Maraş’taki hukuk ihlalleri

Kapalı Maraş’ın, %99.99’nun mülkiyet intikaline uğradığı sürecin arka planını ve sonrasını, Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Benter ve Türk Tarih Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Güray Kırpık, Haberci yazarı Pınar Gözek Dervişağa’ya değerlendirdi…

14 Temmuz 2019 - 11:16

Pınar Gözek Dervişağa –  Maraş’taki Mülkiyet Gerçeği – 3 – 

İngiliz İdaresi’nin başladığı 1878 tarihinden itibaren tamamı Lala Mustafa Paşa, Abdullah Paşa ve Bilal Ağa’nın Vakıfları olan Kapalı Maraş Bölgesi’nin, %99.99’nun mülkiyet intikaline uğradığı sürecin arka planını ve sonrasını Türk Tarih Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Güray Kırpık ve Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Benter ile değerlendirdik.

Kırpık, uluslararası arenada güçlü olursanız, haklılığınızı çok daha iyi savunabilirsiniz diyerek, Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya savaşında yaşadığı şeyler sırasında mutasarrıflık eliyle Vakıfların ihlalinin başladığının altını çizdi. Şu anki Maraş’ın % 99.9’na kadar kısmın mülke doğru gitmiş yani el değiştirilerek Vakıflıktan çıkarılmış olduğunu belirtti. Kırpık, “Herkes tarihe, Vakıf hukukuna uygun hareket eder ve saygı duyarsa uluslararası toplumu memnun eden sonuçlar ortaya çıkacaktır” dedi.

Benter, Vakıf mallarının başkalarının üzerine geçirilmesini savunmanın bir çeşit akıl tutulması ve ayıp olduğunu söyledi.

Benter,  Kıbrıs’ın İngiliz idaresine devredildiği 1878 Savunma Antlaşması doğrultusunda Evkaf’ın başına Osmanlı ve İngilizlerin atadığı birer yöneticinin Evkafı idare ettiğini belirtti.  1914 yılında,  uluslararası hukuka göre iki taraf savaş haline girince aradaki bu sözleşmenin geçersiz kaldığını, bunun neticesinde İngilizlerin, Evkaf idaresi için 2 kişiyi de kendileri atamaya başladığını ifade etti.

Benter, böylelikle, normal şartlarda Vakıfların aleyhinde bir hareket ya da işlem olduğunda itiraz etmesi gereken Evkaf’ın başındaki idareciler olması gerekirken, aslında bu ihlalleri yapanın da göz yumanın da aynı idareciler olduğunun altını çizdi.

Benter, tarihi belgelerle de Kıbrıs Türk toplumunun bu uygulamalara defalarca karşı geldiğinin görüldüğünü belirtti.  Benter, 1878 yılında İngilizlerin Evkaf’ın başına iki idareciyi de kendi atamasına Türk toplumunun tepki verdiğini söyledi.  Türklerin, 1955 yılında Vakıfların idaresini almasıyla defalarca hukuki süreçler başlatılmış olduklarına da dikkat çekti.  Benter, söz konusu hukuki süreçlerden bir tanesinin de ‘Tersefan Çiftliği’ davası olduğuna işaret etti.

Benter, bu Vakıf arazisinin Larnaka’da bulunduğunu 50 yıl boyunca Rum kullanıcılar tarafından çiftlik olarak kullanıldığını belirtti. 1955 yılında, İngiliz İdaresi Vakıfları Türklere devredince, çiftliğin Rum kullanıcılarının İngiliz Mahkemesi’ne başvurup, 50 yıllık bir süre geçtiği ve zaman aşımı olduğu iddiasıyla,  bu mülkün tapusunun kendilerine verilmesini istediklerini söyledi. Benter, İngiliz mahkemesindeki Rum yargıçların, Vakıf mallarında zaman aşımı olamayacağını ve bu çiftliğin Vakıf malı olduğu kararını verdiklerine dikkat çekti. Sonraki süreçte, mülkiyet iddia eden Rumların üst mahkemeye başvurmalarına rağmen orada da hüküm değişmeyince bu çiftliğin Vakıflara iade edildiğini anlattı.

Benter, zaman aşımı meselesinin toplum içerisinde çok yanlış anlaşıldığına dikkat çekerek, Vakıf mallarının mülkiyetinde zaman aşımı olamayacağını, ancak bazen kullanım haklarından dolayı zaman aşımı olabileceğini söyledi.

Benter, 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduktan sonra da Türk tarafının Vakıf mallarına sahip çıkabilmek için davalar açtığını ancak 1963 olayları çıkınca bu davaların devam ettirilemediğine vurgu yaptı.

Benter, geçmişte bazı ihmaller yapılmış olmasının, bunları düzeltmek için uğraşılmayacağı ya da haklarımızı bundan sonra aramayacağız anlamına gelmediğini ifade etti.

Benter, “Şimdi artık elimizde yapılan araştırmalarla Osmanlı Dönemi’nden, İngiliz Dönemi’nden her şey tüm bilgiler kütükler, tapular, koçanlar vardır. Bize bugün bir kimse herhangi bir parselle ilgili çıkıp da bir soru yöneltirse, o arazinin 1571’den itibaren bugüne kadar hangi işlemlerden geçtiğin tüm detaylarıyla 10 saniyede ortaya koyabiliriz” dedi. Benter,  haklarımızı sonuna kadar da arayacağız diyerek kararlılıklarını ortaya koydu.

Benter, 1878 de İngilizler adaya geldiğinde yapılan antlaşma ile Vakıf mallarını Vakıf Kanunlarına göre idare edeceklerini imzalarıyla taahhüt ettiklerinin de altını çizdi. Bu prensibin ve taahhüdün Lozan’da da, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken de, KKTC kurulurken de kabul edildiğine vurgu yaptı.

Vakıf Kanunlarında göre Vakıf malının satılamayacağını, hibe edilemeyeceğini, hediye edilemeyeceğini ve hiçbir şekilde Vakıf malı olmaktan çıkarılamayacağına dair hükümlerin olduğuna dikkat çekti.

Benter, İngiliz İdaresi’nin 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda, bazı Vakıf malları için ‘insanlar bu malları kullansın, aylık kirasını ben, yıllık toplu ödeyeceğim’ dediğini ve 1940’lı yıllardan itibaren kendisi ödemeye devam ettiğini belirtti. Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda ise bu kiralar yıllık olarak Evkaf İdaresi’ne ödenmeyi sürdürdüğünü, ancak 1963 olayları çıktıktan sonra bu ödemelerin kesildiğine dikkat çekti. Benter, buraların Vakıf malı olduğunu kabul ettikleri için bu ödemeleri yaptıklarına vurgu yaptı.

Benter, “Türkiye’de 1923’de Cumhuriyet kurulduktan sonra Vakıf Kanunları geçersiz sayılarak başka kanunlar çıkarıldı. Ancak Kıbrıs’ta Vakıf Kanunları Osmanlı Dönemi’nde de, İngiliz İdaresi’nde de, Kıbrıs Cumhuriyeti Dönemi ve sonrasında da hep devam etmiş, değiştirilmemiştir” dedi.

Benter, Kapalı Maraş konusunda 1990’da orijinal İngiliz tapuları ve kütükleri ortaya çıkınca, Mağusa Kaza Mahkemesi’nin Maraş’ın Vakıf malı olduğu kararını aldığını, nitekim 2 – 3 sene önce de Yüksek Mahkemesi de bu kararı onayladığının altını çizdi.

Benter, “Vakıf demek iyilik yapmak demektir, iyiliği durdurmak insanlık suçudur” diyerek Vakıf işinin en değerli en güzel iş olduğuna da vurgu yaptı.

 

Etiketler

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı