“Mesleklerin cinsiyeti değil, karakteri vardır”

Erkeklerin yoğunlukta olduğu şantiye alanlarında genç bir kadın çalışan olmakla ilgili düşüncelerini Haberci'yle paylaşan Mimar Taylan Taşören, şantiyede kadın olmanın zorluklarını anlattı.

7 Ekim 2019 - 09:30

Mesleklerdeki cinsiyet algısıyla ilgili tabular zaman içerisinde birer birer yıkılmaya devam ediyor. Erkeklerin yapabileceği meslekler ya da kadınların yapabileceği meslekler olarak yapılan ayrıştırmalar, karşı cinsin egemen olduğu meslek dallarını tercih eden kişiler sayesinde son buluyor.

Mimar Taylan Taşören, diğer kadın meslektaşlarının aksine mimarlık fakültesinden mezun olduktan sonra ofiste çalışmak yerine şantiye mimarlığını tercih etti. Erkeklerin yoğunlukta olduğu şantiye alanlarında genç bir kadın çalışan olmakla ilgili düşüncelerini Haberci’yle paylaşan Taylan Taşören, şantiyede kadın olmanın zorluklarını anlattı.

Taşören, “Bir kadın eğer isterse üstesinden gelemeyeceği iş yoktur. Bir şantiyede kadın mühendis ya da kadın mimar olmanın deneyimi çok farklıdır. Tabuları bir noktada yıkmamız gerektiğini ve mesleklerin cinsiyeti olmadığı gerçeğini benimsememiz gerekiyor” dedi.

“SAHADA ÇALIŞMAK DAHA KEYİFLİ”

Küçük yaşta müzik eğitimi ile mimarlık eğitimi almak arasında ikilem yaşayan ve hayali olan mimarlık mesleği için tam donanımlı bir eğitim almak amacıyla Meslek Lisesi’nde yapı ressamlığı bölümünü tercih eden Taylan Taşören, lise eğitiminin ardından GAÜ Mimarlık Fakültesi’nden mezun olup meslek hayatına adım attığını ifade etti.

 “Üniversite eğitimim sırasında ilgim daha çok sahaya doğru yöneldi. İşin teknik ve tasarım eğitimini aldıktan sonra tek eksiğimin saha tecrübesi olduğunu fark ettim. Sabahtan akşama kadar ya da günlerce bir ofiste sadece çizim yapma düşüncesi benim için mesleki tatmin açısından yetersiz geldi” diyen Taşören, “Kafanızdaki düşünceleri birleştirip bunu kâğıda dökebiliyorsunuz fakat hayal ettiğiniz projenin gerçeğe dönüşmesi ve bunun aşamaları da büyük bir merak” şeklinde konuştu.

“ŞANTİYEDE ÇALIŞMA İSTEĞİM GARİPSENDİ”

Üniversite eğitimi sırasında zorunlu şantiye stajı yaptığı sırada şantiyede çalışmanın kendisine büyük bir keyif verdiğini söyleyen Taylan Taşören, “Hayal ettiklerinizin gerçeğe dönüştüğünü görmek bana büyük bir haz verdi. Bu nedenle meslek hayatıma başlarken önceliğimin saha olmasını ben tercih ettim. İş başvurusu yaptığım zaman saha mimarlığını tercih ettiğimi özellikle belirttim. Bu talebim şaşkınlıkla karşılandı, garipsendi çünkü bir kadın olarak şantiyede bulunmak ve bunun zorluklarına karşı hazır olup olmadığım sorgulandı. Genç ve tecrübesiz bir mimar olarak meslek hayatıma sahada başlama isteğim tuhaf karşılandı fakat işverenim bana bu konuda şans vermeyi kabul etti” diyerek meslek deneyiminin şantiye mimarlığıyla başladığını dile getirdi.

Bir yapının sıfırdan oluşumunun her aşamasını birebir takip etmek ve buna katkı koymanın bir mimar açısından çok kıymetli olduğunu vurgulayan Taşören, “İşin mutfağında olmak, işçilerin çalışma koşullarına birebir şahit olmak, yeri geldiğinde işçilerle aynı sofrada bir ekmeği bölüşmek ve yeri geldiğinde işçilerle birlikte onların demlediği çayı içmekte sadece mesleki açıdan değil insani açıdan gelişmenizi sağlıyor” dedi.

“KIŞTA DAHA FAZLA ÜŞÜYÜP YAZDA YANIK PROBLEMİ ÇEKİYORUM”

Fiziksel farklılıkların genellikle kadınların dezavantajına olduğunu söyleyen Taylan Taşören, “Kış aylarında bir erkeğe oranla çok daha fazla üşüme problemi yaşıyorsunuz ya da yazın amele yanığı dediğimiz olay bir erkeğe oranla bir kadın için daha fazla sağlık sorunları yaratır. Bir erkeğe oranla çok daha çabuk yorulduğumuz gibi negatif durumlar vardır. Çevremdeki insanlar en çokta şantiyedeki ustalarla ve işçilerle olan iletişimimin nasıl olduğunu merak ediyorlar. Cinsiyet fark etmeksizin eğer ki atak bir kişiliğe sahip değilseniz yani pasifseniz eğer şantiye ortamında çalışamazsınız. Siz insanlara doğru yaklaşırsanız, doğru üslupla ve insanca iletişim kurarsanız onlarda size karşı saygısını korur. Önemli olan iletişimde mesafeyi ve hiyerarşiyi koruyabilmek. Erkek nüfusun çoğunlukta olduğu bir ortamda ister istemez argo konuşmalara ya da şantiye dili dediğimiz olaya maruz kalıyorsunuz ve siz onları dönüştürmeye çalıştıkça aslında onlardan bir parça oluyorsunuz” şeklinde konuştu.

“TUVALET DURUMU EN BÜYÜK SORUN”

“Şantiye ortamında bir kadının karşılaşabileceği en büyük sorun tuvalet sorunudur diyebilirim. Açıkçası, inşaat halindeki metrelerce yükseklikte bir binanın tepesine çıkmak beni tuvaletimin gelmesi kadar korkutmadı. Şantiyelerde tamamen işçiye ve erkeğe yönelik tuvalet ihtiyacı giderme alanları vardır ve bir kadının kullanabileceği hijyenik ortamlar yoktur.  Bazı şantiyelerde tuvaleti temizleyip kapısını kilitleyip bir tek benim kullanımıma tahsis eden mühendis arkadaşlarım da oldu. Birçok kez tuvalet ihtiyacım için eve gitmem gerektiği zamanlarda benim yerime bakan arkadaşlarım da oldu. Yani ekip çalışması ve dayanışmayla kadınlarda her işin üstesinden gelebilir. Bu tamamen ekip arkadaşlarınızın sizi kabullenip sizi ekibin bir parçası olarak görmesiyle alakalı. Şantiyede işe ilk başladığım gün iyi bir izlenim bırakma açısından yeni gömlek ve kot pantolonumla, saçlarım ve tırnaklarım yapılmış şekilde işe gittim. Günün sonunda ne kıyafetlerimden ve ayakkabılarımdan ne de saçım ve tırnaklarımdan eser kaldı. O gün nerede olduğumu anlamam için iyi bir deneyimdi. Yani bu işi yapacaksanız yazın toza, toprağa bulanmayı, kışın çamurların içerisinde batmayı ve kıyafetlerinize acımamayı göze almalısınız. Her kadının üstesinden kalkabileceği bir durum değildir çünkü dediğim gibi güçlü prensipleriniz olmalıdır” şeklinde konuşan Taylan Taşören, “Sabah kalkıp özensiz şekilde saçını toplayıp şantiyeye giden kadınla işten çıkıp duşunu alıp hazırlandıktan sonra arkadaşlarıyla dışarıya çıkan kadın arasında dağlar kadar fark olduğunu söyleyebilirim. Ofis çalışanları iş çıkışı arkadaşlarıyla buluşup kahve içmeye giderken ben işten çıkıp eve gidip duş almak zorunda kalıyorum. Tabi ki bunlar sadece fiziksel zorluklar. Mental olarak şantiye gibi bir ortamda çalışmak mesleki açıdan çok güzel bir deneyim” diyerek, bir kadın için şantiyede çalışmanın zorluklarını özetledi.

“MESLEKLERLE İLGİLİ TABULARI YIKMALIYIZ”

“Bana göre hiçbir mesleğin cinsiyeti yoktur karakteri vardır” diyen Taşören, “Erkekte olsanız, kadında olsanız karakter yapınız uygun değilse her mesleği yapamazsınız. Şantiye ortamında çalışmak için insan ilişkilerinizin iyi olması gerekiyor. Hem iletişim halinde hem de bir kadın olarak mesafenizi koruyarak iş ilişkilerinizi yürütmek zorundasınız. Şantiyede çalışmanın erkek mesleği olduğuyla ilgili tabunun yıkılmaya başladığını düşünüyorum. Özellikle sahada çalışan kadın mimar ve mühendislerin sayısı giderek artmaya başladıkça bu algının tamamen ortadan kalkacağına inanıyorum. Bilgi ve donanım açısından erkek ve kadın mimarlar arasında hiçbir fark yoktur hatta kadınların çok daha iyi sonuçlar elde edebileceğini düşünüyorum çünkü kadınlar yapıları gereği çok daha titiz ve çok daha detaycı olmaları bir artı olarak öne çıkıyor. Erkeklerin fiziksel güç avantajları olsa da kadınların bu titiz ve detaycı özellikleri daha kusursuz bir iş ortaya çıkarmalarını sağlıyor” diyerek, düşüncesini aktardı.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı