Özgürlüğün dansı: Tango…

“Tango bir insana öncelikle kendine, sonra da partnerine saygıyı ve sabrı öğretir.”

4 Temmuz 2019 - 15:00

Bahar Sancar –

Lefkoşa Surlariçi’nde bulunan, her noktasında emeğin olduğu, dans ve sanatın havasında hissedildiği Tango Cafe by Colorido işletmecileri, Tango aşığı Ümmühan Gökpınar ve Emrah Bütüşaba çiftiyle Haberci Magazin ekibi olarak özel bir röportaj gerçekleştirdik…

  • Dans tutkunuz, özellikle tango tutkunuz nasıl başladı? Bu aşk nasıl alevlendi?

Bir gazete ilanında gördüm yıllar önce ve bir gideyim dedim. Müziklerini ve tangonun özgürlüğünü çok sevdim. Hani bir dostluk yavaş yavaş, zaman içerisinde kendiliğinden gelişir ya o şekilde başladı bende ve hiç kopamadım ondan sonra. Ben bankacıydım, eşimde eczacıydı. Bir gün nasıl olduysa istifa mektubumu yazdım ve çıktım. Tango müziği aldı ve götürdü bizi… Bir şekilde tango zaten hayatımızdaydı ve biz bunu zaman içerisinde ilerlettik eşimle beraber…

  • Burada sadece tango dersi mi veriyorsunuz?

Biz eşimle sadece tango dersleri veriyoruz ama dışardan gelen bazı hocalar var ve bazen salsa ve Latin dansları Workshop’u düzenleriz. Her çarşamba da düzenli Latin geceleri düzenleniyor burada. Ama bizim asıl uğraşımız tango…

  • Konseptiniz sadece dans okulumu? Onun dışında dışarıda çok güzel bir bahçeniz ve kafeniz var. Farklı bir nüansa sahipsiniz. Dekorasyonu kendiniz mi yaptınız?

Sondan başlayarak gidersek buranın bütün dekorasyonunu öncelikle sadece birincil gerekli olanları almaya başlayarak ve yaşadıkça zamanla ekleyerek tamamladık…  Kısacası yaşanmışlık var burada ve eklemeye de devam ediyoruz. Bir anda yapılıp biten bir mekân değil… Burası eskiden çay paketleme fabrikasıydı. Çok kötü durumda bir yerdi ve 10-15 yıldır kapalıydı… Zarar vermeden ve mekâna karşı olmayacak şekilde ne varsa orijinal tutmaya çalıştık ve dekorasyonu bu yönde yaptık… Burası herkese açık bir yer ve isteyen herkes gelebilir, sadece tangoculara özel bir yer değil burası…

  • Kıbrıs’ta siz yeni bir şey yapıyorsunuz. Kıbrıs halkının bakışı nasıl? Talep var mı ya da tangoya karşı ilgileri nasıl?

Aslında çok güzel ama ön yargılarını kırdıktan sonra. Biz aslında yeni bir dönem açtık tangoda Kıbrıs için. Çok modern bir dans ve o kadar ortak bir dil ki dünyanın neresine giderseniz gidin aldığınız eğitimle orada dans edebiliyorsunuz. Ön yargının sebeplerinden bir tanesi daha çok Latin danslarıyla karıştırıldığı için. Mesela bazı Latin dansları kıvraklık gerektiriyor ve bizim toplumun yapısındaki erkekler buna çok yanaşmıyorlar. Ama gelip burada tangoyu öğrendiklerinde çok daha elegant bir duruş var. Hiç duruşundan ödün vermeyen sert bir görüntü çizen erkekler bile başladıktan sonra bahsettiğimiz o ön yargıyı bir şekilde kırıyorlar. Kıbrıs’ta gayet güzel bir ilgi var… Biz adanın en büyük tango okuluyuz ve en büyük grubuyuz diyebiliriz. KKTC’de, Güney’de ve Türkiye’de olmayan bir konseptimiz var. Avrupa ve Arjantin’de Tango Cafeler bulunuyor ama bulunduğumuz coğrafya da bir ilki gerçekleştirdik diyebiliriz. Tango Cafe bir konsept aslında. Biz bir sanat merkeziyiz ve sanatın her alanına elimizden geldiğince katkı sağlamaya çalışıyoruz. Tango Cafe’nin faaliyete başlamasıyla beraber genel olarak adada tangoya olan ilgi de arttı ve bu da bizi çok mutlu ediyor.

  • Sosyal sorumluluk projeleriniz var mı?

Surlariçi çocuklarına ücretsiz tango dersi veriyoruz. Bunun haricinde çeşitli projelerimiz de bulunuyor. Eğer Belediye’den ve Çevre Dairesi’nden gerekli izinleri alabilirsek bu projelerimizi de hayata geçirmek istiyoruz. Bunların yanı sıra belediyenin engelli çocuklar için folklor derslerine de ev sahipliği yapıyoruz.

  • Neden özellikle Surlariçi çocukları?

Çünkü burada ki çocukların bir kısmının ciddi bir adaptasyon sorunu var. O yönden baya sıkıntı yaşıyorlar. Buradakilerin çoğu göçmen ailelerin çocukları. Ailelerinde gördükleri kültür, görgü ve ev alışkanlıkları var… Kimsenin kültürünü bırakmasından yana değiliz ama bir yandan da yaşadıkları yere adapte olmaları gerekiyor. Bunun dengesi çok hassas bir şey. Dejenere olmadan, kendi öz benliklerini yitirmeden adapte olabilmeleri için biz onlara tangoyla yardımcı olmaya çalışıyoruz. Çünkü tango bir insana öncelikle kendine, sonra da partnerine saygıyı ve sabrı öğretir. Meşakkatli bir dans ve gayet güzel dans eden çocuklar var şuanda. Tango Arjantin kökenli ve Buenos Aires kökenli bir dans. Orda dansın ortaya çıkması çocuk yaşta başlıyor. 5-6 yaşında çocuklar annesini babasını taklit ederek dans ediyorlar. Bizim aslında yaptığımız sosyal sorumluluk projesinde Arjantin ile alakası olmayan bambaşka bir ülkede, çocuk yaşta birileri tango yaptığında ilerde nasıl bir dansçı olacakları sorusunun cevabını aramak. Onunda aslında bir nevi pratiği olmuş olacak bizim için. Bize gelen çocukların en büyüğü 11 yaşında en küçüğü 5 yaşında ve gayet başarılılar…

  • Kıbrıs’ta maalesef ki kültür sanat etkinlikleri beklenen seviyelerde değil. Dansta bu oran nasıl? Kıbrıs’ta dansa nasıl bakılıyor sizce?

Daha düşük. Bir kere destek şart. Biz kendi imkânlarımızla elimizden geleni yapıyoruz. Yaptığımız bazı etkinliklere hem devlet desteği az hem de katılım çok istediğimiz seviyelerde değil. Belki devlet destek verse katılım daha fazla olabilir. O zaman girişimci de daha güçlü daha çok kendine güvenerek, yani en azından kayıp korkusu olmadan bir şeyler yapabilir ve daha çok insana çekici gelebilir. Yurt dışından davet edilen sanatçılarla ve çeşitli organizasyonlarla beraber daha da zenginleştirilebilir. Yeni kurulan mekânlara AB, devlet ve Türkiye’den destekler veriliyor ve çok güzel mekânlar üretebiliyorlar. Sanat alanında faaliyet gösteren işletmelere de gerekli desteğin ve izinlerin sağlanması gerekiyor ki üniversite kulüpleri dışına çıkabilsin, herkesin ruhuna sanatın bir dalı dokunabilsin…

Biz bir sanat merkeziyiz ve bir sanat merkezi hiçbir şirkete, hiçbir kuruma ciddi bir kâr sağlayamaz. Fön makinası var bizim tuvaletimizde. İnsanlar dans ettiğinde sağlıklı bir şekilde kendilerini kurutabilsinler diye. Deodorantları olan bir yerdir burası insanların kokmaması için. Barında nane şekeri olan bir yerdir burası ağızlarında kötü bir koku varsa bunu engelleyebilsinler diye. Çünkü biz her şeyi insana, doğaya ve çevreye saygı temeline kurmaya çalıştık. Biz burayı açarken başka gittiğimiz yerlerde, gördüğümüz tüm eksiklikleri gidererek yapmaya çalıştık. Devlet bir destek sağlarsa, en azından maddi destek vermese de tanıtımda biraz arkanızda durduğunu gösterirse belki daha farklı olabilir Kıbrıs’ta her şey…

  • Peki, siz faaliyete geçtiğiniz günden bugüne baktığınızda bir değişim görüyor musunuz?

Bizim başladığımız günden bugüne kadar çok büyük bir şekilde gelişme ve ilerleme var. Kendi evimizin stüdyosunda bire bir derslerle başladık. Ondan sonra bir hoca eklendi, iki hoca eklendi ve sayımız arttı. Gidip başka bir yeri saatlik olarak kiraladık. Dernek olarak bir süre varlığımızı sürdürdük. Ondan sonra da kendi mekânımızı faaliyete geçirdik. Şimdi ise tango geceleri yapıyoruz burada, özel dersler veriyoruz. Diğer dans etkinliklerine ve kültürel faaliyetlere katkı sağlıyoruz elimizden geldiğince. Akşamları sınıflar dolup taşıyor. Çabalarımızın karşılığını aldığımız için çok memnunuz. Stüdyomuz sürekli açık ve profesyonel olarak kendi mesleklerimizi bırakıp tangoya gönül verdik. İsteyen herkese de kapımız her zaman açıktır.

  • Son cümlelerinizi alabilir miyiz? Son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?

İster tango ister başka bir şey olsun insanlar sanatın bir dalıyla mutlaka uğraşsın. Çünkü insanın mayasında ve doğasında var bunlar. Günlük hayatın dışında sanatın bir ucundan tutsunlar. Budur insanı iyileştirecek olan… Tango özgürlüğün dansıdır. Rutin hayatından sıkılmış, bunalmış, köşeye sıkıştığını düşünen insanlar varsa gelsinler özgürlüklerini yeniden kazansınlar. Yeniden özgürlüklerini hissetsinler…tsinler…

Etiketler

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı