Ratip: “Cengiz’i hiç aramadılar”

Hayriye Ratip… Şimdi 93 yaşında… Kayıp şehit milletvekili Cengiz Ratip’in onu hiç unutmayan eşi… Onun acıları yanında bir de isyanı var

2 Haziran 2020 - 08:00

93’LÜK ÇINARIN İSYANI… Cengiz Ratip… 1931 Karaağaç doğumlu… 1961’de Türk Cemaat Meclisi üyesiydi… 1964’te, Erenköy’deki mücahitlerin, esir düşen komutanlarını kurtarmak amacıyla rehin aldıkları iki otobüs sivil Kıbrıslı Rum’un serbest bırakılmasına aracılık etmiş ve ancak iki gün sonra Rumların Türk evlerini yıktığı haberi üzerine gittiği Poli çarşısında, öğretmen Turgut Sıtkı’yla birlikte vurularak katledilmişti… Ratİp ile Turgut’un cenazeleri o günden beri kayıp.Ve Cengiz Ratip’in eşi… Hayriye Ratip… Şu anda 93 yaşında… Onun evlatları, torunları ve koca geçmişi yanında bir de isyanı var. 

ANMAK 45 YIL SONRA AKILLARINA GELDİ… “Bu devlete çok kırgınım… Hiç kimse bizi aramadı, sormadı. Ne arkadaşları ne bakanlar ne de meslektaşları bu olayın peşine düşmediler… Ne bir başsağlığına, ne de ‘Bir ihtiyacınız var mı?’ diye sormaya geldiler. Cengiz Ratip, başkaları için savaştı, bu ülke için canını verdi, bir sürü insana yardım etti ama yanında olanların hiçbiri sonradan yanında olmadı.  45 sene sonra anma töreni yaptılar.  Kimseye ihtiyaç duymadık ama manevi olarak çok yalnız bırakıldık.  Cengiz’i hiç aramadılar. Arasalar bulacaklardı. Ben hep kabahati bizim devlette buluyorum.”

GİZEM ÖZGEÇ – HABERCİ MANŞET

Cengiz Ratip… 1931 Karaağaç doğumlu… 1961’de Türk Cemaat Meclisi üyesiydi… 1964’te, Erenköy’deki mücahitlerin, esir düşen komutanlarını kurtarmak amacıyla rehin aldıkları iki otobüs sivil Kıbrıslı Rum’un serbest bırakılmasına aracılık etmiş ve ancak iki gün sonra Rumların Türk evlerini yıktığı haberi üzerine gittiği Poli çarşısında, öğretmen Turgut Sıtkı’yla birlikte vurularak katledilmişti….Ratip ile Turgut’un cenazeleri o günden beri kayıp.

Ve Cengiz Ratip’in eşi… Hayriye Ratip… Temmuz 1927 Poli doğumlu…10 kardeşten biri… Üç erkek bir kız annesi…7 torunu var… Şu anda 93 yaşında… Poli’de de burada da yılın annesi seçildi.

Onun evlatları, torunları ve koca geçmişi yanında bir de isyanı var… İnanılmaz hafızasıyla bize yaşadıklarını dün gibi anlatırken, vatanı için varını yoğunu ortaya koyan eşinin gereken değeri görmediğinden, unutulduğundan yakınıyor…

“TEŞKİLAT İŞİNE GİRİNCE MAHVOLDUK, ALTI AYLIK HAMİLEYDİM”

HABERCİ: Hayriye teyze… Öncelikle anlat bakalım bize, Cengiz Ratip’le nasıl tanıştın, ne zaman evlendin? Çok mu sevdin onu? Nasıl biriydi Cengiz Bey?

RATİP:  Biz Cengiz’le görücü usulü ile evlendik. 28 yaşındaydım. Çok kardeşim vardı sıra bana ancak o zaman geldi. Cengiz Bey çok iyi adamdı. Çok sevdim. Kime sorsanız onun iyi biri olduğunu söylerdi. Çok güzel bir eş ve babaydı. Çocuklarını da çok severdi. Herkesi çok severdi. 8 yıl evli kaldık sonra onu kaybettik.  Onu kaybettiğimde 6 aylık da hamileydim. Hiçbir günden bir güne bana “Be bile demedi. Kadınlara da çok değer verirdi. Çok cömert biriydi. Hiçbir maaş almadı sonra da teşkilata girdi. Kendi maaşını da halka yedirdi. Çok iyi bir insandı. Biz evlendiğimizde milletvekili değildi. Sonradan milletvekili oldu. 1955’te evlendik. Benim hayatım bir roman gibidir… Çok güzel evlerde yaşadık şato gibi. Bahçemiz hep güllük gülistanlıktı. Deniz karşısındaydı.  Cengiz teşkilat işine girince mahvolduk…”

“ÇOCUKLARIN FOTOĞRAFLARINI ALDI…”

HABERCİ: Neler değişti hayatınızda teşkilatla birlikte? Neler yaşadınız? Kaybolduğu günü hatırlıyor musunuz hala?

RATİP: birbirimizi göremez olduk. Tam manasıyla bütün görevlerini yerini getirmek isterdi. O yoğunluğunun içinde bize vakit ayırırdı. Ondan sonra kızıştı işler. “Gel seni Karaağaç’a götüreyim çocuklarla beraber dedi. 3 tane erkek çocuğum var. Biri 8 diğeri 7 diğeri üç yaşındaydı o zaman.  Emine’ye de hamileydim. Gittik köye ve dönemedik. O zaman Poli’de Rumlar daha çoktu. Sonra Limasol çarpışması çıktı. “Biz kaçıyoruz sen askeri bir yere topla mücahitlerin hepsi bir yerde beklesin” dediler. O da Poli’de çok güzel yeni yapılan bir okul vardı, hepsini okula topladı. Silahlarımız da camide korunurdu. Dokunulmazlığı vardı diye silahları taşıdı yerleştirdi. Sonra geldi, yemek yedi çocukların resimlerini aldı, çocukları uyutma dedi. Sonra yattı ama pardösüsünü bile çıkarmadı. O gece çok tedirgindi. Hastaydı da… “Yarın gitme işe” dedim. “Hanım bu zaman hastalık kaldırmaz” dedi. Sabah kalktı çıktı. Erkekler önde kimisinin oğlu kardeşi kocası evlerine gidip eşyaları almaya gitti. Rumlar pusu kurdulardı Cengiz’e. Giden adamların hiçbiri geri gelmedi.  Herkes bir şey anlatıyor bu konuyla ilgili…”

“ÜZÜNTÜDEN DAMARLARIM PATLADI, ÇOCUKLARIMI GÖREMEDİM”

HABERCİ: Ne acı ama…

RATİP: İlk duyduğumda üç dört gün bekledim. Öldüğüne emin olamadım. Sonra köy muhtarıyla öğretmen geldi hatırımızı sormaya.  Ben artık Cengiz’in öldüğünü anlamıştım. Öksürük gibi bir şey geldi bana o an, bir sıcaklık geldi hissettim o an. Çıktım dışarı, başladım ağlamaya.  İki kat kaldım. Eşimi kaybettiğimde 35 yaşındaydım. Kayınvalidem ve pederim çok yaşlıydılar. Onlar çocuklara başkasının bakmasını istediler. Öylece bir başımıza kalmıştı. Sonra BM gelmiş Poli’ye, “Hayriye hanımı da götürelim “demişler. Aldılar beni götürdüler. Sabahlığımla, terliklerimle. Üzüntüden damarım patlamış. Doğru hastaneye götürdüler. 6 aylık da hamileydim. Aldılar beni ambulansa götürdüler kasabaya.  Verem zannettiler. 6 Mart’ta Türkler habersiz isyan başlattılar. Yaralı Rumlar getirildi hastaneye. Biri yanıma geldi başından kan akardı, Rumca “Muhammediniz adı için bana doktor getirin yoksa çocuklarım öksüz kalacak “dedi. Ben de kalktım yataktan gittim dikildim karşın, “Siz bizim çocuklarımızı öksüz bıraktınız sizinkini de bıraksın” dedim. Sonra Fikret Bey diye bir doktor vardı. Kızılay hastanesi de yeni açılmıştı… “Oraya yollayacağız seni” dedi. “Orada doğum yapacaksın ama çocuğu hiç göstermeyecekler sana,  sen iyi olana kadar.” Film çektiler kanımı aldılar. Damarlarım patlamış. 5 hastayla aynı odaya koydular. 1 ay hastanede kaldım. Gizlerdim hastaneden çıkmak için. Yollar yine kapalıydı. Çocuklarımı 2 aya yakın görmedim. Kocam nerede bilmezdim, çocuklarımdan da ayrı kaldım. Çocuklarımla yerlerde yattık aylarca. Poli’de 11 ev yandı, biri de bizimki, çok zor zamanlardı.

“AİLEM BANA ÇOK SAHİP ÇIKTI”

HABERCİ: Onca acının içinde bir de evlatlarından ayrı kaldın…

RATİP: Yollar kapalı olduğu için çocuklarıma kavuşmam da zaman aldı.  Sonra çocuklarımı getirdiler tanımadı küçükler beni… Büyüğü de bana “anne bir daha kaçma” dedi. Şimdi ne anlatsak boş. İnsan yaşadığıyla kalıyor. Şanslıydım ki bana sahip çıkan bir ailem vardı.  Abilerim bana çok sahip çıktı. Sahip çıktılar bana. Benim iki tane abim vardı. Yengem bana annelik yaptı. Hep benimle kaldılar baktılar, bana ve çocuklarıma.”

“ÇOK RUM ARKADAŞIM VARDI AMA AFFEDEMEM…”

HABERCİ: İşler karışmadan önce Kıbrıslı Rumlarla aranız nasıldı? Şimdi nasıl?

RATİP: Ben terziydim bekârlığımda. Rum ve Türk öğrencim vardı. Komşuluk yapardık. Savaştan önce Rum arkadaşlarım vardı, bekârlığımda hep birlikteydik. Okulumuzda eğlence olduğunda onlarınkine biz bizimkine onlar gelirdi. Düğünleri bile beraber yapardık. Şimdi Rum arkadaşım yok. İstemem de kendilerini. Affetmiyorum…”

“FOTOĞRAFIYLA KONUŞUYORUM, ONUNLA İFTİHAR EDİYORUM”

HABERCİ: Özlüyor musun Cengiz Ratip’i?

RATİP: 56 yıl oldu. Yüzü karşımdadır.  Fotoğraflara bakarım,  konuşurum kendisiyle. Onun karısı olmakla iftihar ediyorum. O öyle bir adamdı ki, hastaneye giderdi fakir bir aile varsa çıkana kadar çocuklarına yardım ederdi. Bayram arifesinde kendi parasıyla teşkilata yardım yaptı. Bütün parasını mücahitlere verdi. Ah zavallı Cengiz’im… Keşke bu savaş yaşanmasaydı. Bir sürü insan öldü kayboldu….Öyle anlatıyorum fotoğrafına bakarak… Poli’ye mezarlık yaptılar Cengiz için ama içi boş bir mezar.  Kuzey’de bir mezarı olsun, mezarının başında dua etmek isterdim. Cengiz Bey’i o son gecedeki haliyle hatırlıyorum. Ne olursa olsun gideyim Rum tarafına çocuklara oyuncak alacayım dedi, . Sevindireyim dedi. Ama oyuncakları da alamadı geri de gelemedi.

“ÇOK KIRGINIM… CENGİZİ HİÇ ARAMADILAR, BİZİ HİÇ SORMADILAR”

HABERCİ: Şimdi 93 yaşında bunları anlatırken nasıl hissediyorsunuz?

RATİP: Çok kırgınım… Öldüğünde gizlediler. Hiç kimse aramadı sormadı. Çok kırgınım. Ne arkadaşları ne bakanlar ne de meslektaşları düşmediler peşine,  kapattılar yolları ailesi duymasın diye… Hiç aramadılar sormadılar. Ne bir başsağlığına, ne de bir ihtiyacın var mı diye geldiler. Cengiz Ratip, başkaları için savaştı, bu ülke için canını verdi,  bir sürü insana yardım etti ama o arkadaşları yanında olanların hiçbiri sonradan yanında olmadı.  Bir anma bile anmadılar Cengiz’i… 45 sene sonra anma töreni yaptılar.  Çocuklarıma hep engel oldular. Başkalarına torpil yaptılar, benim şehit çocuklarımın haklarını yediler. Bütün çocuklarım zekiydi,  hepsi okudu. Kimseye ihtiyaç duymadık ama manevi olarak çok yalnız bırakıldık.  Cengiz’i hiç aramadılar. Arasalar bulacaklardı. Ben hep kabahati bizim devletten buluyorum. Cengiz Bey’i o gecedeki haliyle hatırlıyorum. Ne olursa olsun gideyim Rum tarafına çocuklara oyuncak alayım derdi, ama oyuncakları da alamadı geri de gelemedi. Bize kalan bu…

CENGİZ RATİP KİMDİR?

Katledilen ve hala bir mezarı bulunmayan Cengiz Ratip, 1931’de Baf kazasına bağlı Karaağaç köyünde doğdu. Lefkoşa İslam Lisesi mezunu olup, Limni Maden Şirketi’nde ambar emini olarak çalıştı.

10 Eylül 1961 tarihinde Türk Cemaat Meclisinde milletvekili olarak göreve başladı. 14 Şubat 1964’te kendisine kurulan bir pusu sonucunda Poli’de şehit edildi. Nereye gömüldüğü hala bulunamadı.

Türk Cemaat Meclisi’nin tek şehit Üyesi Cengiz Ratip’in adı 14 Şubat 2009 tarihinde Cumhuriyet Meclisi Kütüphanesine verildi.  Ratip, evli ve 4 çocuk babasıydı.

Fotoğraflar: Melikşah FAKIOĞLU

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı