“Örtülü ödenek konusunda, beylik laflar eden biz değiliz”

Söylemlere, sunumlara göre mi, adayların bugüne kadar, siyaset anlamda ortaya koyduklarına göre mi?

Seçim sürecinde her şey mubah mı?

Ya da seçmen neye göre karar verecek?

Söylemlere, sunumlara göre mi, adayların bugüne kadar, siyaset anlamda ortaya koyduklarına göre mi?

Bu sürecin, bugüne gelene kadar ki zaman diliminde, pek çok siyasi görüşten, pek çok yorum dinledim.

Bana en çok yanlış gelen “partimin zorda kalmaması için, parti adayını benimsemesem bile, oyumu vereceğim” düşüncesi oldu.

Bunları aşmak gerek, tabii ki hem partilerin, hem de kişilerin bire bir örtüşmesi gerek.

Ama kimse kendini bağlamasın, benimsemediği adayın, sırf partilidir diye, tüm ülkeyi etkileyecek bir karar vermesin.

Adaylar belirlendi, belki de bu düşüncelerin bir önemi kalmadı.

Mutlaka ki bundan sonrasına bakmak gerek.

Ama burada da sıkıntılar var.

Gidişata bakılırsa, somut olarak, ortaya konanlar, adaylar için belirleyici olacak.

Hazırlanılmamış, altyapısı olmayan, bilgiden, belgeden, geçmişten, gelecekten, habersiz, günlük politikalarla, yaşanması muhtemel bir seçim sürecinin içindeyiz.

Aday belirleme süreçleri tamamlandı, peki, adaylar belirlenirken, siyasi partiler, tüm katmanlarıyla, tabanıyla, tavanıyla, bu süreci içselleştirerek, hazmetti mi?

Özellikle UBP ve CTP için bu konularda sıkıntılar olduğu, zaman zaman seslendiriliyor?

Peki, gerçekten öyle mi?

Yoksa seçim için bir algı oluşturmanın bir çabası mı bu?

CTP Milletvekili Fazilet Özdenefe, bu yöndeki sorularıma şu yorumlarla cevap verdi;

“Hükümetin herhangi bir çabası yok. Hükümet partilerinin Bakanları, erken seçimi telaffuz etmeye başladı. İmar planı yasasında yaşanan süreç, zaten her şeyi ortaya koydu. Sayın Başbakan rant olabilir dedi. Sayın Bakan, konuşursam Meclis sarsılır dedi. Bu söylemler esas bu ülkeyi sarsmalıydı.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde herkes benimsediği adaya oy verecek. Tufan Erhürman için Türkiye’nin adayı diyenler, daha önce de Türkiye, CTP’li hükümet istemez diyordu. Bu nasıl bir çelişkidir. Bu yönde bir algı oluşturulmaya çalışılıyor.

Bir başka algı operasyonu da, CTP’lilerin, Tufan Erhürman’a tam destek olmadığı yönünde. Bu külliyen yalandır. Elbette tartışma süreçleri yaşadık. Parti içi demokrasi çalıştırıldı. Ve ortak noktada tüm CTP’liler birleşti. Tartışmayı bitirdi. Cumhurbaşkanı adayı olarak, Genel Başkanları Tufan Erhürman noktasında karar verdi.

Sayın Akıncı’nın, Crans Montana sonrasında “bu bizim neslin son denemsidir” demesi bir hataydı. Ve bu süreçten sonra geçen iki buçuk yıllık süre büyük bir kayıptır. Barış bir mücadele sürecidir. Bundan geri dönüş olmaz. Elbette o süreç için Anastasiadis de eleştirildi. Artık bundan sonra ne yapılabilir, onun için çalışmak gerek.

Türkiye, en başta garantör ülkelerden biri. İyi, sağlıklı, ilişkilerin olması şart. Biz hükümet dönemimizde kendi ayakları üzerinde duran, iyi ilişkiler kuran bir devlet için çabaladık.

Örtülü ödenek konusuyla ilgili beylik laflar eden, bunun üzerinden kampanya yürütüp, daha sonra hiç konuşmamış gibi davranan biz değiliz. Henüz herhangi bir görüş açıklamadık.  Ama makamların harcamaları şeffaf olmalı. Bunun için de gerekeni yapacağız.”

Diğer Haberler

Başa dön tuşu