“Maraş’a karşılıksız olarak dahi geri dönüşü reddettik”

Alihtia gazetesi Rumların, bugüne kadar kendilerine sunulan toplam 10 Maraş’a geri dönüş fırsatını reddettiklerini hatırlattı, neredeyse yarım yüzyıldır özel statüde korunan kenti şu anda “kesin kaybetme riski altında olduklarına” dikkat çekti.

14 Ağustos 2019 - 17:04

Güney Kıbrıs’ta yayınlanan Alihtia gazetesi, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 2’nci aşamasının 45’inci yıl dönümü vesilesiyle yayımladığı haberini “Maraş’la İlgili 10 Kayıp Fırsat… İngiliz-Amerikan-Kanada  Planı’nı, Gobi Haritası’nı, Cuellar Göstergeleri, Cuellar’ın Birleştirilmiş Belgelerini, Gali Fikirler Dizisi’ni, Annan Planı’nı, vb Reddederek Sakinlerinin Karşılıksız Olarak Dahi Geri Dönüşünü Reddettik” başlığıyla manşete çekti.

Gazete iç bölümünde iki tam sayfada detaylandırdığı haberinde, 1974 sonrasında Maraş’ın büyük bölümünün kapatılması, diğer bölgeler gibi iskâna açılmamasının bölgede farklı bir kurulu düzen yarattığına ve Maraş kökenlilerin geri dönüş ümidini canlı tuttuğuna vurgu yaptı.

Maraş’la ilgili kayıp fırsatlar

“O zamanda bugüne kadar sakinlerine, gerek kapsamlı bir çözüm çerçevesinde gerekse bugüne kadar korunan statüsü nedeniyle çözüm çerçevesi haricinde geri dönmeleri için birçok ve inanılmaz fırsat sunuldu” ifadesine yer veren gazete sözünü ettiği fırsatları kronolojik sırasına göre özetle şöyle aktardı:

“Temmuz 1978’de Rauf Denktaş, o zaman 4’üncü yılı devam eden ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosunun baskısı altında, iyi niyet göstergesi olarak Maraş’ın 35 bin konutunu iade etmeyi önermiş, karşılığında çözüm müzakerelerinin başlamasını istemişti. Kıbrıs Rum tarafı öneriyi kavun kabuğu (muz kabuğu) olarak niteleyerek reddetti. Öneri sabah sunuldu, Spiros Kiprianu akşam düzenlenen mitingdeki konuşmasında reddetti.

Dört ay sonra, Kasım 1978’de Kıbrıs Rum tarafının  çözüm müzakerelerine katılması şartı ile Maraş’ın iadesini öngören İngiliz-Amerikan-Kanada çözüm planı dayatılmıştı. O plan temelinde Maraş sakinleri  BM yönetiminde geri dönecek ve müzakerelerin varacağı sonuçtan bağımsız olarak evlerinde kalacaklardı. Çözüm planı başta DİSİ ve AKEL tarafından kabul edildiyse bile Moskova’nın telkiniyle daha sonra reddettik. Menşei nedeniyle reddettiğimizi söyledik.

1981 baharında  BM’den Maraş’ın iadesi ve Lefkoşa Havaalanı’nın iki geliş ve iki gidiş ile açılması (mini güven yaratıcı önlemler paketi) ve aynı zamanda ‘Kıbrıs Türk Devleti’ne herhangi bir meşruiyet kazandırılmasının Red Beyanı imzalanması önerisi geldi.  Hukuk danışmanımız Ian Brownlie 70 sayfalık bilirkişi raporu ile ‘önerilen hal çaresi (yani Lefkoşa Havaalanı’nın iki geliş ve iki gidiş ile açılması) Kıbrıs Türk devletinin açık veya örtülü tanınmasını teşkil etmediği görüşünü sundu.

6 ay sonra Ekim 1981’de BM’nin ilk resmî haritası (Hugo Gobi Haritası)  Maraş’ı Kıbrıs  Rum bölgesine konumlandırdı. Gobi Haritası BM Genel Sekreteri Curt Waltheim ve onun halefi Peres De Cuellar tarafından onaylandı. Cuellar haritayı, Ağustos 1983 tarihli ‘Göstergeleri’ inisiyatifinin toprak yönüne dair  zemin olarak kullandı. Cuellar Göstergeleri’ni reddettik, bu da zamanın Dışişleri Bakanı Nikos Rolandis’in istifasına neden oldu.

Gerek De Cuellar’ın Birleştirilmiş Belgeleri (1985-86) gerek Gali Fikirler Dizisi (1992) Maraş’ın iadesine ilişkin maddeler içeriyordu. Her iki inisiyatifi de reddettik.

Annan Planı (24 Nisan 2004), plana referandumda evet deseydik, daha iki buçuk ay sonra Maraş sakinlerinin 4 Ağustos 2004’te geri dönmelerini açıkça öneriyordu. Reddettik.

Maraş’ın iadesiyle ilgili onuncu ve son fırsat da 2017 yazında Crans Montana’daydı, başarılı olmadı.”

“Maraş’ı da alarak genişleyecekler”

Alithia, haberini şöyle sürdürdü:

“Tam 45 yıl boyunca Maraş, ölü ve terk edilmiş olarak bizi bekledi. Kesin kaybedilmesi açık riskine ulaştığımız bugüne kadar neredeyse yarım asır bizi bekledi. Türk ordusu ve Ankara’nın mutlak kontrolünde 45 yıldır özel bir durum olarak korunan Maraş ilk kez Kıbrıs Türk ‘sahte’ devletinin parçası haline getirilme aşamasının eşiğinde. ‘Sahte’ devlet ilk kez genişleyecek ve Maraş’ı da alacak. ‘Sahte’ devletin idarî sınırlarını bölgesel genişletme ile tehdit ediyor.”

Etiketler

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı