Dünya ticaretinin kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki askeri hareketlilik, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde ele alındı. Bölgedeki gerilim, uluslararası diplomasi trafiğini de hızlandırdı.
İRAN’DAN “NORMAL TRAFİK” VE GÜVENLİK MESAJI
İran Daimi Temsilcisi Emir Said, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliği ve normal deniz trafiğine ilişkin açıklamalarda bulundu:
“Açıkça vurgulamama izin verin: Savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesi ve yasadışı blokajın kaldırılması şartıyla, İran normal deniz trafiğini yeniden başlatmaya ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisini sağlamaya tam olarak hazırdır. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail rejiminin yürüttüğü yasadışı saldırı savaşı, Basra Körfezi ve çevresindeki mevcut durumun tek ve doğrudan nedenidir. Güvenlik Konseyi, saldırganlar tarafından istismar edilmemeli veya yasadışı eylemleri meşrulaştırmak için bir araç olarak kullanılmamalıdır. Üye devletler, uluslararası hukuku saldırganlığı veya yasadışı güç kullanımını haklı çıkaracak şekilde çarpıtma girişimlerine karşı teyakkuzda kalmalıdır.”

“GÜVENLİK KONSEYİ SİYASİ ARAÇ HALİNE GELMEMELİ”
İranlı temsilci, Güvenlik Konseyi’nin bazı ülkeler tarafından siyasi amaçlarla kullanıldığını savundu:
“Basra Körfezi’nden binlerce kilometre uzakta bulunan ve istikrarsızlaştırıcı bir şekilde hareket eden bir üye devletin, siyasi gündemini ilerletmek için Güvenlik Konseyi’ni kullanmasına neden izin veriliyor? Neden Hürmüz Boğazı’nın kıyı devleti olan İran, güvenliğini savunma hakkından mahrum bırakılıyor ve bunun yerine Şart’ın 7. bölümü kapsamında yaptırımlarla tehdit ediliyor? Güvenlik Konseyi üyeleri bu temel soruya net ve ilkeli bir yanıt vermelidir; çünkü bugün hedef İran’dır, yarın bir başka devlet olacaktır.”
“ASKERİ DÜĞÜM DİPLOMASİ MASASINDA”
İran’ın açıklamalarının ardından, Hürmüz Boğazı’ndaki askeri gerilimin diplomasi yoluyla çözülmesinin zorlaştığı yönünde değerlendirmeler yapıldı. Bölgede yaşanan gelişmelerin uluslararası güvenlik tartışmalarını daha da derinleştirdiği ifade ediliyor.
