Robinson Cruose  ve Friday 

Kölelik her ne kadar kaldırılmış ve uluslararası sistemler içinde yasaklanmış olsa da, Bugün hala farklı kisveler altında milyonlarca kişiyi etkiliyor!

Yüzbinlerce insan sokaklarda,

Milyonlarca insan da yüreklerinde, şu sloganları atıyor son günlerde:

“Siyahilerin Hayatı Önemlidir”,

“Ne ABD ne de İngiltere masum değil”,

“Adalet yoksa barış da yok”,

“Trump ve Boris ırkçı” …

Kölelik her ne kadar kaldırılmış ve uluslararası sistemler içinde yasaklanmış olsa da,

Bugün hala farklı kisveler altında milyonlarca kişiyi etkiliyor!

Şöyle ki,

İngiltere’de Bristol kentinde binlerce kişi,

ABD’de geçtiğimiz günlerde George FLOYD’un,

Polis tarafından öldürülmesini protesto etmek amacıyla sokaklara indi.

Irkçılık karşıtı protestolar sırasında,

  1. yüzyıl köle taciri Edward COLSTON’a ait heykel,

Boynuna ipler bağlanarak kaidesinden indirildi,

Ve limandan denize atıldı…

Kölecilik İngiltere’de 1102 yılından itibaren yasa dışıydı ama;

İmparatorluğun topraklarında kölelerin çalıştırılmasına engel olacak bir kanun da yoktu!

Hristiyan kiliseleri de önce köleciliğe göz yummuştu…

Yakın geçmişte eski Başbakan Tony Blair,

Büyük Britanya İmparatorluğunun kuruluşunda,

Köleciliğin oynadığı rolden büyük üzüntü duyduğunu söyleyerek,

Kamuoyu önünde özür dilemişti!

Gerçek şu ki,

Büyük Britanya, köleliğin kaldırılması sonrası,

Köle olarak esir edilmiş kişilere değil de,

Köle sahiplerine milyonlarca pound tazminat ödemiş bir ülkedir!

Bristol, Londra, Liverpool gibi kentler,

18. yüzyıldaki zenginleşmelerini köleciliğe borçludur…

Birleşmiş Milletler kültür örgütü UNESCO,

23 Ağustos’u Köle Ticareti ve Köleliğin Kaldırılmasını Anma Günü olarak belirlemiştir.

Bu tarih, 1791 yılında günümüzde Haiti olan San Domingo‘da düzenlenen isyanı anmak üzere belirlendi.

Bu isyan kölelerin kendilerini sömürenlere karşı ilk zaferi olarak kabul ediliyor.

 

Bu olaylar üzerine, Engels’in Robinson Crusoe ile ilgili önemli bir sorusunu hatırladım:

Engels:

“Neden aynı adada sadece iki kişilerken, Robinson Crusoe, Cuma’nın efendisi olabiliyor?

Burada “efendiyi” belirleyen nedir?” diye sormuştu!

Bilindiği üzere Robinson Crusoe,

Batı toplumunun kültürünü temsil eden

Ve bu kültüre uygun her türlü insanlık vasıflarına sahip, çok yönlü bir kişidir.

Medeni hasletlere sahip, çeşitli aletler ve araçlar yapan ve kullanan, becerikli biri…

 

“Cuma” (Friday) ise başlangıçta bilgisizliğe ve korkuya dayalı bir önyargıya sahiptir.

Fakat aradan 4 yıl geçtikten sonra,

Yani Cuma silah kullanmayı, alet yapmayı öğrenince,

Neden halâ “efendi-köle” ilişkisini sürdürmüştür?!

Gerçekten de nedir “Efendi” olmayı belirleyen ve temellendiren?

Neden eyleme geçmiyor Cuma?

 

Çünkü, itaat her zaman için bir bağımlılık halini alır.

Bilmem anlatabildim mi?

 

Diğer Haberler

Başa dön tuşu