Önce size tanıtmam gereken birisi var, adı Paul Gigot.
Bundan 26 yıl önce “Pulitzer Ödülü” kazanmış bir gazeteci.
Uzunca bir süredir Wall Street Journal Gazetesi’nin ‘Görüş Sayfaları’nı hazırlayan Editörler Kurulu’nun başında.
Bu evrensel ABD gazetesi, iki ana bölümden oluşuyor.
Haber birimi daha bağımsız çalışan ama ‘Görüş Sayfaları’ İsrail yanlısı olmakla suçlanan bir gazete Wall Street Journal.
Editörler Kurulu, İsrail’e yönelik uluslararası eleştirileri veya silah ambargosu çağrılarını “anarşi formülü” veya “teröre destek” olarak nitelendiren makaleleri yayımlamasıyla ünlü.
Paul Gigot, İsrail’in yılmaz savunuculuğunu sadece Wall Street Journal sayfalarında yapmıyor.
Fox News’taki programında ve köşesiyle aynı adı taşıyan “Potomac Watch” adlı podcast yayınlarında, İsrail’in Gazze soykırımını savunuyor.
Gigot’un İsrail aşkı yeni değil; Obama ve Biden’ın başkanlıkları döneminde, İsrail’e yönelik eleştirilere en sert tonda karşı çıkmasıyla tanınır.
Yayınlarında İsrail’i ülke olarak tanımayan Pakistan’ı sıklıkla hedef alır, Washington’ın İslamabad ile ilişkisinde İsrail’in belirleyici olması gerektiğini savunur. Geçmişte Türkiye’nin NATO için önemini anlatan yazılar da yazdı, yayınlar da yaptı ama Türkiye’nin Gazze soykırımına eleştirileri arttıkça, Gigot’un da Türkiye’ye yönelik eleştirileri arttı. Türkiye’nin, Suriye’deki askeri harekâtları ve ABD’nin bozulan planları da bu eleştiriler arasında yer aldı.
Wall Street Journal’ın Ankara’da hedef tahtasına koyduğu yeni bir isim var.
Bu kişi ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack.
Wall Street Journal, çarşamba günü, ‘Görüş Sayfası’nda “Büyükelçilerin görevi ev sahibi ülkeleri ABD’ye karşı savunmak değil” diye ağır bir yazı kaleme aldı. Yazı oldukça uzun ama içindeki önemli bir bölümü size mutlaka aktarmam gerek.
Gazete ABD Büyükelçisi’nin Antalya Diplomasi Forumu’ndaki konuşmasında İsrail-Türkiye çatışmasına dair kurduğu cümlelere takılmış:
“Barrack, İsrail’i uyardı: ‘Türkiye, uğraşılacak bir ülke değildir.’ Bu tam olarak ne anlama geliyor? Belki de Recep Tayyip Erdoğan’a Hamas’ı övmeyi bırakmasını tavsiye etmek daha iyi olurdu.”
Yazı oldukça uzun ama içinden bazı bölümleri aktarıyorum:
“Türkiye’nin Rus hava savunma sistemi alımını önemsiz gösterdi ve Türkiye adına İsrail’i tehdit etmeyi başardı.”
“Türkiye’nin F-35 programına dönebileceğini söyledi. ABD itirazlarına rağmen satın aldığı Rus S-400 meselesini ayrı tuttu. Konuyu, Yunanistan’ın 1990’larda Kıbrıs anlaşmazlığı çerçevesinde aldığı S-300 ile aynı kefeye koydu. Oysa o dönemde ilgili ABD yaptırımları henüz yürürlükte değildi.”
Bu yazıyı Pulitzer Ödüllü bir gazeteciye yönelik bir Türk gazetecinin itirazı olarak görmeyin lütfen.
Aksine İsrail’i savunmak söz konusu olduğunda Gigot’un tüm kariyerini nasıl çöpe attığının eleştirisi olarak bakın.
Türkiye’nin S-400 aldığı dönemdeki yaptırımları hatırlatan bu ödüllü gazeteci nedense Hindistan’ın Türkiye’den sonra S-400 füzeleri alıp kurduğunu ve iki hafta önce yeni siparişler verdiği halde tek bir yaptırıma dahi uğramadığını okurlardan saklamış.
İsrail’i savunmak söz konusu olduğunda Gigot için ne Pulitzer Ödüllü olmanın ne de meslek ahlâkının bir önemi kalmıyor demek ki…
★★★
ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın Körfez ülkelerine bakışı, demokrasi anlayışı, tartışma konusu olabilir mi, elbette olabilir.
Ancak şu bir gerçek ki, Washington-Ankara ilişkilerinin ipten alınmasında, Barrack önemli bir işlev gördü.
Bugün Wall Street Journal’ın Barrack’a saldırmasının ana sebebi, Suriye’nin İsrail’in hayâl ettiği şekilde bölünmesinin engellendiği süreçte Barrack’ın oynadığı rolden başka bir şey değil.

Bir ABD Büyükelçisi tek başına ülkesinin politikalarını belirleyemez, bunu en iyi bilen de Wall Street Journal ve editör ekibidir.
Trump’ın Türkiye’nin öneminin farkına varan hali ve her ortak açıklamada İsrail Başbakanı Netanyahu’yu baskılamasına ses çıkaramayan gazete, şimdi İsrail adına Barrack’ı yemeye çalışıyor.
Şaşırtıcı değil, Beyaz Saray ve Senato’da da Trump’ın Türkiye’ye bakışına ses çıkaramayanların uzun zamandır Barrack’ı yemeye çalıştıkları biliniyor.
Wall Street Journal’ın bu kafa koparma çabasının ardında İsrail’in olduğunu söylemek için çok taze bir başka delilim daha var.
Trump’ın İsrail’e “Lübnan’ı bombalamayı yasakladım” sosyal medya mesajından sonra Wall Street Journal, Başkan’ın İran topraklarına düşen ABD’li pilotu kurtarma operasyonu sırasında Durum Odası’na sokulmadığını, Pakistan’daki barış müzakereleri sırasında da Beyaz Saray Balo Salonu’yla ilgilendiğini yazdı. Bu pazartesi Beyaz Saray’daki İsrail Lobisi’nin ihanetini “Büyük Sızıntı” diye yazmıştım.
İsrail Lobisi, bir hafta içerisinde ikinci kez Wall Street Journal’ın ‘Görüş Sayfası’ndan bayrak sallamış oldu.
★★★
Görüşlerinde ve görüşlerini ifade etme biçiminde rahatsızlık verici yanlar olsa bile Beyaz Saray’daki İsrail Lobisi’nin ve İsrail’in, Tom Barrack’ı görevden aldırmak istediği bir gerçek.
Barrack’ı yemek isteyen grup, Türkiye ile beraber çalışan bir Büyükelçi değil İsrail’in menfaatleri için Ankara’yı tehdit edebilecek bir Büyükelçi istiyor.
O kadar uzaktan fark edememiş olabilirler ama Türkiye’nin askeri ve siyasi olarak ABD’ye göbekten bağlı olduğu zamanlar da geride kaldı; ABD’nin dünyanın tek süper gücü olarak konumlandığı dönemler de…
Karadeniz’den Orta Doğu’ya, Balkanlar’dan Doğu Akdeniz’e kadar Türkiyesiz senaryolar kurmanın, yeni haritalar çizmenin artık imkânı yok.
İşte bu gerçek Wall Street Journal gibi bir markayı, Hindistan’ın bir değil, iki kere aldığı S-400’leri görmezden gelecek duruma düşürüyor.
(Özay Şendir/Milliyet)
