Meyve veren ağaç taşlanır

HP Milletvekili Jale Refik Rogers, “Halkın Partisi’nin başlangıçtaki çizgisinden veya vaatlerinden uzaklaştığı” ile ilgili eleştirilere şu yanıtı verdi.

20 Ocak 2020 - 11:01

Fadime Aydın Altunterim-

Genetik uzmanlığı alanında aldığı eğitimi Amerika’da tamamladıktan sonra çok sevdiği ülkesine dönüş yapan, her alanda daha iyi işlere imza atmak için çalışan bir isin Jale Refik Rogers. Eğitim ve mesleki tecrübesini toplum faydasına dönüştürebilmek için çıktığı bu yolda siyaset dünyasında da yer alan Rogers ile gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden, turizme birçok konuyu konuştuk.

Kariyer sürecinizde siyasete geçişiniz nasıl oldu?

ROGERS: Eğitimim için gitmiş olduğum Amerika Birleşik Devletleri’nde doktora programını tamamlamamın ardından, mesleğim olan Genetik uzmanlığı alanında ülkeme faydalı olabilmek için on üç yıl sonra geri döndüm. Adadaki çalışma hayatıma Yakın Doğu Üniversitesi’nin Eczacılık Fakültesinde kurucu öğretim görevlisi olarak başladım.  Ardından Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde Genetik Tanı Laboratuvarı kurulmasına öncülük ettim. Bu laboratuvar şu anda gerek Domuz Gribi, HIV ve Hepatit gibi bulaşıcı hastalıkların moleküler tespiti, gerek kanser genetiği alanında birçok önemli testin yapıldığı bir merkez olarak halka hizmet vermektedir.  Kendi ülkemde sağlık alanında bir şeylerin değişimine katkı koyabilmek beni çok mutlu etti. Genetik, ben ülkeye döndüğümde yeni bir alandı.  Bu alanı geliştirebilmek için dönemin siyasilerine gidip çalışmalarımızı ve destek verirlerse daha neler yapabileceğimizi anlatırdım.

“POLİTİKA GÜÇLÜ BİR ARAÇ”

Her yeni gelen sağlık bakanına laboratuvarı, çalışmalarımızı, alanın gerekliliğini anlatma ihtiyacı duyuyordum. Bu noktada topluma katkı koymak isteğim, olumsuz bir akışta süregiden şeyleri değiştirme dürtüm siyasete girmeme neden oldu. Politikada olmak bir şeyleri değiştirmek için güçlü bir araç. İlk etapta 2015 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kudret Özersay’a gönüllü destek vererek siyasetle tanıştım, sonra ekip olarak parti kurma kararı aldık. Halkın partisi bu ülkede değişime katkı koymak isteyen bir avuç idealist, kendi alanında uzman kişinin bir araya gelmesi ile kuruldu. Bu ekibin içinde olduğum için mutluyum ve ülkemiz için umutluyum.

“DAHA İYİSİNİ YAPMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

HABERCİ: Bağlı olduğunuz Halkın Partisi’nin başlangıçtaki çizgisinden veya vaatlerinden uzaklaştığı ile ilgili eleştiriler var. Bunlar için ne söylemek istersiniz?

ROGERS: Bu konuda ‘meyve veren ağaç taşlanır’ diye düşünüyorum. Halkın Partisi, sosyal adalet ve iyi yönetim ilkeleri üzerine kurulmuş bir Parti. Bu prensiplere bağlılığımız hiç değişmedi. Halkın Partisi bugüne dek söylediklerini hayata geçirmek için çalışıyor. Gerek meclisteki vekillerin, gerek kabinede bulunan bakanların icraatları, çalışmaları, azimleri ortadadır. Partimiz savunulan felsefeye uygun hamleler ile ilerledi ve ilerliyor. Tabi ki her zaman daha iyisini yapmak için çalışmaya devam ediyoruz.

“GENÇ VE DİNAMİK BİR EKİBİZ”

Değişim sancılı bir süreç.  Yıllardır süregelen statükoyu yıkmak kolay bir şey değil. Ama somut çalışmaların yanı sıra, uzun vade de farkın açıkça fark edileceği kanaatindeyim. Mecliste en az devamsızlığı olan vekiller Halkın Partisi vekilleri.  Yasamada, komitelerde çok aktif çalışıyoruz, genel kurula eksiksiz katılmaya çalışıyoruz. Ve oraya gerçekten iş yapmak için gelmiş, genç dinamik bir ekibiz. Dışişleri Bakanlığı bu dönem dış politikada en aktif olunan dönemini yaşıyor.   Ulaştırma alanında tüm yapılacak yollar için istimlak problemleri çözüldü. Önemli yol projeleri yapılmaya başladı. Araç kayıtta online döneme geçildi. Yıllardır seyrüsefer parası ödemek için uzun kuyruklarda bekleme dönemi artık sona erdi.  İçişleri Bakanımız sözünü tutarak bir yıl içinde Gazi Mağusa-İskele-Yeni Boğaziçi imar planını tamamladı.  Birçok tartışma olmasına rağmen Bakanlığın çalışmalarıyla, Belediyeler ve sivil toplum örgütleri ile orta yol bulunarak bu kesimlerin plana destek verdiği bir noktada uzlaşıldı. Başbakan bu planı resmi gazetede yayımlamamayı tercih etti ancak bu o bölgede şehir planlama dairesinin yaptığı özverili çalışmayı değersizleştirmez.  Şu anda, bölgede talanı önlemek açısından emirname yeniden yürürlüğe girdi, ama bölgedeki talep imar planının yürürlüğe girmesi yönündedir.  Bölgenin ihtiyacı da budur.  Muhaceret tüzüğünün altmış yedi yıl sonra ilk defa değiştirilmesi ile de ülkede yaşayan nüfus kayıt altına alınıyor.  Planlı yaşam için birçok adım atılıyor. Bu adımların etkisini ilerleyen yıllarda daha net görebileceğimize inanıyorum.

“ÇALIŞMA HAYATIYLA İLGİLİ İYİLEŞTİRMELERE İHTİYAÇ VAR”

Bu noktada şunu sormak isterim. Adadaki taşıma işgücünün ciddi anlamda suiistimal edildiği açık. Örneğin devlet eliyle dahi; nüfusun yasal hale gelmesine yönelik olarak yapılan çalışma dikkatimizi çekiyor. Biz adada izinsiz yaşayan insanları önce tutuklayıp deport ettik sonra af çıkardık. Bu durum anlamlı mı sizce? Yani deporttan evvel, zorunlu çıkışlar sağlanmadan muhaceret affı çıkarıp, sonra kayıt dışılık için gerekli baskıyı yapmamız gerekmez miydi? Bu ve benzer suiistimallerin önüne nasıl geçebiliriz sizce?

ROGERS: Gündemde olan sigorta affı Çalışma Bakanlığı’nın kontrolünde olan bir olay, deport işlemleri ise İçişleri Bakanlığı’na bağlıdır. Ben bilerek ve isteyerek birilerinin deport edildiği, sonra da affın hedeflendiğini düşünmüyorum.  Ülkede deport koşulları yasa ile düzenlenmiştir. Yasal olarak ülkede bulunulmadığı durumlarda deport yasa gereğidir. Ama şunun da altını çizmek isterim ki  ülkemizde çalışma hayatı ile ilgili iyileştirmelere ihtiyaç vardır.  Bu yönde mağdur olan hem işverenler hem de işçiler mevcuttur.

“CİDDİ BİR YASAL BOŞLUK VAR”

Buna ek olarak birçok Uluslararası raporda da Kuzey Kıbrıs üzerinden insan ticareti yapıldığı ile ilgili bulgular olduğu raporlanmıştır. Ülkemizde yaşanan insan ticareti mağduriyetlerinde devletin dayanabileceği bir yasa yok şu anda.  Ben meclisteki diğer çalışmalarımın yanında, İnsan Ticareti ile ilgili kapsamlı bir yasa hazırlamak için de çalışma yapmaktayım. Ülkemizde bu yönde ciddi bir yasal boşluk mevcuttur. Mağdurların nasıl koruma altına alınacağı, ülkede ikameti, sağlık sistemine erişim hakkı ve daha birçok ilgili nokta bu yasada düzenlenecektir. Aynı zamanda, şu anda Meclis Hukuk Komitesi’nde insan ticaretinin ve insan kaçakçılığının suç haline gelmesi için ceza yasasına yeni maddeler eklenmesi için bir yasa önerisi üzerinde çalışma yapılmaktadır. Hayata geçirebildiğimiz zaman insan ticaretini önlemede ciddi oranda iyileştirme sağlayacağımıza eminim. Ülkemizde yaşanan bir insanlık ayıbına dur diyebileceğiz.

“ÖZERSAY BU İŞİ EN İYİ YAPABİLECEK KİŞİ”

HABERCİ: Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleri partiniz ve kendi adınıza neler söylemek istersiniz?

ROGERS: Sn. Kudret Özersay parti başkanlığından ayrılarak bağımsız adaylığını açıkladı. Halkın Partisi olarak elbette biz de onu destekleyeceğiz. Onu eğitimi, bilgi birikimi ve on iki yıllık müzakere deneyimiyle bu işi en iyi yapabilecek kişi olarak görmekteyim. Bizi uluslararası arenada en iyi temsil edecek kişidir. En önemlisi ise bu yönde bir tutkusu var. Seçime girecek birçok aday var. Ülkemiz için en hayırlı ne ise o olmasını umuyorum ve Kıbrıs Türk toplumunu en iyi temsil edecek kişinin kazanmasını diliyorum.  Cumhurbaşkanlığı makamı anayasal olarak siyasi kimlikten arınılmasını gerektiren, bağımsızlık gerektiren bir makam.  Oy verirken siyasi logoya değil de bu işi en iyi kim yapar diye düşünerek oy vermek önemlidir diye düşünüyorum.

“EKO TURİZMİ CANLANDIRMALIYIZ”

HABERCİ: Uzun yıllar yurtdışında yaşadınız, ada turizmini hangi noktada görüyorsunuz? Neler yapılabilir?

ROGERS: Adada turizm son on yılda şekil değiştirdi. Casino turizminin ülkemizde artması ile küçük turistik işletmeler zarar görmeye başladı.  Avrupalı turistin tercihi olan bu tesislerin azalmasıyla, çarşıya inen, esnaftan alış veriş yapan turist sayısı da azalmaktadır. Casino turisti genelde hotel dışına çıkmıyor.

Ülkemiz, dağ ve denizin çok yakın olduğu ender ülkelerden birisidir. Aynı gün hem denize girip, hem kaya tırmanışı, hem yamaç paraşütü yapabilirsiniz örneğin.  Muhteşem bir denizimiz var. Butik oteller, aile işletmeleri canlandırılmalı. Bunu devlet eliyle desteklememizin yanı sıra bireysel olarak da hamleler yapmaktan çekinmemeli. Son yıllarda el yapımı, el işi ürün satılan yerlerin azaldığını gözlemliyorum.

“FARKLI ALANLAR YARATILMALI”

Çarşıya eskisi gibi turist gelmediği için bu tip dükkânlar, işletmeler yavaş yavaş kapanmak zorunda kalıyor. Bizim turizmi teşvik ederken farklı alanlar  yaratmamız önemlidir. Son zamanlarda Lefkoşa surlar içinde bu yönde bir canlanma var.  Bu çok olumlu bir gelişme. Karpaz’da bu yönde çalışmalar var. Bunlar geliştirilmeli. Eko turizmi daha da canlandırmalıyız. Eko turizm, aile işletmeleri, Lefkoşa surlar içinde açılan kafelerin canlılığın artırılması, el yapımı ürünlerin pazarlanmasının sağlanması ve benzeri faaliyetleri artırabilirsek, turizme de, ekonomiye de canlılık geleceği fikrindeyim. Ülkemizin kültürünü korumak ve tanıtmak açısından da bu yönde turizmi geliştirmenin önemli olduğunu düşünüyorum.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı