Önce aynaya bakın, sonra ahkam kesersiniz!

Coronavirüsün baş gösterdiği ilk günlerde kendimi hayallere kaptırmıştım, TRNC (KKTC) bu değişimden nasibini alabilir, kendine düşen dersten paylarını alır ve değişen dünya düzenine ayak uydurabilirdi… Ama sonra anladım ki hayalperestliğim hala bende baki…

Yazıma biraz sakin başlayayım dedim, ilerledikçe dozu artırırım… Önce özeleştiriyi tanıyalım… Toplumların, liderlerin, insanoğlunun kendini geliştirmesi ve doğruya yönelmesi adına en önemli unsurlardan biri… Kıbrıs’ın kuzeyinde bu olgu fazlasıyla eksik gibi… Özeleştirinin faydalı olduğunu bir kavramış değiliz ne yazık ki… Coronavirüsün baş gösterdiği ilk günlerde kendimi hayallere kaptırmıştım, TRNC (KKTC) bu değişimden nasibini alabilir, kendine düşen dersten paylarını alır ve değişen dünya düzenine ayak uydurabilirdi… Ama sonra anladım ki hayalperestliğim hala bende baki…

Bu ülkede insanlar, insanları ne de kolay eleştirebiliyorlar! Ne de kolay atıp tutabiliyorlar!  Herkes sağlık uzmanı, herkes bilirkişi, herkes doktor, herkes bakan, herkes öğretmen, herkes gazeteci… Bu olağanüstü kriz hakkında bilen de konuşuyor, bilmeyen de… Ekranlara bir bakıyorum herkes virüs, ekonomi, sağlık uzmanı olmuş… Yani diyeceğim o ki; ağzı olan konuşuyor… Ne de boş konuşmaya meraklıyız öyle!  Meydanı boş bulan palavra sıkıyor! Herkes öneri sunuyor, kimi KKTC’nin olanaklarını bile bile siyaset olsun diye, kimi bu kriz ortamından bir şeyler koparsın diye… Kimi de gerçekten zeka özürlü olduğu için!  Marifet boş laf üretmekte değil, lafın içini doldurabilmekte…

Size sürekli beğenin, takdir edin, yanlışı savunun kralcı olun demiyorum ama eskiyle kıyaslayın, dünyaya bakın, eleştirirken ortaya öneri de koyun diyorum… Bunu yapın ki, karşınızdaki muhatabınız da motivasyonunu canlı tutsun, daha iyiyi arasın, aksayan yönlerini görsün… Kararında ve yerinde eleştirilerle yol alabiliriz ancak… Öyle boş boş konuşmakla olmaz!

Gelelim fitne fesat peşinde koşanlara… Sürekli yalanlar üreterek toplumu kaosa sürüklemek isteyen provokatörler… Akıl hastaları bunlar… Kutuplaşmayı her daim canlı tutmak için yaşarlar, bundan beslenirler… Dünyaya yayılmış ve bizi de içine alan bir salgını bile siyaset malzemesi yapanlar var bir de… Bir de bizi bu mesleği yaptığımız için utandıranlar var,  sürekli yalan haber üreterek kafa bulandıranlar…

Haa bir de kendini çok zeki zannedenler var…  Vardır her şeye bir söyleyecekleri… Alay da ederler her şeyle,  kendini bilmezler görmezler çünkü… Her açıklamaya bir kulp takarlar, bu da yetmez hakaret yağdırırlar… Yeter ki ortalarda salınsınlar, boy göstersinler…

Ve bir hikâye:

Eski Yunan’da, Sokrates bilgiyi saklaması sebebiyle saygı kazanmıştı,

Bir gün tanıdığı önemli bir filozofa rastladı, Filozof, Sokrates’e “En yakın arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?” diye sordu,

“Bir dakika bekle” diye cevap verdi Sokrates,

“Bana bir şey söylemeden evvel senin küçük bir testten geçmeni istiyorum, Buna ‘Üçlü Filtre Testi’ deniliyor,”

Devam etti Sokrates: “Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek iyi bir fikir olabilir,”

Ve hemen birinci filtreyi sordu:

“Birinci filtre: Gerçek Filtresi, Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?”

“Hayır” dedi adam, “Aslında bunu sadece duydum ve”

“Tamam” dedi Sokrates, “Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun, Şimdi ikinci filtreyi deneyelim,”

Ve ikinci filtreye geçti, “İyilik Filtresi, Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey, iyi bir şey mi?”

“Hayır, tam tersi” dedi diğer filozof,

“Öyleyse” diye devam etti Sokrates: “Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin, Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı,”

Ve üçüncü filtre geldi, “İşe Yararlılık Filtresi, Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı?”

“Hayır, gerçekten değil” dedi diğer filozof,

“İyi” diye tamamladı Sokrates: “Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar ya da faydalı değilse bana niye söyleyesin ki?”

Bunu okuyunca ne kadar boş konuştuğunuzu anlarsınız belki… Siz de biraz düşünün… Kendinize ayna tutun ve içinize bir bakın bakalım orada ne var… Sonra ahkam kesersiniz…

Diğer Haberler

Başa dön tuşu