Ne istediğini bilmeyen bir toplum

Birini seçip bizi kurtarması için mi sandığa gideceğiz?

Önümüzde seçim var.

Adını Cumhurbaşkanlığı seçimleri koydular.

Peki ama biz bu seçimlerden ne bekliyoruz?

Birini seçip bizi kurtarması için mi sandığa gideceğiz?

Yoksa, birini kurtarmak için mi sandığa gideceğiz?

Ne yalan söyleyeyim bugüne kadar bizi kurtaran olmadı.

Demek ki amaç kurtarmak değil.

Neymiş amaçları?

Kendilerini kurtarmak.

Eğri oturup doğru konuşmak lazım!

Önümüzde KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri var.

Eskiden olduğu gibi yine mi lades olacağız?

Bile bile lades mi?

Cumhurbaşkanı adaylarının söylediklerini duyuyorsunuz.

Kimisi federasyon, kimisi de iki devletliliği savunuyor.

Farklı kulvarda olduklarını göstermeye çalışıyorlar.

Oysa, bütün yollar Türkiye’ye çıkıyor.

KKTC’de biz bunun adını bir türlü koyamadık.

Cumhurbaşkanlığına adaylığını koyanlar hep farklı tellerden çaldılar.

KKTC’deki mevcut siyasi partiler de öyle.

Güya çözüm isteyen de öyle.

Çözüm istemeyen de.

Adını bir türlü koyamadılar.

Onlar adını koyamadı.

Biz de ne istediğimizi bilemedik.

Yıl 2020 ve biz hala daha aynı tiyatroyu oynuyoruz.

26 Nisan’da Cumhurbaşkanlığı seçimleri var ve toplum olarak bu işi ciddiye alıyoruz.

Güya Cumhurbaşkanı seçeceğiz ve bizim toplum liderimiz olacak.

Oysa Denktaş, Talat, Eroğlu ve Akıncı bizim liderimiz olabildi mi?

Bugüne kadar seçtiklerimiz bizi temsil etti mi?

Hepsi de Rum anlaşma istemiyor deyip bizi aldattılar.

Oysa Rum neden anlaşma istesin?

Rum’un önüne koyduğumuz şartlar kabul edilebilir şartlar mı?

Türkiye’nin de Ada’da olabileceği şartları kabul ettirmeye çalışıyoruz.

Siz Rum’un yerinde olsanız kabul eder miydiniz?

Türkiye 74’te bu Ada’ya geldi ve Rumların evlerini mallarını işgal etti.

Belki siz bu işgal sözcüğünden rahatsız olacaksınız ama empati yaparsanız ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Artık Kıbrıs’ta bir Türkiye sorunu vardır.

Bunu ben söylemiyorum.

Liderlerin görüşme masasında hep Türkiye vardır.

KKTC’de seçimi kim kazanırsa kazansın Rum liderle hep Türkiye’yi konuşacak.

Bence bundan böyle en doğrusu biz de, Rum da hep Türkiye ile görüşelim.

Eğer Kıbrıs’ta yaşayan insanlara çözüm vaat ediyorsak Türkiye ile iyi ilişki içerisine girmeliyiz.

Çözüm deyip insanları aldatmak doğru bir yaklaşım değildir.

KKTC olarak biz dahi hala daha Türkiye’ye derdimizi anlatmadık.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı 2015 yılında söz verdiği gibi duramadı.

Bugün onun acısını çekmektedir.

Türkiye karşıtı gibi durmanın nedeni de budur.

Göreve gelirken çok atıp tuttu yapamayınca da resmen çıldırdı.

Oysa işin aslı belli.

KKTC bir alt yönetim ve Türkiye’nin kontrolü altında!

KKTC’de önemli hayati kararlar Türkiye’den alınır.

Kapalı Maraş konusunda bile Türkiye barolar birliği başkanı bize ders vermeye çalışıyor.

Güya bizim Cumhurbaşkanımız var.

Veya devletimiz!

Hepsi göstermelik.

Bunu bildiğimiz halde makamın kavgasını veriyoruz.

Acaba Cumhurbaşkanı kim olacak diye…

Kim olursa olsun ne fark eder?

Hangisi bizi temsil eder?

Kim kazanırsa kazansın kaybeden hep biz oluruz.

KKTC’de yaşayan insanımızı bir türlü anlayamıyorum.

Mesela Akıncı KKTC’nin dördüncü Cumhurbaşkanı oldu.

Hiçbir varlık gösteremedi.

Şimdi bakıyorum bazı kesimler onu neredeyse kahraman gibi göstermeye çalışıyorlar.

Neymiş efendim; Akıncı dik duruyormuş.

Görevi süresince dik duramadı da şimdi mi dik duruyor?

Seçim dönemlerinde mi dik durulur?

Artık bu dik durma işine de bir açıklık getirelim.

Kıbrıs Türk insanı ne istediğini bilmelidir.

Öyle gözü kapalı konuşmamalı.

Yıllarımızı verdik hala ayni konuları konuşuyoruz.

Geçmiş seçimlerde ÇÖZÜM moda idi.

Şimdi DİK duranlar moda oldu.

Ben şahsen ne çözüm istiyorum ne de dik duranı!

Bana doğruları söyleyecek birisini istiyorum ama o da yok.

MESAJI OLAN ALSIN

  1. İSMAİL ARTER: Gazi Mağusa belediyesi hakkında çıkan haberlere artık bir cevap verme zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. Sanırım bu konuda çok geniş çaplı bir basın toplantısı yapma kararı alma zamanı gelmiştir. Bence bütün bu söylenen iddiaları çürütmek için derhal kolları sıvayınız çünkü bu iddialar hem size hem de Mağusa’ya zarar verecektir.
  2. SİBEL SİBER: Cumhurbaşkanlığı adaylığı için zaman daralıyor, önümüzdeki hafta süre bitiyor ve sanırım hafta içinde aday olup olmayacağınızı öğreneceğiz. Gördüğüm kadarı ile eğer siz aday olursanız Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı eleştiren en çok siz olacaksınız, seçimlere de ayrı bir renk katacaksınız. Bugün oldu hala sizden başka Akıncı’yı eleştiren olmadı.
  3. ALİ KARAVEZİRLER: Kitapçığın isim de çok güzel olmuş “Hizmet etmek sevmekle başlar” Sevgi oldu mu? Her iş başarılı sonuçlanır, her şeyin başı sevgidir. Siz göreve gelirken büyük bir aşkla görevi devraldınız ve göreve geldiğiniz günden beri bölge halkına sevginizi vererek çalışıyorsunuz. Aylar önce bölgede bölge halkı ile röportajlar yaptım ve herkes de sizden çok memnun olduğunu söyledi. Dünkü basın toplantısında da basına yaptığınız icraatları anlatırken yüzünüzde sevgi vardı.
  4. MUSTAFA AKINCI: Geçen akşam sizi izlerken çok yorgun ve bitkin olduğunuzu gördüm. Seçim propaganda dönemi henüz daha başlamadı, umarım önümüzdeki günler sizleri daha çok yormaz. Bu arada Hasan Hastürer’in size sorduğu sorular da sizi hayli üzdü ve sinirlenmenize neden olmuştur. Bence sorulması gereken sorulardı ve en azından soruların ısmarlama sorular olmadığını anladık. Dün akşam da Alayköy’e on beş dakika rötarlı gitmeniz bazı kişiler tarafından eleştirildiniz bilginiz olsun.
  5. HALİL OKTUNÇ: Hocam artık uzak doğuda da tanınıyorsunuz sanırım artık sizin de oraları ziyaret etme zamanınız gelmiştir. Bond Adası sizi çağırıyor, Alper Orel sizinle ilgili ayrıntılı tüm bilgileri orada sizi bekleyen arkadaşlara vermiştir. Giderseniz hiç zorlanmayacaksınız huyunuzu, boyunuzu ve hobilerinizi de biliyorlar artık. Bence bu fırsatı kaçırmayın en erken zamanda seyahatinizi gerçekleştirin.
  6. TUFAN ERHÜRMAN: Dün bir açıklamanızda “dışarıdan para gelmesini beklememeliyiz artık” dediniz, bence çok doğru söylediniz. Çünkü bugüne kadar başımıza ne geldiyse bu para yüzünden gelmiştir. Bu söylem “Ankara ne memurunu ne de paranı istemiyoruz” gibi bir söylem daha kibarı söylenemez her halde. Parayı veren düdüğü çalar anlayışı artık sona ermelidir. Akıncı’nın söylediklerinin daha kibarını söylüyorsunuz, bence bu yöntem daha etkili.
Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı