Parlamento mu, başkanlık mı?

Hükümetlerin ömrünün iki yılı bulmadığı, siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü sistemin kilitlendiği KKTC’de gözler yönetim biçimine çevrildi.

Özlem Çimendal –

Hükümetlerin ömrünün iki yılı bulmadığı, siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü, zaman zaman sistemin kilitlendiği KKTC’de, deneyimli siyaset bilimci, uluslararası ilişkiler uzmanı ve kamu yönetimi uzmanları ülke siyaset yaşamının temel sorunlarını, parlamenter sistem ile başkanlık sisteminin KKTC’yle olan doku uyumunu Haberci okurları için değerlendirerek, ciddi açıklamalarda bulundu.

SÖZEN: TEK BAŞINA İSTİKRAR GETİRMEZ

DAÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı, Siyaset Bilimci Prof. Dr. Ahmet Sözen, hiçbir siyasal sistemin uygulandığı ülkeye tek başına istikrar getiremeyeceğini söyledi.

   Başkanlık sistemini demokratik temeller kapsamından çıkarmadan uygulayabilmek için gerekli enstrümanların olması gerektiğinin altını çizen Sözen, bunun olmadığı bir sistemde hayat bulan başkanlık sisteminin otoriter bir yapıya dönüşeceğine işaret etti.

“GÜCÜ TEK ELDE BULUNDURMA…”

Parlamenter sistem ile başkanlık sistemini KKTC temelinde değerlendiren Sözen, dünyanın birçok yerinde başkanlık sisteminin varlığına dikkat çekerek, bunların içinde en iyi uygulanan yerin ise Amerika Birleşik Devletleri olduğunu ifade etti.

Sözen, “Buradaki başkanlık sistemi şahsına münhasırdır. Çünkü çok ciddi bir kuvvetler ayrılığı, kurumlar arasında denetim sistemi var” dedi.

Ahmet Sözen, ABD’de var olan başkanlık sisteminin, kurumlardaki liyakat, hukukun üstünlüğü, insan haklarına gösterilen saygı başta olmak üzere birçok enstrümanın varlığı ile “gücü tek başına elinde bulundurma” yetisini başkana vermediğine dikkat çekerek, ülke adına atılacak adımlarda, atamalarda ve daha birçok konuda başkanın tamamen bağımsız hareket etmesinin kurumlar arası onayların alınması zorunluluğu ile mümkün olmadığını kaydetti.

“TEMELLER SAĞLAM OLMAZSA OTORİTER SİSTEME DÖNER”

Başkanlık sisteminin Latin Amerika ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkede uygulandığını söyleyen Sözen, “Çok otoriter ve diktatörlüğe varacak şekilde uygulanıyor” dedi. Ahmet Sözen, demokrasi temellerinden sapmadan başkanlık sistemi ile yönetilen ülkelerin sayısının çok az olduğunun altını çizdi.

Sözen, Avrupa Birliği ülkelerinin içerisinde başkanlık sistemi ile yönetilen tek ülkenin Güney Kıbrıs olduğunu ifade ederek, diğer ülkelerin hiçbirinde tam başkanlık sisteminin olmadığını kaydetti. Sözen, AB’de Güney Kıbrıs hariç tüm ülkelerin parlamenter sistem ile yönetildiğini ifade etti.

“DEMOKRASİ İLE AYNI ÇATI ALTINDA OLMAZ”

Parlamenter ve başkanlık sisteminin dünyadaki pratiğine bakıldığında parlamenter sistemin daha demokratik şekilde hayat bulurken, ABD hariç özellikle Latin Amerika ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkede başkanlık sisteminin otoriter bir anlayış ile hayat bulduğuna işaret etti.

Sözen, “Siz sistemi doğru kuramazsanız, yani kuvvetler ayrılığının temelini oluşturan kurumların kendi içlerinde birbirilerini denetleme sistemini getiremezseniz, siyasi kültürünüz de buna uygu değilse, başkanlık sistemi ile demokrasinin aynı çatı altında hayat bulması zorlaşır” dedi.

“BAŞKANLIK SUİSTİMALE KAPI ARALAR”

Sözen, KKTC’nin başkanlık sistemi ile doku uyumuna bakıldığında ise Güney Kıbrıs’taki sistemin benzeri uygulanırsa belki bir yere kadar istikrar sağlayabileceğini ancak, hiçbir sistemin tek başına yeterli olamayacağını ifade etti.

Sözen sözlerini söyle sürdürdü:

“Başkanlık sisteminin sizin ülkenize uygun olup olmadığı, ülkenizdeki siyasi kültürünüzle, atama ve yerleştirmelerin patronaj sistemi ile mi, yoksa liyakat sistemi ile mi hayat bulduğuyla, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına verdiğiniz önem ile doğru orantılı olarak değerlendirilmelidir. Bizim siyasi kültürümüzde patronaj sistemi var. Partilerin kendi yandaşlarına devletin kaynaklarını dağıttığı bir görüntü var. Böyle bir ortamda başkanlık sistemini getirerek bütün yetkiyi başkana verdiğiniz zaman, tüm suiistimallere de kapı aralamış olursunuz.”

EVRE: KKTC’DE YARI BAŞKANLIK SİSTEMİ VAR

LAÜ Kamu Yönetimi Bölümü Başkanı ve Siyaset Bilimci Doç. Dr. Bülent Evre, KKTC’de ilk bakışta parlamenter sistem var gibi görünse de siyaset bilimi açısından, aslında parlamenter yönü ağır basan bir yarı-başkanlık sistemi olduğunu vurguladı.

Evre, ülkenin hükümet modeliyle ilgili esas sorununun, etkin bir hükümet modelinin olmaması ve son derece istikrarsız bir hükümet yapısının bütün siyasal sistemi paralize etmesi olduğunu ifade etti.

“KIRILGAN VE ZOR”

Dünyada başkanlık sisteminin başarılı bir biçimde işlediği, ABD dışında ikinci bir başarılı ülke örneği olmadığının altını çizen Evre, bunu da “Başkanlık sistemi daha kırılgan ve işletilmesi zor bir sistem” şeklinde açıkladı.

“Üstelik başkanın ve parlamenterlerin ayrı ayrı seçilmesinin yarattığı ikili meşruiyet problemi, zaman zaman karar alma mekanizmalarının tıkanmasına da yol açabilmektedir” diyen Evre, bu sorunun demokratik ABD’de bile yaşandığını söyledi.

BÜROKRASİYE YAPILAN SİYASİ ATAMALAR…

Başkanlık sisteminin KKTC’ye transfer edilmesini savunanların da genellikle sistemin birkaç özelliğini öne çıkarmaya çalıştığından bahseden Bülent Evre, “Birincisi, başkanın görev süresinin sabit olması ve icraat yapacağı varsayımı. Oysa görev süresinin sabit olması, hükümetin etkinliğini kendi başına garanti etmez. Hükümetin performansı için, önceliklerini belirleyebilmesi ve sürdürebilmesi gerekir. Mevcut yapısal bağımlılık sürdükçe, maliye, ekonomi veya güvenlik konularında hangi başkan öncelikleri belirleyebilecek. Ayrıca belirlenen politikaların uygulanabilmesi önemli. Politikaların yürütülmesinde kilit rolü oynayan bürokrasiye yapılan siyasi atamalar devam ettiği müddetçe, başkanlık/parlamenter sistem değişkenlerinin önemi talileşir” dedi.

“BAŞKANLIK KKTC’DE ETKİN HÜKÜMET YARATMAZ

Başkanlık sistemini savunanların diğer iddiasının da yürütmenin başkan tarafından atanacak olan işin ehli kişilerden oluşacağı varsayımı olduğunu söyleyen Evre, KKTC’deki mevcut sistemin de bakanların parlamento dışından atanmasına cevap verdiğini kaydetti.

İstendiği takdirde işin ehli kişiler bakanlar kuruluna atanabileceğinden bahseden Bülent Evre, “Fakat parti içi denge kaygısı, patronaj ilişkileri, partisel vefa gibi faktörler bunu engellemektedir” diye konuştu ve başkanlık sistemine geçildiği takdirde yürütmeye işin ehli kişilerin atanacağına dair hiçbir garanti olmadığını vurguladı.

“Çünkü mevcut siyaset kültürü ve toplumdaki birincil ilişkiler, bunun böyle olmayacağını ima ediyor” diyen Evre, mevcut çok partili sistemle başkanlık sistemini kurgulamanın, gerek yasamada gerekse yürütmede çok parçalı ve koalisyonlu yapıları yeniden üretebileceğinin altını çizdi. Evre, başkanlık sisteminin KKTC bağlamında etkin bir hükümet yaratacağını düşünmediğine dikkat çekti.

“TOPLUMSAL DİNAMİKLER ÇIKIŞ ARIYOR”

KKTC’deki siyasal sisteme yönelik toplumsal taleplere yanıt verme kapasitesinin de oldukça sınırlı ve mevcut sistemin yurttaşların gözündeki meşruiyetinin her geçen gün biraz daha aşındığını anlatan Evre, toplumsal dinamiklerin çıkış yolu aradığına işaret etti.  “Ancak önemli olan siyasal elitlerin de mevcut siyasal yapıyı dönüştürecek adımları atması. Örneğin işe, istikrarsız hükümet yapısının yerine, etkin hükümet modeli arayışıyla başlanılabilir. Demokratikleşme, insan hakları, hukuk devleti ve adaletli paylaşım vs. konularında daha mesafe almamız gereken birçok iş var” diyen Evre, belki de temsilde adaleti bozmadan daha istikrarlı hükümet çıkarabilecek bir seçim sisteminin, bu çerçevede işlevsel olabileceğini dile getirdi.

Evre, “Örneğin, çift oy sistemine geçilerek hem temsilde adalet hem de hükümette istikrar sağlanabilir. Bu da rahatça icraat yapabilecek tek parti hükümetlerine kurumsal bir çerçeve yaratabilir” diye konuştu.

IŞIKSAL: BAŞKANLIK SİHİRLİ DEĞNEK DEĞİL

YDÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Işıksal başkanlık sistemi tartışmalarının dönem dönem gündeme geldiğini ve ülke siyasal yaşamında var olan istikrarsızlığın tek çözümünün başkanlık sistemi olduğu gibi düşünüldüğünü kaydetti.

  Başkanlık sisteminin KKTC için uygun bir model olsa da, aslında KKTC siyasal yaşamının temel sıkıntısının yönetim sisteminin biçimi olmadığının altını çizen Işıksal, “Bizim temel sıkıntımız siyasete bakış açımız ve siyasi kültürümüzdür. Başkanlık sistemi ile sihirli bir değnek değecek ve bütün sorunlar çözülecek gibi bir durum söz konusu değildir” dedi.

Başkanlık sistemi ile paralel yapılan bir başka tartışma konusu olan “Kıbrıs sorunu” ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Işıksal, bir dış mesele olan Kıbrıs sorununun çözümünün, KKTC’nin iç sorunları ekseninde değerlendirilen başkanlık sistemi ile alakalı olmadığını ifade etti.

BAŞKANIN YETKİLERİNİN SINIRSIZ OLMADIĞI…

Doç. Dr. Hüseyin Işıksal, “kontrol edilebilir, başkanın yetkilerinin sınırsız olmadığı, yasama-yürütme ve yargının birbirinden tamamen ayrıldığı, Cumhurbaşkanı’nın denetlenebildiği, Ombudsman mekanizmasının çalıştırıldığı” bir başkanlık sisteminin KKTC için yararlı olabileceği düşüncesini dile getirdi.

Tüm bu temeller ışığında hayat bulan başkanlık sisteminde, bakanların dışarıdan atanması işleyişinin de olumlu bir etken olduğuna işaret eden Işıksal, bunun da beraberinde konusunda uzman, sadece seçilme kaygısı ile hareket etmeyen kadroların oluşumunu getireceği ve liyakat temelli bir yapılanmanın hayat bulmasının önünü açabileceğini ifade etti.

Işıksal, “Bizde birçok bakan kendi alanlarının dışında bakanlık yapabilmektedir. Ancak başkanlık sisteminde böyle bir durum söz konusu değildir. Başkanlık sisteminde aslında parlamenter sistem devam eder vekiller seçimiyle devam eder ancak kabine vekillerin dışından olduğu için sistemin çarkları daha sağlıklı çalıştırılabilir” ifadelerini kullandı.

“KKTC İÇİN UYGUN”

Çok karışık bir seçim sistemi olan KKTC gibi küçük bir ülkede başkanlık sisteminin faydalı olabileceğini vurgulayan Işıksal, ayrıca ülke siyaset yapısında bölgecilik, adam kayırma gibi var olan yapısal sıkıntıları, mevcut seçim sisteminin de desteklediğini kaydetti.

Işıksal, ülke siyasal yaşamında liyakate dayalı kadroların oluşturulması ve birçok yapıda daha sağlıklı işleyişin hayat bulmasına olanak tanıyacağı için KKTC’de başkanlık sisteminin uygun olacağı görüşünü de ifade etti.

KIRALP: DEKTAŞ’IN İSTEĞİYDİ  

Siyaset Bilimci Doç. Dr. Şevki Kıralp da KKTC’nin mevcut yarı-başkanlık sistemiyle kurulmasının rahmetli Rauf R. Denktaş’ın isteği olduğunu aktardı.

Kıralp, Denktaş’ın bu tercihinin “Kıbrıs sorununda farklı yaklaşımlar var, sıkışınca gidilecek bir parlamento olmalı” şeklindeki düşüncesinden kaynaklandığını ifade etti.

GÜÇLER AYRILIĞI VURGUSU

Başkanlık sistemi ile yönetilen ABD’de başkan temsilciler meclisi ve senatonun seçimlerini yenileyemediğini sözlerine ekleyen Kıralp, temsilciler meclisi ve senatonun da başkanlık seçimlerini yenileyemediğini söyledi.

“Türkiye’de cumhurbaşkanı başkanlık seçimini de yenilemek kaydıyla milletvekili seçimlerini, meclis ise milletvekili seçimlerini de yenilemek kaydıyla başkanlık seçimini yenileyebilir” diyen Kıralp, öte yandan, başkanlık sistemlerinde başkanın meclisten güvenoyu alması gerekmese de, sistemin sağlıklı çalışması için meclisin başkana yasama desteği sağlaması gerektiğinin de altını çizdi.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı