Lobicilik şart!

Unutulmamalı ki; siyasal iletişimin olmazsa olmazıdır lobicilik.

15 Şubat 2020 - 12:49

Küreselleşen dünyada lobicilik karar alma süreçlerinde artık çok ciddi bir unsur haline gelmiştir. “Yıllardır ambargolar altındayız”, “elimiz kolumuz bağlı” ve diğer pek çok benzer söylemlerinin altına sığınarak yerimizde sayıyoruz. Hatta pek çok alanda bu yüzden geriye gittik dersek hiç de abartı olmaz diye düşünüyorum.

Biz Kıbrıs Türk toplumu olarak mağduriyetlerimizi, haklı olduğumuz yönleri, düşüncelerimizi uluslararası topluma anlatabilmek için gereken çabayı göstermekte eksik kaldık… Onbinlerce vatandaşımızın yaşadığı İngiltere’de bile yıllarca bu faaliyetleri gerektiği gibi yapamadık. Düşünsenize İngiltere Başbakanı Boris Jonhson ve Partisinin seçim bildirgesinde Kıbrıs dâhil bazı sorunlu bölgelerde iki devletli çözümün destekleneceği ve Avrupa Adalet Divanı kararları kapsamında olunmayacağı yani ek pazardan gümrük birliğinden çıkılacağı gibi bizleri çok yakından ilgilendiren önemli ifadeler yer alıyordu. Peki, biz seçimlerden hemen sonra bununla ilgili ne yaptık? Kocaman bir hiç… Ta ki geçtiğimiz gün Başbakan Ersin Tatar Londra’ya gidip bir takım temaslar yapana kadar böyle bir durumdan bile çoğumuz haberdar bile değildik…

Unutulmamalı ki; siyasal iletişimin olmazsa olmazıdır lobicilik. Ama bizler siyasal ve sosyal çıkarlarımız için lobiciliği kullanmayı beceremedik. Bugüne kadar azımsanmayacak miktarda ciddi bir bütçeyi tanıtım faaliyetleri adı altında heba ettik. Oysa siyasi sosyalliği güçlü olan eski kongre üyelerinden, eski üst düzey bürokratlardan veya profesyonel lobicilik şirketlerinden hizmet alarak tutarlı ve bilinçli bir yol izlemeyi ya akıl edemedik ya da önemsemedik. Kısa kısa belli dönemlerde destek değil benim ifade etmek istediğim. Uzun vadeli ve profesyonel nitelikte Kıbrıs Türk lobisi oluşturmanın zemini olabilecek nitelikte girişimler sözünü ettiğim…

Bundan sonraki süreçte, zaman kaybetmeden Kıbrıs Türk lobisi hem Avrupa Birliği hem de ABD’de kiralanacak profesyonel lobi şirketleri Kıbrıs’ı ilgilendirecek her türlü gelişmeyi takip etmekle sorumlu olacak şekilde organize edilmelidir. Bilindiği üzere; ABD’de Yahudi lobisi kadar etkili olmasa da Rum Lobisi de oldukça etkilidir. Ve bizlerin de Türkiye ile işbirliği içerisinde kendimizi en doğru şekilde anlatabileceğimiz her türlü fırsatı değerlendirmemiz bir zorunluluktur.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile Kıbrıs Türk halkı toplum lideri ile beraber gelecekte Kıbrıs’ta nasıl bir çözüm temelinde bir gelecek istediğinin de kararını verecektir. Yeni Cumhurbaşkanı kim olursa olsun öncelikle farklı farklı siyasi düşüncelere sahip olan halkını ayırt etmeden kucaklamayı bilmelidir. Ayrıca Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını koruyarak, haklılığını her platformda lobicilik faaliyetleri ile destekleyerek anlatabilmektedir.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı