Paralel devletler:

Cumhurbaşkanlığı ve hükümetin iki ayrı devlet oldukları netleşti

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bütün foyaları virüs salgını tehlikesi ile birlikte ortaya çıktı.

KKTC devleti tam bir mali çöküntü içindedir: Yıllardan beri pek çok sorunun çözümünü kamu maliyesinin durumuna getirip bağlarım diye çok eleştiri aldım. Şimdi de, “sağlık paradan önemlidir” diyerek mali sorunları es geçmeye çalışan binlerce yurttaşımız vardır. Oysa net bir şekilde görülüyor ki, “parasız sağlık” olmuyor. Aynen, “parasız eğitim” veya “parasız yol” olmayacağı gibi… Her devletin para kaynağı vergilerdir. Devletinizin niteliğini veya nasıl bir devlet olduğunu ise topladığı vergileri nereye harcadığı belirliyor. Biz “memur devletiyiz” ve topladığımız vergileri memur maaşları için harcıyoruz. Bu artık netleşti!

YETKİ KARMAŞASI

Netleşen bir şey daha vardır: KKTC’nin anayasal yapısı, Kıbrıs Türk halkının sorunlarının çözümüne yardımcı olacak nitelikte değildir. Bu anayasa sayesinde ortada bir değil, birden fazla devlet olduğunu bile söyleyebilecek duruma geldik.

Covid-19 salgını başlamadan, iki-üç yazı ile Cumhurbaşkanlığı’nın gereksiz bir devlet organı olduğunu anlatmaya çalışmıştım. İlgi görmedi… Destek bulamadım… Bu yazıların yayınlanmasından sonra yaşanan olaylar ise KKTC Cumhurbaşkanlığı’nın gereksizliğini defalarca kanıtlamıştır.

Cumhurbaşkanı, virüs salgınına karşı olağanüstü durum ilan edilmesini önermiş ama kabul edilmemiştir. Hem devletin en üst makamı olacaksınız, hem de sözünüzün hiçbir kıymeti olmayacak! Gereksizliğin bundan daha güzel bir göstergesi olabilir mi? Sözü dinlenmeyecek bir makam için neden vergi verelim ki?

Cumhurbaşkanı, hükümetin oluşturduğu komitelerin paralelinde sağlık ve ekonomi komiteleri oluşturmuş; bu komiteler devletin bir organı gibi çalışmış ama hazırladıkları görüşler sivil toplum örgütlerinki kadar bile geçerli olmamıştır. Böyle bir kargaşaya gerek var mı?

Cumhurbaşkanlığı ile Rum tarafının birlikte oluşturduğu iki toplumlu sağlık komitesi, sanki iki halkın otoritelerinin de üstündeymiş gibi davranmaya çalışıyor ama sonuçta ne Rum tarafı, ne de KKTC makamları bu komiteyi dikkate almıyor. İki toplumlu olmak da bir işe yaramıyor!

FARKLI YÖNELİŞLER

Bu ‘paralel iki devlet’ hali, kendini her boyutta hissettirmektedir. Hükümet, virüs salgınına karşı Türkiye ile işbirliği arayışı içindeyken Cumhurbaşkanlığı dış ilişkilerini çok farklı mesajlar verecek şekilde sürdürmek gayretindedir.

Hükümet, salgın krizini hem sağlık, hem de ekonomik açıdan Türkiye’den sağlayacağı katkılarla aşmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanı Akıncı, Türkiye ile ilişkilerinde yaşadığı sorunlar nedeniyle bu açığını, Rum tarafı ile ilişkilerini iyi tutarak kapatmaya uğraşıyor.

Açıktır ki bu farklılık aynı zamanda geleceğe yöneliktir: Bir taraf, ‘sorunların çözümü Türkiye ile işbirliğini güçlendirmekten geçmektedir’; diğer taraf ise ‘Rum tarafı ile işbirliği yaparsak rahatlarız’ mesajları vermek gayretindedir.

ANAYASAL YAPI

KKTC’nin bu salgın krizinden çıkaracağı çok sayıda ders birikti… Devletin mali yapısını güçlendirmek için her önüne gelene çıkar dağıtmaktan ve dağıttığı çıkarlar ölçüsünde devlet olacağını düşünen kadrolarla iş görmekten vazgeçmelidir. Bu bir…

İkinci önemli ders ise KKTC’nin anayasal yapısının sürdürülebilir olmadığıdır. Size fantazi gelebilir ama Cumhurbaşkanlığı ya kaldırılacak; ya da güçlendirilecektir. Bu haliyle Cumhurbaşkanlığı makamı sadece sorun olmaya ve kaynak tüketmeye devam edecektir.

“Boşver bunları; bu kriz de geçer ve biz yolumuza bildiğimiz şekilde devam ederiz” dersek; bu “bizim çektiğimiz yetmez, bırak biraz da çocuklarımız çeksin” demekten başka bir şey olmayacaktır!

Diğer Haberler

Başa dön tuşu