanacak!

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı