Parçalanmış KKTC: Kızılyürek kimlerden oy istiyor?

Kızılyürek için oy isteyenler,2004 referandumu ile elde edilenen önemli kazanımı yok ediyorlar.

Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulma çabaları 2003 yılında en üst seviyesine çıkmıştı. Kıbrıs’ın AB üyeliği yolunda sorunlar yaşanması halinde Yunanistan’ın Avrupa Birliği’nin Doğu’ya doğru genişlemesini veto edeceği tehdidi gündemdeydi. Bu tehdidi boşa çıkarmak isteyen AB liderliği, Kıbrıs’ın üyeliğini ödün olarak gündemde tutuyor ve Kıbrıslı Türkler ile Türkiye’nin itirazlarını yumuşatmaya çalışıyordu. Sonuçta, Kıbrıs sorununu çözelim Kıbrıslı Türkler de üye olsun çabaları güç kazandı.

Rum/Yunan tarafı bu gibi konularda bizi de, Avrupa Birliği’ni de dereye sulu götürüp susuz getirmekte uzmandır. Sonuçta Annan Planı referandumda reddedildi ve Kıbrıs Rum tarafı AB üyesi olurken Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü de pekiştirilmiş oldu.

Referandum kazanımı

Kıbrıs Türk tarafının bu gelişmelerden elde ettiği en büyük kazanım “referandum hakkı”dır. Bundan sonra liderlerin üzerinde uzlaşmaya varacağı herhangi bir anlaşma metni referanduma sunulmadan yürürlüğe girmeyecektir. Kıbrıs Türk halkının onaylamayacağı bir çözüm planının yolu kapatılmıştır. Ayrıca, yıllardan beri devam eden tartışma sonlanmış ve KKTC yurttaşlarının tümü bu referanduma katılanlar ve katılacak olanlar olarak “Kıbrıs Türk halkı” şeklinde kabul görmüştür. Ayrımcılık ciddi bir darbe almıştır.

KKTC’nin yurttaş sayısı, İçişleri Bakanı tarafından 252 bini Kuzey Kıbrıs’ta yaşayanlar olmak üzere 350 bin olarak açıklanmış; KKTC’de kayıtlı seçmen sayısı, 7 Ocak 2018 seçimlerinden önce 190 bin olarak belirlenmiştir. Güney Kıbrıs’ta yapılması beklenen Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılmaya çağrılan Kıbrıs Türklerin sayısı ise 100 bin dolaylarındadır.

Bu rakamlara göre, KKTC yurttaşı ve seçmeni olan insanların yarısı Kıbrıs Cumhuriyeti yurttaşlığı taşıyarak kendilerini aynı zamanda AB yurttaşı olarak görüp bunun olanaklarından yararlanabildikleri halde, diğer yarısı bu olanaklardan yoksundur. Aynı zamanda AB yurttaşı olan KKTC yurttaşları şimdi, Niyazi Kızılyürek’in Avrupa Parlamentosu’na seçilebilmesi için oy kullanmaya davet edilmektedirler. Diğer yarısı, bırakın oy kullanmayı, Ada üzerinde bile dolaşma hakkına sahip görülmemektedir.

2004 referandumu ile Kıbrıs Türk halkının bir parçası olabilen bu insanlar, Avrupa Parlamentosu seçimleri nedeni ile yeniden “siz bizden değilsiniz” muamelesi ile karşı karşıyadır.

Kızılyürek ne yapacak?

Niyazi Kızılyürek, Güney Kıbrıs’ta yaşayan ama kendini “Kıbrıslı Türk” olarak tanımlayan bir kişidir. Kendi yaşam çizgisinde yoluna devam etmeye çalışmaktadır. Avrupa Parlamentosu üyesi olabilirse orada ses getirecek konuşmalar yapacağına eminim…

Bazı Kıbrıslı Türk siyasiler, Kızılyürek’in AP üyesi olmasını Kıbrıslı Türklerin görünürlüğünü artacağını ve seslerini çoğaltacağını propaganda etmeye çalışıyorlar.

Hangi Kıbrıslı Türklerin?

Yanıt açıktır: AB üyesi sayılabilen ve bunu kanıtlamak için Kıbrıs Cumhuriyeti kimlik kartına sahip olmuş olanların…

Sonuç da açıktır: Böylece Kıbrıslı Türklerin Annan Planı referandumu ile elde ettikleri en büyük kazanım olan bütünlüklü bir halk olma ve Kıbrıs sorununda bu bütünlük ile dikkate alınma kazanımı da zarar görmüş olacaktır.

Kızılyürek’in adaylığı, şimdiye kadar izlediği siyaset ve hayata geçirdiği çalışmalar ile oldukça uyumludur. Ama Kızılyürek’i AP parlamentosu üyesi yapmak için Kuzey Kıbrıs’ta kampanya yürütenler, Kıbrıs Türk halkının bütünlüğü konusunda ne düşündüklerini bu halkla paylaşmalıdırlar.

Bu çabaları başarıya ulaşırsa, Rum/Yunan tarafının KKTC’nin nüfus yapısı konusunda gündeme getireceği yaklaşımlara hangi argümanlar ile karşı çıkacaklar; yoksa çıkmayacaklar mı?

Gelecekteki KKTC seçimlerinde, bu çabalarını izleyen ama AP seçimlerinde oy kullanma hakkına sahip olmayan KKTC yurttaşlarının karşısına çıkıp KKTC parlamentosuna girmek için onların oylarına da talip olacaklar mı?

KKTC’yi böl, parçala…

Sonra bölünmüşlükten veya ayrımcılıktan şikâyet et…

Daha sonra bölüp parçaladıklarının oyuna talip ol!

Ne dünya ama değil mi?

Etiketler

Diğer Haberler

Bir Yorum

  1. HASAN ERÇAKICA KAŞ YAPAYIM DERKEN GÖZ ÇIKARIYOR.
    23-26 Mayıs ta 28 AB ülkesinde AB Parlamenter seçimleri yapılacaktır. Bu seçimlerde seçme ve seçilme hakkına sahip olanlar AB vatandaşlarıdır. AB vatandaşı olmayanların öyle bir hakkı yoktur, hak talep etmesi bile abestir.
    Kıbrıs da 28 üye ülkeden bir tanesidir ve KC vatandaşları da bu seçimde seçme ve seçilme hakkına sahiptirler. Süregiden çözümsüzlük ortamında KKTC vatandaşlarının üçte ikisinin AB vatandaşı olmaması ve sadece üçte birinin AB vatandaşı olması bariz bir gerçekliktir. Bu bir farklılıktır, ayırımcılık değildir, ayırımcılık olarak nitelendirilmesi ancak kötü niyetle yapılabilir.
    Avrupa Birliği vatandaşı olmayan KKTC vatandaşlarının AB Parlamenter seçimlerinde oy kullanma hakkına sahip olmamaları nedeni ile AB vatandaşı ve oy kullanma hakkına sahip olan KKTC vatandaşlarının oy kullanmalarını ayırımcılık olarak niteleyip onları bu haklarından yoksun kılmak bu Kıbrıslı AB vatandaşlarının insan haklarına bir tecavüzdür. Ve sayın Erçakıcaya göre bu tecavüz mübahtır çünkü AB vatandaşı olmayan KKTC vatandaşlarına ayni hak tanınmamakta ve kendi mantığına göre ayırımcılık yapılmaktadır diyor. Erçakıcanın bu değerlendirmesi şu anda AB vatandaşı olmayan, çoğunluğu TC kökenli KKTC vatandaşlarını töhmet altına koymaktır. Bu insanların Kıbrıstaki varlığını ve statüsünü AB vatandaşı olan Kıbrıslı Türklerin seçme ve seçilme insan haklarını kullanmalarını engelleyen bir neden olarak kullanılması bence ciddi bir yanılgı veya hesaplı bir saptırmadır. Üstelik bu insanlar öyle bir iddiada veya talepte bulunmuş değillerdir. Erçakıcanın hangi yetki ve otorite ile bu insanlar adına konuştuğu da açık değildir.
    Bir Kıbrıslı Türk olan Profesör Niyazi Kızılyürek, AB vatandaşı sıffatı ile seçme ve seçilme hakkını kullanıyor ve kökeni ne olursa olsun bütün AB vatandaşlarından oy talep ediyor. Kıbrıs Cumhuriyeti ve dolayısıyla AB vatandaşı olan, adada ikamet eden Türkiye asıllı seçmenlerden de ayni temelde oy talep etmektedir. Erçakıcanın bu girişimi ayırımcılık olarak nitelemesi ve ayırımcılık yapıyor iddiasıyla Kızılyürek’i hedef alarak suçlaması büyük bir haksızlık ve kasıtlı bir kötüleme girişimidir diye düşünüyorumve redediyorum.
    TC kökenli KKTC vatandaşlarının AB ile buluşması, AB vatandaşı olabilmesi ancak Federal bir çözümle mümkündür ve o çözüm bugün Kıbrıs Cumburiyeti ve AB vatandaşı olan Kıbrıslı Türklerin topllumsal varlığı ve federal devlette ortaklığı ile mümkündür. Kıbrıslı Türklerin AB parlamenter seçimine katılımı bu yönde önemli katkısı olan bir harekettir. Önemli olan katılımdır ve adamızda barıştan ve çözümden yana olanlara düşen bu katılımda cesurca yer alan Kızılyürek ve Yasemin hareketini yermek değil kucaklamak, teşvik etmektir ve AB parlamentosuna gönderebilmektir.
    ILKER KILIÇ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı